27 09 2010

Sıcaklık ancak yakınlaşmakla mümkün.

                           Eski zamanların dondurucu bir kışından bütün hayvanlar çok etkilenmiş, büyük kayıplar vermişler. Ama en çok kayıp veren kirpilermiş. Çünkü onların pek çok hayvan gibi kalın kürkleri yok, kendilerini sıcak tutması zor olan dikenleri var. Bu durumdan en az zararla kurtulmak için kirpiler meclisi toplanmış, çözüm aramaya b...aşlamış. Tartışa tartışa, nihayet gece olunca tüm kirpilerin bir araya toplanmasına, birbirlerine yakın durarak geceyi geçirmelerine karar verilmiş. Böylece kirpiler birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak, aralarındaki hava tedavülünü önleyerek donmaktan kurtulacaklarmış. İlk geceki deneyimlerinde bunun işe yaradığını görmüşler. Ama başka bir problem çıkmış ortaya. Üşüyen kirpiler birbirlerine fazla yaklaştıklarından yaralanmalar gerçekleşmiş. Daha sonraki gece, yaralanma korkusundan birbirlerinden uzak durmuşlar ama bu sefer de donmalar meydana gelmiş. Ne var ki, her gece kah uzaklaşa kah yakınlaşa, deneye yanıla birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak kadar yakın, ancak birbirlerini incitmeyecek kadar uzak durmayı öğrenmişler. Kısaca; bizim de uzun dikenlerimiz var. Bunlar hayata karşı filtrelerimiz. Bazen faydalı, bazen de zararlı. Çoğu zaman kimseleri yaklaştırmıyoruz yanımıza. Filtrelerimizden elemeden kimseleri sokmuyoruz özel dünyamıza. Ne var ki, sıcaklık ancak yakınlaşmakla mümkün. Birbirini incitmeyecek kadar uzak, hayatın soğuk zamanlarında üşümeyecek kadar da yakın olmayı öğrenmek… Aynen kirpiler gibi..   ... Devamı

28 09 2010

ANNEM YOK ARTIK..12 yıl oldu...bu kalp seni unuturmu...

Annem yok artık. Beni düşünen kalbi yok. Bitti. Umutsuz olmak istemiyorum. Umutsuzlugun bir çıkar yol olmadıgını biliyorum. Annem yok artık, yeryüzü çok gördü onu, Kalabalığın arasında kuş gibi çırpınan varlığını Çok gördü Dalgın yüregini çok gördü Bizim için çarpan,kaygılarla dolu yüreğini. Annem yok artık.Bu kesin.Gelinecek bir yere gitmedi. İşte geldim çocuklar demeyecek Nasılsın yavrum demeyecek Sobanın yanında oturup uzatmayacak yorgun ayaklarını, Sabah kahvaltılarının masası olmayacak artık, Yine gel demeyecek, Çıkarken ben kapıdan,çıkıp karanlığa karışırken Yeni bir dönemi başladı ömrümün, Annemin olmadığı dönemi, Onu yüregimin üstüne nasıl bastırmak İstediğimi bilemeyecek artık. Gençlik dönemleri birşey anlatmıyor bana, Aklımda hep son dönemlerinin annemi Hayatım sürüp gidecek,annem olmadan, Çocuklarım oldugunda onlara annemi anlatabileceğim Sadece. Fotoğraflarına bakacaklar, Ufarak,biraz mahsunca bir kadın Küçücük tozlu pabuçlarıyla merdivenleri tırmanıp Kapımı açıp girmeyecek Yüreği dopdolu,trafikten insanlardan şaşkın, Kocasına sıgınan biraz bütün fotograflarında Hayatım rüzgar gibi akıp geçiyor, Uğultulu bir rüzgar gibi akıp geçiyor hayatım... Ataol BEHRAMOĞLU ... Devamı

