24 05 2008

Olmazlara sevdalıyım...

Olmazlara Sevdalıyım biliyorum           olmazların peşindeyim olmazların içinde               olmazlara sevdalıyım düşlere vuruyorum olmazları düşlerde taşıyorum         umutsuzluğun umudunu                                        güzelim dündeki ayak izlerine bakıyorum                        nar ekşisi burukluğunda gerçekle düşün sarmalında olmazların bugüne düşen gölgesine                         yeni olmazlar ekliyorum düşlere vuruyorum olmazları düşlerde taşıyorum                 umutsuzluğun umudunu                                                   güzelim          Cumhur Turan   arkadaşım eşinin şiir kitabını armağan getirdi bende bu şiiri sizlerle paylaşmak istedim. şairimizin ellerine ve yüreğine sağlık.        ... Devamı

22 05 2008

husky (ice hamile)

      biliyosunuz benim 2 köpeğim 1 kedim var.yukardaki ice kendi bebekti bize geldiğinde şimdi hamile bugün yarın doğuracak bakalım kaçtane yavrumuz olacak.merakla bekliyoruz uyku yok bize devamlı doğum başladımı diye bakıyoruz karnı kocaman oldu.yavruları olunca size yazarım... Devamı

22 03 2008

El Yıkamanın Hayati Önemi

    Her türlü mikrobun bulaşmasında araç, yeteri kadar yıkanmayan ellerdir diyen Prof. Dr. Bülent Baysal, bir günde en az 8 kez el yıkanmalıdır. Hastane personelinin ise günde 15-20 defa el yıkaması lazım uyarısında bulundu. Selçuk Üniversitesi (SÜ) Meram Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bülent Baysal, yeteri kadar yıkanmayan ellerin, her türlü mikrobun bulaşmasında araç olduğunu söyledi. Prof. Dr. Baysal, Meram Tıp Fakültesi Hastanesinde görevli hemşirelerin, vatandaşları el yıkama konusunda bilinçlendirmek için, üzerinde ??El Yıkamak Hayat Kurtarır yazılı, yakalara iğnelenebilen küçük kağıtlar bastırıp dağıttıklarını söyledi. El yıkamak hayat kurtarır sloganının herkes için önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Baysal, ellerin yıkanmasına gerekli önemin verilmemesinin, ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu. Türk adetlerinde yemekten önce ve sonra el yıkandığını, ayrıca tuvaletten sonra da ellerin mutlaka yıkanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Baysal, Günde ortalama 8 defa ellerin yıkanması lazım, ancak yıkıyor muyuz? Hayır pek çoğumuz yıkamıyoruz. Oysa tüberkülozdan sarılığa kadar, el üzerindeki mikroplardan bulaşan pek çok hastalık var dedi. HASTANE ENFEKSİYONLARINA KARŞI EL YIKAMA Tıbbi personelin her girişimden önce ve sonra ellerini yıkaması gerektiğini bildiren Prof. Dr. Bülent Baysal, şunları kaydetti: Tıbbi personel normal vatandaştan daha sıklıkla el yıkamalıdır. Hastane personelinin günde 15-20 defa el yıkanması lazım. Ancak bu öylesine el yıkama şeklinde değil, sabunla, bazı zamanlarda da antiseptikli malzemelerle ellerin yıkanması lazım. Bu alışkanlık, hastane enfeksiyonlarının önlenmesine ciddi katkı sağlayacaktır. El yıkandığı takd... Devamı

19 05 2008

19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK ve SPOR BAYRAMIMIZ KUTLU OLS

BENİM NACİZ VÜCUDUM ELBET BİR GÜN TOPRAK OLACAKTIR ANCAK TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLELEBET PAYİDAR KALACAKTIR. Devamı

02 04 2008

güzel....bir resim...

