21 04 2007

SUSMAK VE ÖĞRENMEK

Bir gün susmayı öğrendim. Öyle bir sustum ki belki sonsuza susacaktım. Çünkü susmak benim küçücük dünyamda babamla kurduğum iletişim tarzıydı. Babam akşamları eve yorgun dönerdi. Ben bütün gün evde sıkılır onun gelişini iple çekerdim. Daha o kapıdan girer girmez boynuna atılır onunla oynamak isterdim. Babam sarılır, öper sonra da, hadi odana git, derdi. Yemek hazırlanınc annem çağırır bu defa masada bir araya gelirdik babamla.Onlar annemle konuşurken ben araya girer, sesimi duyuramayınca da bağırırdım. Babam sinirlenirlenirdi Bütün gün insanlara kafa patlatmaktan bunaldım, birde sen kafamı ütüleme!' derdi. Annem de 'Bütün gün zaten seninle uğraştım, bir çift laf da mı konuşturtmayacaksın babanla?' diye çıkışır, beni odama gönderirdi.Çaresiz bir şekilde boynumu büker odama yani hapishaneme doğru yol alırdım. Babam arkamdan, 'Bizim bir odamız bile yoktu, her şeye sahip, hâlâ ne istiyor anlamadım.' diye bağırmaya devam ederdi 'Keşke benim de bir odam olmasaydı, keşke bizim de evimiz bir odalı olsaydı da hep birlikte otursaydık' derdim içimden; ama yüksek sesle söylemeye cesaret edemezdim. Yemekten sonra babam kanepeye uzanır, eline kumandayı alır, televizyon  seyrederdi. Beni yanına çağırır biraz severdi. Onun izleyeceği önemli birşey varsa beni adeta yerimden bile kıpırdatmazdı. Azıcık hareket edip koşup oynamaya çalışsam oda hapsim yeniden başlardı. Bir gün anladım ki susunca babamla daha iyi anlaşıyoruz. Bu defa susarak yapabileceğim oyunlar geliştirmeye başladım. Önce resim yaparak başladım işe. Babam çizdiğim resimleri çok beğeniyor; 'Bak, böyle uslu uslu oyna ... Devamı

20 04 2007

KADINLAR NEDEN AĞLAR

  Küçük  bir erkek çocuk annesine sordu. '' Niçin ağlıyorsun?'' ''çünki ben kadınım'' diye cevapladı annesi. ''Anlamadım'' dedi çocuk. Annesi çocuğu kucalayıp ''ve hiçbir zaman anlayamayacaksın!'' dedi. Basına ''baba, annem niçin ağlıyor?'' diye sordu. Babasının cevabı ''bütün kadınlar sebepsiz ağlayabilen yapıdadır'' diye cevapladı. Küçük oğlan büyüdü, yetişkin adam oldu, hala kadınların niçin ağladıklarını keşfedemedi. Nihayet öldükten sonra cennete gittiğinde Allah'a sordu. ''Allahım'' dedi. Kadınlar niçin bukadar kolay ağlayabiliyorlar?'' Allah dedi ki. ''Ben kadınları özel yarattım... Tüm yaşamın ağırlığını taşıyabilecek kuvvette olmasına rağmen başkalarına teselli verecek kadar yumuşak omuzlar. Doğumun acısına olduğu kadar doğudukları evlatların nankörlüğüne dayanabilecek iç kuvetini verdim. Başklarını kuvveti kalmadığında devam edecek azmi, ailesinin hastalığında yorgunluğa pabuç bırakmayacak kuvveti verdim.Hertürlü şart altında hatta annelerini incitselerde, çocuklarını sevmek duygusallığını verdim. Bu duygusallık her yaştaki çocuklarının yaralarını sarmalarına, sorularını dinleyippaylaşmalarına yardım ediyor. Kocalarını tüm kusurlariyle sevmek kuvvetini verdim.Erkeğin kaburgasından onları erkeğin kabini korumaları için yarattım. Onlara iyi bir kocanın eşini asla incitmeyeceğini fakat bazen destek ve kuvvetini deneyecek davranışlarda bulunacağını anlayacak duyarlı bir zeka verdim. Tek zayıflık olarak kadınlara birer gözyaşı verdim. Tamen ken... Devamı

20 04 2007

fiskos sehpam

Devamı

20 04 2007

eski sehpam

zamanla çok bozulmuş ve eskimiş sehpalarım dekopaj ve çatlatma yaparak bu hale geldiler.bunlar içiçe 3 adet olan büyük olanında atlar var bu ortancası Devamı