20 08 2010

KİMİ ZAMAN

Hani ince bir hüzün duyarsınız kimi zaman Şarkılar daha bir dokunaklıdır.. Ve sanırsınız ki hiç kimse yok elinizden tutan Oysa her sözün, her hüznün ardında ümitler gizlidir.. Bulutların ardındaki güneş gibi, Yağmur sonrası çıkan gökkuşağı gibi.. Ve unutmayın sevgi gibi, dostluk gibi, AŞK gibi.. Eğer bir gün yalnızlıklar duyarsanız, İnceden yaşlar süzülürse yanağınıza, Ve unutulduğunuzu sanıp bir sızı başlarsa yüreğinize, O zaman gökyüzüne bakın.. Bulutların ardındaki güneşe, Çalıların ardındaki çiçeğe.. Bırakın pencerelerinizden yağmur dolsun içeriye.. Ve açın avuçlarınızı.. Size Uğur Böceğimi gönderiyorum, Avuçlarınıza konsun diye.. :)))) (Alıntıdır..) Devamı

19 08 2010

acısıyla..tatlısıyla...32 yıl geçiverdi...

                                 BİR EŞİ OLMALI İNSANIN...                                                                                                Bir eşi olmalı insanın Rüzgar onun kokusunu getirmeli, Yağmur O'nun sesini. Akşam onu görecek diye, pırpır etmeli yüreği, Ayakları birbirine dolaşmalı heyecandan, eve dönerken, Cennetten köşe almışçasına Sevdiği, sakındığı, bakmaya kıyamadığı... Her bir hücresinden aşkın fışkırdığı, Çölde okyanusu yaşadığı bir eşi olmalı insanın!!! Ben seni ölene dek seveceğim boş laf!!! Ben seni sevdikçe ölmeyeceğim... (CAN YÜCEL) Devamı

16 08 2010

nine ile dede

Nine ile dede bir gün eski günleri yad ediyorlarmış. Nine, "hadi yine eski günlerde olduğu gibi sinemanın önünde buluşup, felekten bir gün çalalım" demiş.Dede de tamam hanım demiş, ve ertesi gün olmuş. Dede önceden sinemanın önüne gitmiş ve beklemeye başlamış,ama nine gözükmemiş.. Dede beklemekten sıkılıp sinirli bir şekilde eve gitmiş,bakmış ki hanım evde oturmuş ağlıyor."Ya hanım seni o kadar bekledim niye gelmedin" demiş. Nine ise hıçkıra hıçkıra cevap vermiş: "Annem izin vermedi".. Devamı

27 07 2010

Mevlana'ya sormuşlar

Mevlana'ya sormuşlar "sevgili" nasıl olmalı diye... Sevilecek biri olmadığı zamanlarda bile seni sevmeli Sarılacak biri olmadığı zamanlarda bile sana sarılmalı DAYANILMAZ OLDUĞUN ZAMANLARDA BİLE SANA DAYANMALI!! Sevgili dediğin fanatik olmalı Bütün dünya seni üzdüğünde sana moral vermeli Güzel haberler aldığında seninle oynamalı Ve ağladığında seninle ağlamalı... Ama hepsinden daha çok; Sevgili matematiksel olmalı; Sevgili çarpmalı, Sevgili bölmeli, Geçmişi çıkarmalı, Yarınını toplamalı, Kalbinin derinliklerinde ihtiyacı hesaplamalı Ve her zaman Bütün parçalardan daha büyük olmalı... İşi bitince seni bir tarafa atmamalı... Devamı