çok hoşuma gitti  *** FATMA *** dan alıntıdır.tşk Devamı

14 05 2008

BEŞİ BİR YERDE ÇAYI İLE ZAYIFLAYALIM

      Arkadaşlar meşhur beşi bir yerde çayını duymuşsunuzdur emenim yaz ayları yaklaştıkça bütün hanımlar kilo verme telaşında.Ben de sizlerle paylaşmak istedim bu konuyu konunun uzmanı değilim ama birçok diyet uzmanından duyduğum ve araştırdığım kadarıyla işe yarıyormuş hem doğal bitkiler olduğu için içim daha rahat.Bende aldım ve kullanmaya başladım günlük 3 bardak içiyorum 4 den fazlası tavsiye edilmiyor zaten tadı o kadar kötü değil aktarlarda bulabilirsiniz. Beşi bir yerde nasıl hazırlanıyor? Bir litre kaynamış suya birer çay kaşığı mate, yeşil çay, funda, biberiye ve kekik yaprağı atılır. On dakika demlenmesi beklenir ve süzülerek içilir. Baharın ilk günlerindeyiz. Yaza daha üç ay var. Bir başka deyişle kışın aldığınız kilolardan kurtulmanız için üç ay süreniz var. Bu süre yaza sağlıklı ve ‘fit’ girmek için yeter de artar bile. Peki ama nasıl yapmalı, hangi diyetisyene gitmeli, hangi diyetleri günü gününe takip etmeliyiz? Telaşlanmayın! Size bir diyet programı önerecek değiliz. Hemen her aktarda bulabileceğiniz beşi bir yerde formülü ile üç ayda 20 kilo vermeniz mümkün! Nasıl mı? Şöyle: Mate yaprağı, kekik, funda yaprağı, biberiye ve yeşil çaydan oluşan karışımı, günde üç fincan içmeniz yeterli. Biz söylemiyoruz, uzmanlar öyle diyor! Sağlıklı beslenme ve yaşam uzmanı Dr. Ender Saraç, doğal yollardan kilo vermenin insan sağlığı için büyük önem taşıdığını söylüyor. ‘Bitki yaprakları, dengeli bir şekilde kullanıldığında vücuttaki yağları yakmaya ve kolesterolü dengelemeye yardımcı oluyor’ diyen Saraç, bitki çayı diyetiyle ayda beş kilo vermenin mümkün... Devamı

08 05 2008

ANNEM'E.....

  zamanı böldüm uzaklarda, parçalara ne kadarı bendendi, ne kadarı benimdi hatırlamıyorum şimdi. o bölünmüş zamanlarda işte ben özledim seni anne, özlemeyeceğimi sandığım zamanları anımsayıp bir de gözyaşı döktüm avuçlarıma.   özledim seni anne, zaman akıp gidiyor bulutlara takılıp ve böldüm onu parçalara kimisinde ben uyudum sabahlara, kimisinde bana yemek pişirdiğin günler uyandı. gecenin erken indiği günlerde sokaklara sen evdeydin, ben biryerlerde... zamanı böldüm uzaklarda, parçalara 'anne'diye diye    sensiz yıllar nasılda geçti....   ANNEM.   bütün annelerin anneler gününü kutlarım...   ... Devamı

28 04 2008

adamın biri...

  BAYANLARA  SAYGILARIMLA... BEYLER Bİ DAHA DÜŞÜNSÜN DERİM... Adamın biri hastalanıyor. O gün canı, işe gitmek istemiyor.İçinden Allah'a şöyle bir dua edeceği tutuyor: -'Allah'ım, her gün işe gidip 8 uzun saat boyunca evim ve eşimin rahatı için çalışıyorum. Eşim ise sadece oturuyor. Ne olur, bir gün benim yerime geçip, ne kadar zor bir hayat yaşadığımı görmesini sağla.' Hikaye bu ya, birdenbire adamın dileği yerine geliyor. Ertesi sabah karısının bedeninde uyanıyor.  Hemen yataktan fırlıyor.  Eşinin kahvaltısını hazırlıyor.  Çocuklarını uyandırıyor.  Elbiselerini hazırlıyor.  Onların da kahvaltılarını yaptırıyor.  Beslenme çantalarını hazırlıyor.  Çocukları okula götürüyor. Eve d önüp, evi toparlıyor. Yıkanacak bulaşıkları ve çamaşırları hallediyor. Temizleyiciye götürülecek olanları eline alıp telefon faturasını ödemek  için bankaya gidip sıraya giriyor. Faturayı ödedikten ve temizlikçiye >uğradıktan sonra, akşam yemeği için alışverişe gidiyor.  Eli kolu dolu bir vaziyette eve dönüyor. <******> Bu arada öğlen oluyor.  Evi süpürmeye başlıyor.  Eşyaların tozunu alıyor.  Mutfağı siliyor. Çocuklarının okuldan gelince yiyeceği keki pişiriyor.  Eee artık çocukları okuldan alma zamanı da geliyor.  Yolda onlarla sohbet ediyor. Okulda olanlar konusunda akıl fikir veriyor.  Eve geldiklerinde derslerini kontrol edip, çalışma masalarına oturmalarını  sağlıyor.  Süt ve kek getiriyor.  Bu arada yıkadığı çamaşırl arı ütülemesi gerekiyor.  Ütü bittiğinde ancak akşam yemeğini hazırlayacak kadar vaktinin kaldığını  fark e... Devamı