18 04 2007

SEVİLMEK İÇİN RANDEVU

Kapidan içeri girer girmez neseyle bagirdi: >'Anne biliyor musun bugün yuvada ne oldu? ' >'Görmüyor musun? Telefonla konusuyorum.' >Hiç kimsenin sevdigi sey birbirine benzemiyordu. >Annesi telefonu, babasi arabayi seviyordu. >Hersey erteleniyordu telefon ve araba söz konusu >oldugunda. Bir de eve misafir gelecek oldu mu >kendisine hiç yer kalmiyordu. >Nerelere gitsindi? >Annesi kapatti telefonu. Mutfaktan tencere kasik >sesleri geliyordu. Kosarak yanina gitti. >'Sana yardIm edeyim mi? ' dedi en sevimli >halini takinarak. Annesi manali manali bakti. >'Hayirdir. Bir yaramazlik filan. Bak bir de >  seninle ugrasmayayim. Çok yorgunum zaten.' >Yorgunluk nasil bir seydi. Bazen elinde oyuncagiyla >uykuya daldiginda anneannesi oyuncagi yavasça elinden >alir 'Nasil yorulmus yavrucak. Uykunun gül kokulu >kollari sarsin seni.' diyerek alnina bir öpücük >konduruverirdi. Yorgunluk gül kokulu bir uykuya >dalmaksa eger, ne diye annesi kendisiyle böyle kizgin >kizgin konusuyordu. >'Annecigim, yoruldugun zaman gül kokulu uykulara >  dalarsin. Anneannem öyle söylüyor.' >'Uykuya dalayim da gül kokulari kusur kalsin. >  Yorgunluktan ölüyorum.' >Bu kelimeden nefret ediyordu. >Yorgunum. >Yorgun oldugumdan. >Böyle yorgun yorgunken... >'Annecigim, sen yorulma diye...' >'Yemekte konusuruz çocugum. >  Bankada isler yetismedi. Baban gelene kadar >  bunlari bitirmem lazim. Hadi, sen oyna biraz.' >'Hani siz yoruluyorsunuz ya...' >'Eeee....' >'Ben de oynamaktan yoruluyorum.' >'Ne yapayim ? ' >'Bilmem...' >Yapilma... Devamı

18 04 2007

kişilik

Herkesin üç kişiliği vardır; Ortaya çıkardığı , sahip olduğu , sahip olduğunu sandığı. Alphonse Karr       Devamı

17 04 2007

jasmin

Devamı

17 04 2007

JASMİN BİZDE

Devamı

17 04 2007

jasmin

jasmin erkek kardeşimin kızı.. Devamı

16 04 2007

ZEYNEP VE JASMİN

maşallah...nilss.. ne güzeller.. Devamı

15 04 2007

günün sözü

BAŞKALARININ YOLUNDA YÜRÜYENLER,                                            AYAK İZİ BIRAKMAZLAR......... Devamı

15 04 2007

hem şal hem atkı ışıl ışıl....

    kızıma ördüm bunları yeğenlerimede yeşil  ve turuncu kızkardeşlerime mavi ve krem kristal yün alıyosunuz 40 ilmek olarak başlıyosunuz..1 ör  bir artır  2 kes 1 artır... sona gelince 2 kes 1 ör artırmadan bitir .kolay gelsin ATKI OLARAK BÖYLE....     Devamı

15 04 2007

ÖNUNDE UMUT, ARKANDA PISMANLIK OLMASIN

TIK, TIK, TIK... -KIM O? -HAZIRLAN GIDIYORUZ. -SEN KIMSIN? NEREYE GIDIYORUZ? -SIRAN GELDI. GERÇEK EVINE GIDIYORUZ. -GERÇEK EV MI? SEN! YOKSA! -EVET. HADI GIDELIM. -DUR BIR DAKIKA..BIR SURU YARIM ISIM VAR. -IS YARIM KALMAZ. BIRILERI TAMAMLAR. OYALANMA ARTIK. -COCUKLAR, ONLAR DAHA COK KUÇUK, BARI VEDALASSAYDIM. -SEN OLMADAN DA BUYURLER, HADI BEKLIYORLAR. -BEKLIYORLAR MI? ONLAR DA KIM? -GIDINCE GORURSUN. -ANLADIM. ANLADIM AMA KALBINI KIRIP, GONLUNU ALAMADIKLARIM, IYILIGINI GORUP, KARSILIK VEREMEDIKLERIM VAR. ANLAYACAGIN BORCLU GITMEK ISTEMIYORUM. -BUNU ZAMANINDA DUSUNSEYDIN! -ZAMANINDA MI? IYI DE BEN DAHA ZAMANIM VAR SANIYORDUM. -HEPINIZ AYNISINIZ.. ZAMAN DEDIGIN, IÇINDE BULUNDUGUN AN.. BUNUN  OTESI YOK. -KESKE, KESKE.... -DEVAM ETME. BUGUNU YASARKEN HEP YARIN VAR GIBI DAVRANDIN. USTUNDEKI ÜNIFORMANIN SORUMLULUKLARI VAR.. YERINE GETIRMEDIN.. BU SANA BIR UYARIYDI. SIMDI GITMIYORUZ... AMA HER AN GIDEBILIRIZ.. BIR DAHA GELDIGIMDE ÖNUNDE UMUT,ARKANDA  PİŞMANLIK  OLMASIN !   Devamı

13 04 2007

gülücükleri görüyor gibiyim...