21 07 2010

BİR ANNEDEN ÖĞÜTLER

* Bundan 20 yıl sonra, yaptıkların değil, yapamadıkların için üzüleceksin. Dolayısıyla halatları çöz. Güvenli limandan uzaklara yelken aç. Rüzgarı yakala, araştır, düşle, keşfet. * Düşün, onları seyredecek birileri olmasaydı, kaç kişi Mercedes otomobil alırdı. * Bilimde ve güzel sanatlarda en üstün başarılar, tek başlarına çalışan kişiler tarafından elde edilmiştir. Hiçbir parkta bir kurul için dikilmiş bir anıt yoktur. * Yapabileceğin kadar söz ver. Sonra söz verdiğinden daha fazlasını yap. * Oturarak başarıya ulaşan tek yaratık bir tavuktur. * Dertlerini gözyaşlarında boğmak isteyenlere dertlerin yüzme bildiğini söyle. * Dalın ucuna gitmekten korkma. Meyve oradadır. * Büyük adam büyüklüğünü küçük adama davranışıyla gösterir. * Şans bukelamun gibidir. Biraz zaman tanı, mutlaka değişecektir. * "Tarihte en etkili 100 kişi" adlı kitabı okudum. Onların hepsiyle ortak olduğumuz tek şeyin zaman olduğunu hayretle gördüm. * Günün sonunda kendini bir sokak köpeği kadar yorgun hissediyorsan, bu belki bütün gün hırladığın içindir. * Başlamak için en uygun zamanı beklersen hiç başlamayabilirsin. Şimdi başla! Şu anda bulunduğun yerden, elindekilerle başla. * Gülümsediğinde güzelleşmeyen bir yüz hiç görmedim. * Kimi zaman içindeki o sessiz sese uzmanlardan daha fazla güven. * Aerodinamik yasalarına göre o tombul ve tüylü arının hiç uçmaması gerekiyordu. Herhalde bunu ona hiçkimse söylemedi ki, uçuyor. * Zamanlarının büyük bir kısmını para kazanmak ve saklamakla geçiren insanlar, sonunda, en çok istediklerinin satın alınamayacak şeyler olduğunu anlarlar. * Öteki insanlardan ... Devamı

19 07 2010

Sıktıgınız Limonları Atmayın

   sıktıgınız Limonları Atmayın ** Değersiz olarak gördügünüz limon kabuklarını güneşli bir yere koyup kurutursaniz, iyi bir temizleme aracına sahip olursunuz. Bu kurumuş kabuklarla, özellikle isli ve yağlı mutfak esyalarinizi ovarken, şaşırtıcı sonuçlar alırsınız.  Limon Kabuklarını sofralarınızı ışıldatan kucuk mumlara çevirebilirsiniz...  Misafirlerinizi degisik tarzlarla şaşırtın  Limonu ikiye bölüp içini kullandıktan sonra temizleyin. Her bir limon icin 2 tane tealight mum kullanın. Birincisini kabuğun ortasina koyun, diğerini de eritip içine dökün. Mumu eritmek için eski kucuk işe yaramayan tava tarzinda malzeme kullanilmasi uygun olur. ** ayrıca limon kabukları bulaşık makinasının içine koyup, bulaşıkların ve makinanın hoş kokmasını sağlayabilirsiniz... ** limon kabuklarını sıktıktan sonra lavabonuzun içindede bulundurabilirsiniz. bulaşıktan sonra ellerinizi bu limonlarla ovun hem tırnaklarınızın kırılmasını önlersiniz hemde bulaşık sonrası elde kalan hoş olmayan koku çözülmüş olur ;) ... Devamı

18 07 2010

Hayallerinizden

  Bu öykü; çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin çocuğuna kadar uzanır.  Babasının işi nedeniyle, çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı. Yedinci sınıftayken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi öğretmeni...  Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan yedi sayfalık bir kompozisyon yazdı.  Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi.  Ertesi gün öğretmenine sunduğu yedi sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi.  İki gün sonra ödevi geri aldı. Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir "0" ve "Dersten sonra beni gör" uyarısı vardı.  "Neden sıfır aldım?" diye merakla sordu öğretmenine çocuk...  "Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal" dedi, öğretmeni.  "Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman gerekir. Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman olanaksız" dedi ve ekledi:  "Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm."  Çocuk evine döndü ve uzun uzun düşündü. Babasına danıştı.  "Kızım" dedi babası "Bu konuda ka... Devamı

17 07 2010

oğlumu sözledim

yaşam..yaşadıkça mutluluklar hüzünler hep bizimle birlikte... perşembe günüde  oğlumu çok sevdiği kız arkadaşı özge ile sözledik..allah mutluluklarını daim etsin. ELLERİNİ BİRBİRLERİNDE HİÇ AYIRMASIN... Devamı

14 07 2010

MEVLANA'DAN

    Sen Benim gönlümde oldukça, Yemende de olsan benim yanımdasın..ama gönlümde değilsen,yanımda olsan da Yemende sayılırsın.       HZ MEVLANA   ... Devamı

14 07 2010

BAZEN SUSARSIN.... BAZENDE SUSTUĞUNA YANARSIN......