27 04 2008

geleneksel blog toplantısı

bu ay toplantımız http://sibelinmutfagi.blogcu.com/ arkadaşımızdaydı.inanılmaz güzel şeyler hazırlamıştı.ellerine sağlık sibelciğim.çok gülmeli vede güzel bir gün geçirdik. roz,nerimandan inciler,yaseminozgen ve sibel .gulnurcuğum katılamadı annesi çok hasta acil şifalar diliyoruz. Devamı

25 04 2008

mor salkım

Devamı

25 04 2008

morsalkım

  bahçemdeki morsalkım ilk defa açtı .... çok güzel bahar geldi nihayet. Devamı

23 04 2008

ANA GİBİ YAR OLMAZ...............

GÖRMESİNİ BİLEN GÖZLER...   Küçük kız, kendini bildiği günden beri annesinden büyük bir şefkat görmüş ve ondan duyduğu sözlerle, pamuk prensesten daha güzel olduğuna inanmıştı. Ona göre; nur yüzlü ve badem gözlüydü. Bir tanecik yavrusuydu her zaman. Ama ilk okula başlayınca işler değişti. Arkadaşları onun hiç de güzel olmadığını, hatta çirkin bile sayıldığını söylemekteydi. Küçük kız, ilk önceleri onlara inanmadı çünkü herkes birbirini kıskanıyordu. Ama bir kaç yılda gerçeklerle yüzleşti. Annesinin bir pamuğa benzettiği yüzü, çiçek bozuğu bir cilde sahipti. “Badem” dediği gözleri ise şaşıydı. Vücudu da bir serviyi andırmıyordu. Demek ki, annesi onu aldatmış ve yıllar yılı çekinmeden yalan söylemişti. Genç kızın anne sevgisi, kısa bir süre sonra nefrete dönüştü. Evlenme çağına gelmiş olmasına rağmen yüzüne bakan yoktu. Üstelik de gözleri, bütün tedavilere rağmen düzelmiyordu. Genç kız, doktorların gizlice yaptığı konuşmalardan kör olacağını anladığında çılgına döndü ve kendisini hâlâ çocukluk yıllarındaki ifadelerle seven annesinin bu yalanlarına dayanamayıp evi terk etmeye karar verdi. Fakat annesi, uzak bir yerde iş bulduğunu söyleyerek ondan önce davrandı ve kazandığı paraları bir akrabasına gönderip, kızına bakmasını rica etti. Genç kız bir süre sonra görmez oldu. Karanlık dünyasıyla baş başaydı. Bu arada annesini hiç merak etmiyordu. Yalancıydı annesi, ölse bile bir kayıp sayılmazdı. Bir gün doktorlar, uygun bir çift göz bulduklarını söyleyerek kızı ameliyat ettiler. Ancak o... Devamı

09 01 2008

FIKRA.

Adam, korkunç bir kazada kulaklarının ikisini birden kaybetmiştir. Bu alışılmadık durum, onu çok hassas ve alıngan bir kişi yapmıştır. Kaza sonucu sigorta şirketinden aldığı rekor tazminat, acısını epey hafifletmiş ve ona her zaman hayalini kurduğu işi kurma olanağı vermiştir. Gider, gelişmekte olan küçük bir bilgisayar şirketini satın alır. Ancak, hiç yöneticilik deneyimi olmadığını görür ve birini işe almaya karar verir. <******> Üç aday seçer ve her biriyle tek tek görüşür. İlk aday gayet iyidir ve adam onu sevmeye başlar. Derken adaya sorar: 'Bende alışılmadık birşey görüyor musun?' Adam yanıtlar: 'Eğer onu kastediyorsanız, kulaklarınız yok.' Adam üzülmüştür, derhal adayı odadan kovar. İkinci aday, birinciden de iyidir. Konuşmanın devamında adam aynı soruyu ona da sorar: 'Bende alışılmadık bir durum görüyor musun?' Aday, 'Evet' der, 'Kulaklarınız yok!' Adam üzgün ve kızgın, onu da dışarı atar. Derken sıra üçüncü adaya gelir. Üçüncü bizim Temel. Tümünden iyidir. Bütün sorulara mükemmel yanıtlar verir. Adam, heyecanla sorar: 'Bende, alışılmadık bir durum görüyor musun?' Temel, 'Evet, kontakt lens kullanıyorsunuz' der. Adam iyice heyecanlanmıştır: 'Çok iyi! Bu, senin zeki biri olduğunu gösterir. Nasıl anladın?' 'Ula çok basit,' der Temel: 'Kulakların olsaydı gözlük takardın!' ... Devamı