Hayat ne tuhaf değil mi?" Çoğu zaman içini dökmeye bu cümleyle başlarsın. Duygu dünyanın kapıları aralanırcümleler ardı sıra gelmeye başlar. Bazen haykırmak istersin bir imdat dilersin; ve nasıl başlayacağını bilemediğin anlarda bu cümle imdadına yetişir. Hayat ne tuhaf değil mi?  Bazen bir tebessüm tatlı bir bakış ve dokunuştur aradığın; bir omuza yaslanıp kendini salıvermenin arzusudur. İstediğin çok bir şey değildir aslında; gözlerinde kaybolmak gidivermek başka alemlere... Bazen rüzgarın önüne kapılıp giden bir yaprak olmak istersin bazen de o rüzgara direnen bir vücut. Ama çoğu zaman nafiledir direnmen. Hayat yolunu çizmiştir bir kere ve rüzgarın yönünü değiştiremezsin. Teselliyi bulmak istediğin dudaklar çoğu zaman soğuktur. Üşütür içini. Sense titrersin; göz yaşlarınla ısıtırsın kendini için için ağlayarak.. Kendini soğuk bir kış gününde çıplak ve yalnız hissedersin ısıtsın diye yalnızlığına sarılırsın gözlerin güneşi arayarak. İstediğin çok bir şey değildir aslında;sıcak bir tebessüm tatlı bir gülüş ve dokunuş. Kendi kendine söylenirsin; acaba çok mu şey istiyorum diye. Sonra da takma kafaya diyerek kaçıverirsin oradan. Bir teselli istersin ufak bir teselli. karşılaştığın şey ise kapalı kapılardır. Duvar gibi önünde duran kapıyı bir türlü kıramazsın. Sonra o duvarı kaleminle yıkarsın. Cümlelerindedir savaşın. Yırtınırsın kendini paralarsın. Mağlup olmak üzereyken zaferi yaşarsın. İçindeki fırtına dinmiştir artık. "Hayat ne tuhaf değil mi?" Kendi iç savaşında mağlubiyeti de yaşarsın zaferi de; ama bu zaferi tek başına kazanmamışsındır. Seni sevdiğine inandığın insanlar hep yanındadır ve yanında olacaktır. O insanları kaybetme. Onlara verebi... Devamı

08 07 2010

kandilde neden helva yapılır

"Kırım, Dağıstan, Azerbaycan Anadolu, İran ve Irak Türklerindeki bir inanca göre ölülerin ruhları Cuma akşamları evlerine gelir evin fertlerini adeta kontrol eder, onlar iyi ve güzel işler yapıyorlarsa mesela Kur' an okutup, helva kavurup aile ve çevre fertleri ile iyi geçiniyorlarsa, mutlu olarak dönerler. Sarhoş, kavgacı, geçimsiz, haksızlık yapan bir yaşam içerisinde iseler mutsuz dönerler. Bazı yörelerde "çocuklara güzel otur, dedenin ruhu ziyarete geldi bak, şimdi percerede" denildiği de olur. Adeta bu dünyadan göçenlerle bu dünyada kalanların ruhları arasında süreklilik arz eden bir iletişim vardır. Ruhların koku aldıkları inancı vardır. Bunun içindir ki, kandillerde simit, arife ve cuma günlerinde lokma ve helva yapılır. Bunlardan ev halkının yanı sıra konu-komşu ve herkese ikram edilir. Böylece ölülerin ruhunun şad olduklarına inanılır. Ayrıca meleklerin güzel kokudan zevk aldıkları çirkin kokudan rahatsız oldukları inancı da vardır. Buradan hareketle iyi olduğuna inanılan yağ ve un kokusu mübarek olduğu kabul edilen gecelerde kokutularak melekler vasıtasıyla ölülere şefaat dilenilmiş olması da düşünülebilinir. " Dr. Yaşar Kalafat'ın "Türk Halk İnançları" adlı e-kitabının tanıtım notlarından alınmıştır. ***UN HELVASI TARİFİ***   125 gr sanayağ 2 su bardağı un 1,5 su bardağı şeker 1 su bardağı su  1 su bardağı süt (4 Kişilik)   ... Devamı

05 07 2010

ÜÇ ŞEY...

  ÜÇ ŞEY;  Köy sakinleri yağmur duasına çıkmışlardı. Bütün köy ahalisi toplandı.  İçlerinden sadece birinde şemsiye vardı.  Bu İNANÇtır.....  Babalar bebeklerini havaya hoplatır, çocuklar gülmekten bayılır. Yere düşeceklerini akıllarına bile getirmezler.  Çünkü babaları onu tutacaktır.  Bu GÜVENdir.....  Yatağımıza girerken yarın uyanıp yaşamaya devam edeceğimize dair teminatımız yoktur. Ama yine de ertesi güne dair planlar yaparız.  Bu ÜMİTtir.....  Ve bu üçü varsa hayatınız güzeldir .....    Devamı

05 07 2010

bizim usul makarna..SELVA

bizim usul makarna'ya üye olmuştum ve yemek tarifi vermiştim... BÖYLE BİR PAKET GELDİ İÇİNDEN MAKARNA TARİF KİTABI VE  3 PAKET DEĞİŞİK MAKARNA,UN.İRMİK,ISPANAKLI MANTI ÇIKTI TŞK BİZİM USUL MAKARNA VE SELVA.. .. Devamı

19 06 2010

babalar gününüz kutlu olsun

                                                                        BABAMA.... El etek öpmeden geldin bu günlere Küçülmeden tutkularına Yenilmeden ihtiraslarına Mahçup olmadan kendine Çocuklarına Ve dostlarına Alnında ter Gözünde ışık Gönlünde gurur Olursa işte böylesi olur.... Devamı

17 06 2010

REGAİB KANDİLİNİZ MUBAREK OLSUN…

Bu mübarek günde gönlünüzden geçen tüm dileklerin gerçeğe dönüşmesi,  edeceğiniz tüm duaların kabul olması dileğiyle. Hayırlı kandiller diliyorum. Devamı

03 06 2010

komşularımla ...

     site günümüz.. komşum gönüldeydik..  bahar gelince masamızı bahçeye hazırlamış.. güzel bir gündü  Devamı

02 06 2010

Keşkeler... iyikiler...

  İnsan 5 yaşına gelmeden anlıyor; açlığın öldürdüğünü, soğuğun dondurduğunu, ateşin yaktığını... Sevgisizliğin insanın canını acıttığını... Duyguları, nesneleri, kişileri, çevresini tanıyor. Her şey ona çok büyük görünüyor: Ev, masa, anne, baba...  10'una gelmeden oyunla, sayılarla, harflerle tanışıyor. Azgın bir iştahla öğreniyor. Kız ya da erkek olduğunu fark ediyor. Dünyanın evde, okulda kendisine anlatılandan da büyük olduğunun ayırdına varıyor.  15'inde, tam da en çok kendini sevdireceği çağda, sivilcelenen yüzünden, değişen bedeninden utanırken aşkı keşfediyor. Dış dünya kadar iç dünyanın da büyük salonları ve kendisinin bile bilmediği odaları olduğunu, açıldıkça o odalardan devasa bahçelere çıkıldığını hissediyor, büyüleniyor. Şarkıların içinde sevdalar gezdirdiğini, şiirin her türden hasreti dindirdiğini anlıyor. Aşk acısını öğreniyor. Yine de seviyor; ille seviyor, inadına seviyor.  20'sinde putlarını yıkıyor, başkaldırıyor, kanatlanıyor. Her şey ona küçük görünüyor: Ev, masa, anne, baba... "Dünya küçükmüş; büyük olan benim" efelenmeleri başlıyor. Lakin dünya bunu bilmiyor. O yüzden 20'ler çoğu zaman hayal kırıklıklarıyla geliyor.  25'inde ayaklar biraz yere değiyor. Okul bitiyor, iş telaşı başlıyor. Sınıfta öğrenilenlerin akı, sokaktaki gerçeklerin karasına çarpıp grileşiyor. Yolu hızlı gelenler çabuk yorularak, sevdiğini bulanlarsa kalbinden vurularak evleniyor genelde... 5 yıl önce uzak bir ülke olan "istikbal", daha yakına geliyor. "Bir denizde yangın çıkarma" hayali erte... Devamı