12 03 2008

kalp krizi ve sıcak su

Çinliler ve Japonlar yemeklerinden sonra soğuk su değil sıcak çay içerler. Belki biz de yemekten sonra sıcak bir şeyler içme alışkanlığımızı onlardan edindik. Eğer yemeklerden sonra soğuk şeyler içiyorsanız bu yazı size hitap ediyor. Yemekten sonra soğuk bir şeyler içmek sizi rahatlatabilir. Ancak tükettiğiniz soğuk su katılaşarak yağlı bir madde haline döner ve yavaş bir şekilde sindirilir. Bu asitli tepkime bozularak bağırsakta katı maddelerden daha hızlı bir şekilde emilir. Bir kısmı bağırsağa yapışır. Kısa bir süre sonra tamamen yağ haline döner ve kansere yol açar. Yemekten sonra sıcak su veya çorba içmek en iyisidir. Kalp krizi hakkında önemli birkaç bilgi - Kalp krizi belirtisi her zaman sol kolun uyuşması değildir. Çenedeki şiddetli ağrıların da farkında olun. <******> İlk göğüs ağrınız kalp krizi sırasında gerçekleşmez. (Daha önce mutlaka göğüs ağrınız olmuştur). Mide bulantısı ve şiddetli terleme de önemli kalp krizi belirtilerindendir. Kalp krizi geçiren insanların %60 ı uyurken ölür. Göğüsteki ağrılar sizi uykudan uyandırabilir. Lütfen dikkatli olun ve olanların farkına varın. Bir kardiyoloji uzmanı diyor ki; Eğer bu mesajı okuyan herkes arkadaşlarına gönderirse bir hayat kurtarır. ... Devamı

24 04 2008

HADİ FENERBAHÇE....

BAŞARILAR.... BAŞARILAR Devamı

30 03 2008

ILGAZ ANADOLUNUN SEN YÜCE BİR DAĞISIN...

bu resmi eşim çekti... bugün memleketim olan ılgazdaydık.turla gittik inanılmaz güzeldi ve kar yağdı martın sonunda...herkesin görmesini isterimm...   Devamı

30 03 2008

MERCİMEK PİLAKİ (nihan'dan)

MERCİMEK PİLAKİ   MALZEMELER: 1 çay bardağı bitkisel yağ (ya da zeytinyağ) 1 su bardağı kara mercimek 1 adet orta boy patates 1 adet orta boy havuç 1 tatlı kaşığı nane 5 diş sarmısak Maydanoz Şeker Tuz YAPILIŞI:   Mercimeği ayıklayın, iyice yıkayıp haşlayın, yumuşamadan kara suyunu süzün. Diğer yanda, kızdırılmış yağda iri kıyılmış sarmısak, küp küp kesilmiş havuç ve patatesleri çevirin. Yarım haşlanmış mercimeğin üstüne, kavrulmuş malzemeleri koyup kafi miktarda tuz, şeker ve sıcak su ilave ederek pişmeye bırakın. Mercimek ve patatesler dağılmadan ateşten alın, içine biraz kıyılmış maydanoz ve nane ilave edip, tencerede soğumaya bırakın. Ilınınca seıvis tabağına alın. Maydanoz veya mevsimine göre taze nane ile süsleyip, üstüne biraz zeytinyağı gezdirdikten sonra servis yapın.     bu yemeği yeni gelin olan kızım dedesini,teyzelerini,eniştelerini ve kuzenlerini evine davet etti bütün yemekleri canımcım yeğenim birce ile yaptılar bu pilaki de onlardan biri çok lezzetliydi.afiyet olsun ... Devamı

30 03 2008

Ankaralı blogcular toplandık...

  yaseminözgen,nerimandandaninciler,sibelinmutfağı ben ve roz canım gülnurum gelemedi Devamı

25 01 2008

Unutkanlik için İlginç bir tavsiye.