26 05 2010

ELVEDA DEĞİL HOŞÇAKAL DİYORUM...(hayat)

Hoşça kal demek istiyorum giderken. Hoşça kal da kocaman bir umut vardır çünkü. "Sen Hoş kal ben geleceğim" dir aslında ardına gizlenen. "Şöyle bir tur atıp geleceğim" dir. Bir kayboluş değildir Hoşça kal aksine beş dakika sonra geleceğimdir ya da beş saat sonra. Gelirken de tüm umutları çuvalla getirmektir. Hayatın gülücüklerine ufak bir hüzün eklemektir dudağın yarısına tebessümü saklayarak. Nefes almanın biraz güçleştiğini hissetmek ama hiç durmayacağını bilmektir. Hoşça kal ağlamaktır koparcasına sarılmaktır karşındakine. Çünkü bilinir ki geriye kesin dönüş vardır bir gün. Aşk bitmemiştir yüreklerde daha sıcacıktır. O sıcaklık köz olsa da hiç bitmeyecektir. Zira Hoşça kal denmiştir giderken. Gözler birbirinden hiç ayrılmayacaktır kalple işbirliği yaparcasına. Başkalarına bakmayacaktır. Ten kokusu hiç terk etmeyecektir bedenini. Kalp adını her duyuşta fırlayacaktır yerinden. Çünkü Hoşça kal denmiştir giderken. Dünyanın bir ucunda bile olunsa o hep seninledir nefesi hep boynunda umudu hep seninledir. Bazen bir köşebaşında beklemektir onun oradan sana koşacağını bilmektir. Hoşça kal Nihavent makamıdır. Bahar kokar umut kokar aşk kokar. Ağlarken güldürür....Severken daha da sevdirir. ... Elveda demek istemiyorum giderken. Hüzün dolu ayrılıkları kemikleştiren bir kelimedir çünkü. Sevdaları yürekten kopartıp atan ve yerinde yaralar bırakandır. Çiçekleri soldurup güneşi bile karartandır. Tüm yaşanmışlıkları ortadan kaldırıp hatıraların koynunda yıllandıran bir kelimedir Elveda. Bakışların bakışlara kenetlendiği günlerin saatlerin hatta saniyelerin bittiğidir. Sevgi sözc&u... Devamı

24 05 2010

öksüz koydun sen giderken...

canım ...iremim...  geçen yıl önünde resim çektirdiğin güllerim açtı... yeşil minderim de yerinde ama sen yoksun  canımmm.. senin yerin bambaşkaymış ..be  güzelim.. sımsıcak bir gülüşün kaldı...mekanın cennet olsun bitanem... dualarım seninle... Devamı

24 05 2010

EVLİLİK

Yeryüzüne birlikte geldiniz ve sonsuza dek birlikte yaşayacaksınız, Ölümün ak kanatları günlerinizi bölene dek birlikte olacaksınız, Tanrı'nın suskun anıları katına eriştiğinizde bile birlikte olacaksınız, Ama bırakın da bunca beraberliğin arasında biraz boşluklar olsun, Ve Tanrısal alemin rüzgarları esip dolanabilsin aranızda, Birbirinizi sevin, ama sevginin üzerine bağlayıcı anlaşmalar koymayın, Bırakın yüreklerinizin sahilleri arasında gelgit çalkalanan bir deniz olsun Sevgi Birbirinizin kadehini onunla doldurun ama aynı kadehe eğilip içmeyin, Ekmeğinizi bölüşün, ama aynı lokmayı dişlemeye kalkmayın, Şarkı söyleyin, dans edin, eğlenin birlikte, ama ikinizin de birer Yalnız olduğunu unutmayın, Çünkü lavtadan dağılan müzik aynı, ama nağmeleri çıkaran teller ayrıdır, Yüreklerinizi birbirine bağlayın ama biri ötekinin saklayıcısı olmasın, Çünkü ancak Hayat'ın elidir yüreklerinizi saklayacak olan, Hep yanyana olun, ama birbirinize fazla sokulmayın, Çünkü tapınağı taşıyan sütunlar da ayrıdır, Çünkü bir selvi ile bir meşe birbirinin gölgesinde yetişmez.... Halil Cibran ... Devamı