Dr Murat Kinikoglu'ndan Unutkanlik için İlginç bir tavsiye. işe yarıyorsa asrin tavsiyesi olur!!!!... Unutkanlik için bir tavsiye:  Unutkanliktan sikayet etmeyen yok gibi.  Muayeneye gelen hastalarimin yuzde doksani esas sikayetlerini anlattiktan sonra bonus olarak bir unutkanlik ilaci yazmami istiyorlar. Hani soyle mucize bir hap  olsa da yutsalar unutkanlıkları geçse! Maalesef unutkanlığa iyi geldiği "kesin olarak ispat edilen" hiçbir ilaç yok. (Olsa önce kendim içerdim.) İngiltere'deki Manchester Metropolitan Üniversitesi nde yapılan  sola horizantal planda hareket ettirilmesinin hafızayı %10 güçlendirdiği gösterildi. Diyelim ki gözlüğünüzü nereye  koyduğunuzu veya eski bir tanıdığınızın ismini unuttunuz. Hemen bir koltuğa  oturup önce dosdoğru karşıya bakin, sonra basınızı çevirmeden tam olarak sağa, sonra tam olarak sola bakin. Gözküreleriniz iyice sağa, sonra iyice sola dönsün. Bu isi 30 saniye kadar yaptığınızda unuttuğunuz şeyi  hatırlıyormuşsunuz. Araştırmacılar bu hareketin beynin iki yarımküresi arasında bir iletişim başlattığını ve hatırlamayı kolaylaştırdığını söylüyorlar. Benden söylemesi, sizden denemesi... Dr. Murat Kinikoglu ... Devamı

10 03 2008

duyarlılık üzerine

Tanıdığınız tüm bayanlara iletmeniz ricası ile...   Orta yaşlı ve düzgün giyimli bir adam sessizce kafeye girerek köşedeki   masaya oturur. Garsona sipariş vermek için beklerken yan masadaki   gençlerin kendisine bakarak gülüştüklerini fark eder. Belli ki yakasına   taktığı küçük pembe kurdele şeklindeki Rozetine gülmektedirler Bu   alaylı bakışları görmezden gelen adam, yan masadakilerin bu ısrarlı   sırıtmalarına dayanamayarak elini lacivert ceketinin yakasındaki   rozete götürerek, 'Bu mu?' diye bakışanlara sorar. Yan masadakiler   yüksek sesle gülerek, "Küçük güzel Pembe kurdeleniz lacivert   ceketinize pek de yakışmış!' Diyerek sırıtmaya devam ederler.      Orta   yaşlı adam bu sözü söyleyen delikanlıya dönerek, Lütfen masama buyurun   bunu tartışalım' der Biraz önce tüm sevimsizliğiyle sırıtan delikanlı   Sebebini anlamadığı bir utanma ve sıkıntı hissine kapılsa da Gelip   masaya oturur. Adam anlaşılır ve yumuşak bir sesle, 'Bu Rozet tüm   dünyada, içinde olduğumuz ayda, kadınların arasında meme kanseri   bilincini yaygınlaştırmayı ifade ediyor. Ben bu rozeti annemin adına   takıyorum' der. Bu açıklama karşısında başkalaşan delikanlı, 'Çok   üzüldüm, anneniz meme kanserinden mi öldü' diye sorar.   Hayır' diye cevap verir orta yaşlı adam ve devam eder: Annem sağ.   Küçük bir çocukken kendimi yalnız hissettiğim korkulu anlarımda her   zaman başımı saklayabileceğim ve huzur bulacağım yumuşak bir yuvadır   annemin memeleri.   Annemin sağlığı için dua ediyorum. Hımmm' diye kekeler delikanlı. 'Bu  ... Devamı

02 03 2008

kırık testi (CAN DÜNDAR)

Çin'de bir adam, her gün boynuna dayadığı kalın sopanın iki  ucuna astığı testilerle dereden su taşırmış evine.. Bu testilerdenbirinin yan kısmında çatlak varmış... Diğeri ise hiç kusursuz ve çatlaksızmış; ve her seferinde bu kusursuz testi adamın doldurduğu suyun tümünü taşır, ulaştırırmış eve..Ama her zaman boynunda taşıdığı testilerden çatlak olanı eve yarım; diğeri dolu olarak varırmış iki  sene her gün bu şekilde geçmiş. Adam her iki testiyi suyla doldururmuş ama evine vardığında sadece 1,5 testi su kalırmış...Tabi ki kusursuz, çatlaksız testi vazifesini mükemmel yaptığı için çok gururlanıyormuş. Fakat zavallı  çatlak olan kusurlu testi, çok utanıyormuş. Doldurulan suyun sadece  yarısını eve ulaştırabildiği için de çok üzülüyormuş. İki yılın  sonunda bir gün, görevini yapamadığını düşünen çatlak  testi,ırmak kenarında adama şöyle demiş:"Kendimden utanıyorum. Şu yanımdaki çatlak nedeniyle, sular eve gidene kadar akıp gidiyor.." Adam gülümseyerek dönmüş testiye; "Göremedin  mi? Yolun senin tarafında olan kısmı çiçeklerle dolu. Fakat kusursuz testinin tarafında hiç yok.Çünkü ben başından beri  senin kusurunu, çatlaklığını biliyordum..Senin tarafına çiçek tohumları ektim.. Ve hergün o yolda ben su taşırken,sen onları suladın.. 2 senedir o güzel çiçekleri  toplayıp,masamı süslüyorum. Sen kusursuz olsaydın, o çatlağın olmasaydı evime böyle güzellik ve zarafet veremeyecektim" diye cevap vermiş.   Aslında hepimiz birer çatlak testiyiz Her birimizin kendine has  kusurları vardır. Fakat sahip olduğumuz bu kusurlar ve çatlaklardır hayatlarımızı ilginç yapan,mükafatlandıran, renklendiren..Etrafımızdaki her kişiyi,oldukları gibi kabullenin.. Onlardadaki  kusurları değil, içlerindeki güzellikleri görün... Can Dündar ... Devamı

09 02 2008

alyans

Alyansı neden dördüncü parmağımıza takmalıyız? Bunun, Çinliler’in anlattığı çok güzel ve inandırıcı bir açıklaması var... Başparmak, anne-babanızı, İşaret parmağı, kardeşlerinizi, Orta parmak, sizi, Dördüncü parmak (yani yüzük parmağı), hayat arkadaşınızı, Ve serçe parmak, çocuklarınızı temsil eder. İlk önce avuçlarınızı birbirine bakacak şekilde açın. Orta parmakları bükün ve sırt sırta birleştirin. Daha sonra kalan dört parmağınızı da şekildeki gibi açıp, uç uca getirin. Şimdi, anne babanızı temsil eden başparmaklarınızı ayırmaya çalışın... Açılacaktır, çünkü anne babanız sizinle birlikte ömür boyu yaşamayacaktır. Er ya da geç onlardan ayrılmak zorundasınız. Baş parmaklarınızı önceki gibi birleştirip, kardeşlerinizi temsil eden işaret parmaklarınızı ayırın. Onlar da ayrılacaktır, çünkü kardeşleriniz kendi ailelerini kurup, ayrı bir hayat seçer.   Devamı

23 02 2008

sevdiklerine

Sevdiklerine sıkı sıkı sarıl.. Ve asla gitmelerine izin verme... ÇÜNKÜ,, Ne giden dönebilir birdaha ...ne de geride kalan gideni döndürebilir..!!! şimdi sevdiklerine sıkı sıkı sarıl ve keşkeli cümleler kurmak zorunda kalma.....;) Devamı

18 02 2008

şal

kızıma ördüğüm gece için şal. Devamı

18 02 2008

ice bahçede karlar içinde

güzel kızıma bi bakın nasılda poz veriyo..... Devamı

13 02 2008

sevgililer günü

                               sevgililer gününüz kutlu olsun....                              sevgiyle kalın........... Devamı

07 02 2008

ERKEKLER DİKKAT...