21 05 2010

KISIR

yapılışı : derin bir tencerede 2 su bardağı ince bulgur 2 yemek kaşığı domates salçası,1 yemek kaşığı biber salçası,tuz,kimyon,karabiber hepsi güzelce karıştırılır 2 su bardağı sıcak su konur ve tencerenin kapağı kapatılır bulgurun suyu çekmesi beklenir.(yarım saat kadar bekletilir.) 4-5 taze soğan,1 baş kuru soğan,domates,maydanoz,1-2 yaprak kıvırcık ince kıyılır. soğuyan bulgura malzemeler karıştırılır . kuru nane,limon,zeytinyağ arzu edilirse nar ekşisi eklenip hepsi karıştırılır. servis tabağına alınıp domates ve salata yaprakları ile süslenir. Devamı

16 05 2010

bebek örgüleri...

bu yıl sitemizde arkadaşlar bebek örgüleri örmeye karar verdik. benimkileri resimlerini çektikçe sizinle paylaşacağım..     akıllı yünden hırka çok kolay Devamı

13 05 2010

arkadaşlarımla güzel bir gün...

arkadaşımız eda(yemekkahvekokusu)bizi  davet etti..... çok güzel ve değişik bir gündü bizim için.... önce manzara ile başlayalım... eda,nurdan(nurdanın mutfağı),arzu ve ben .. eda bize mangal hazırlatmıştı...o kadar çok yedikki...hazırlayanların ellerine sağlık..nefistii.. bu arada bizim için evden masa örtüsüde gelmişti...leylaklar ve fesleğenler masaya koymuştu.. semaverle..çay ve yaşpasta tel kadayıf üstünde maraş dondurması... cafede kahve... .. sizinle geçirdiğim güzel ve keyifli gün için önce edaya , nurdan ve arzuya,bizi ülker fabrikasını ve çevreyi gezdiren edanın arkadaşına da çok teşekkürler..   ... Devamı

08 05 2010

ANNEMİ ÖZLEDİM...

  Annemi özledim... Bugün yine hasretin düştü yüreğime Dikildi güzel hayalin bakıyor gözlerime..Rüya desem değil, dalmışım farklı bir aleme İki damla gözyaşı aktı gözlerimden anne Nasıl özlemişim, muhtaçmışım tatlı sesine, sarılamadım hayaline .Seni sevmek her zaman en güzel,, yüreğimde.Özleminse kor alev yığını inan...ki.. anne Özlemişim...,Şimdi senin gözlerinle görüyorum Dünya'yı ..Bu ayrılıklar farz olmuş herkese..Senin sevgin,Yüreğimde hasretin büyüdü dağlar gibi anne ..     torunun iremde...babamda .. geldi yanına...diyecek söz kalmadı ahh..annem ne acımasızz bu hayattt be annem...   ...SENİ SEVİYORUM...ve ÖZLÜYORUM ... Devamı

03 05 2010

Kapucino (cappuccino)

geçen gün  gordion alışveriş  merkezinde  QCK cafede kapucino içtik arkadaşımla... daha önce şeklin yapılışının videosunu seyretmiştim..ilgimi çekmişti... kurabiye ve çikolatalı, vişneli cheesecake ile kahvemiz geldi... görünüm inanılmazdı..  ve ,,,sizinle paylaşmak istedim.... kıyamadığımdan karıştıramadım...içtim..içtimm..şekil bozulmadı..    ... Devamı