     Yeryuzundeki herkes ölur ve Tanrı'nın huzuruna çıkarlar...  Tanrı der ki : -Erkekler iki sıra olsun, bir sırada karıları tarafından yonetilen  erkekler, diger sırada karılarını yöneten erkekler, ayrıca bütün  kadınları cennete aldım onlar meleklerle birlikte gidecekler simdi.               Boylece kadınlar gittikten sonra Tanrı erkeklerin karşısına gecer.  Bir bakarki karıları tarafindan yonetilen erkeklerin sirasi 100km.  uzunluğunda...Ama karilarini yoneten erkeklerin sirasinda sadece bir  adam duruyor... Tanrı diger sıradakilere cok kızar;  -Kendinizden utanin! Sizi bu dunyada güç ve iradenin temsilcisi olarak  yarattim ve suraya bak, hepiniz gucsuz, karaktersiz 100km.lik bir sira  olmussunuz... Bakin bir tek erkek kulum su yan sirada tek basina  gururla dikiliyor... Ondan ders alın!   Ekleyerek;  -Oğlum sen anlat bunlara, sen ne yaptın da ''Karılarını yoneten  erkekler'' sırasında bir tek sen oldun?         Ve adam cevap verir :  -Bilmem... Karım bana burda durmamı söyledi...                  Devamı

04 02 2008

TÜRK KAHVESİ

Ehl-i keyfin keyfini taze çekilmiş , taze elden pişmiş , taze kahve tazeler ... Her kahve aynı tadı taşımaz... Nerede içiyorsan, kiminle içiyorsan ona göre değişir...  Sahilde oturduğun rüzgarlı bir sonbahar günü, en sevdiğin dostun ağlarken içtigin kahvenin tadı kederlidir... Kahve telvesine yüreginin acısı karışır.  Bir pazar öğle sonrası annenin ; "hadi bir kahve yap da içelim" dediği kahve huzurludur... Köpükler annenin göz bebeklerine yansır... Dudağının kıyısında kalan küçük bir gülümsemedir...  Bir gece vakti zil zurna sarhoş birinin içtiği kahve düşülen kuyudan çıkma çabasıdır... Koyu kıvamlı  kahverengi bir ipe tutunur çıkarsın ... çıktığın an uyuyakalırsın...   ferahlıktır!!!   Dostlarla içilen kahve neşedir... Kahkahalar köpüklerin  üzerinde yüzer...  Tek başına gece vakti balkonda içtiğin kahve yalnızlıktır...Acıdır tadı... Ama garip de bir keyfi, lezzeti vardır...  Baban için yaptığın kahve sevgi doludur... çay bardağında, az şekerli...Kahve gibi görünmez sana... Ama sıcaktır  dumanı tüter ve kokusu büyülüdür...   Beklemediğin bir anda sana uzatılan kahve başkadır... Isıtır insanın içini...  Yorgun olduğunda içtiğin kahve hafifletir seni... Kendine getirir, unutturur günün ağırlığını...  Kahve aynı kahvedir belki... köpüğüyle, rengiyle, dumanıyla aynı kahvedir ama içilen kahveler ruhunun süzgecinden geçer ve tadlari degişir... Her kahve aynı değildir bu yüzden...Ferah kahvelerin olsun ... İyi haftalar ve bu hafta içtiğin kahveler benden  Afiyet olsun ! ... Devamı

27 01 2008

KÖFTE PATATES İLE

arzu etiğiniz kadar kıyma ile ekmek içi koymadan köfte gibi yoğuruyoruz. ben kimyon,köfte baharatı,tuz,karabiber,köri,kimyon.2-3 diş sarımsak rendesi, 2-3 baş kuru soğan rende yada robotta çekebilirsiniz. sonra kıymanıza göre yarım kilo ise 3-4 orta boy patatesi çiğ olarak karışımın içine iri rendeliyoruz ve yağlanmış tepsi,borcam güzelce yayıyoruz resimdeki gibi.sonra 200 derece fında alt ve üst olmak üzere kızarana kadar pişiriyoruz istediğiniz şekilde dilimleyerek servis yapıyoruz.   KÖFTENİN KIZARMIŞ HALİ....   Devamı

20 01 2008

brokoli,havuç,karnıbahar haşlaması ve sosu

karnıbahar,havuç ve brüksel lahanası(brokolide koyardım ama bu sefer yokmuş) haşladım.ve üstüne sos döküyorum.   sosu: 1 baş sarımsak,2 limon suyu,1 yemek kaşığı sirke,1 çay bardağı sıvıyağ,tuz mini robotta ya da blender karıştırdım .çok nefis oluyor.... deneyin bakalım... Devamı