>>insanligin ilk var oldugu dönemde adamin biri seytani yakalamaya >karar >vermis >fakat bunun için 40 yil boyunca Tanri ya ibadet etmesi gerekiyormus. >Karisiyla,dostlariyla ve bütün dünya ile iliskisini kesmis ve >40 boyunca Tanriya ibadet etmis >40 yil sonunda Tanri ibadetinin karsiligi olarak >ona seytani agzi kapali bir sisenin içinde sunmus. >Adam da karisina o siseye sahip çikmasini dünyada neler olup bittigini >artik ögrenmek istedigini söyleyerek disari çikmis. >Kadicagiz seytani merak ediyormus. >Merakina bir türlü engel olamamis sisenin agzini açivermis. >Açmasiyla seytan disari çikmis ve gülmeye baslamis. >-Merakina engel olamadin ve kocanin 40 yillik emegini bosa çikardin. >Kadin da seytan'a ; >-Sen o sisenin içinde hiç degildin ki >Seytan ; >-Nasil olur? siseden çiktim sende gördün >Kadin; >-O sisenin içinde hiç degildin.Nasil o sisenin içine girebilirsin ki >Seytan; >-Gireyim de gör (der ve sisenin içine giriverir) >YANI CANIM ARKADASLARIM;; ADAMIN SEYTANI HAPSETMESI 40 YILINI,KADININ >ISE 5 >DAKIKASINI ALMIS. > > > >SEYTAN DA TANRIYA  ISYAN ETMIS VEEEEEEEEEE. > > > >'' TANRIM MADEMKI KADINLARI YARATICAKTIN O ZAMAN BENI NEDEN >YARATTIIN!!!!!!!!!!!!!!! Devamı

11 04 2007

gözyaşı

Hiç kimse senin gözyaşlarını haketmez,onu hakeden seni ASLA                           ağlatmayacak olandır...     Devamı

10 04 2007

kimseden umutlarını çalmayın.Sahip olduğu tek şey bu olabilir

İki Gezgin Melek, geceyi geçirmek için oldukça varlıklı bir ailenin evinin kapısını çalmışlar. Aile, pek kaba bir üslupla,meleklere yatacak yer olarak koca malikanenin konuk odalarından birini vermek yerine, soğuk bodrumundaki küçük bir köşeyi göstermiş.  Melekler buz gibi odanın soğuk ve sert zemininde kendilerine yatacak bir yer hazırlamaya çalışırken, Yaşlı Melek duvarda bir delik görmüş ve kalkıp deliği onarmaya girişmiş. Genç Melek, Yaşlı Meleğe bu hareketinin nedenini sorunca, Yaşlı Melek hafifçe gülümsemiş: Herşey, her zaman, göründüğü gibi değildir... Sabah malikaneden ayrılan melekler, gece bastırınca bir kez daha kalacak yer bulmak umuduyla, bu defa çok fakir bir çiftçi ailesinin kapısını çalmışlar. Son derece misafirperver olan fakir karı koca, sofralarında ne var ne yoksa meleklerle paylaştıktan sonra, onlara rahatça uyumaları için kendi yataklarını vererek yanlarından ayrılmışlar. Sabah güneş doğduğunda,melekler zavallı karı kocayı gözyaşları içinde bulmuşlar: Yegane geçim kaynakları olan tek inek de tarlalarının ortasında cansız yatmaktaymış. Genç Melek bu sefer iyice öfkelenerek Yaşlı Meleğe isyan etmiş: Bunun olmasına nasıl izin verebildin ?! O varlıklı kaba adamın herşeyi vardı ama sen kalktın ona yine de yardım ettin. Bu iyi yürekli fakir ailenin ise o tek inekten başka hiçbir şeyleri yoktu;buna rağmen onu bile paylaşmaya gönüllü oldular. Ama sen o ineği de yitirmelerine izin verdin!? Bunun üzerine Yaşlı Melek, Genç Meleğe dönerek şu cevabı vermiş: Herşey, her zaman, göründüğü gibi değildir. O zengin malikanenin bodrumunda kaldıgımız gece, duvardaki deliğin dibinde külçe külçe altın saklı olduğunu farkettim. Malikanenin sahibi bu kadar açgözlü olduğu için ve kendisine verilmiş şans sayesinde edindiği zenginliğin bir parçasını bile paylaşmaya yanaşmadığı için, ben de o deliği öyle bir kapatıp mühürledim ki artık arayıp bulsa da açamaz. Ve devam etmiş: Sonra, dün gece biz çiftçi ailesinin yatağında uyurken, Ölüm Meleğinin o çiftçinin karısını al... Devamı

07 04 2007

can dündardan..

Küçük bir kasabanın dört ayrı mahallesi  varmıs. Birinci mahallede 'Evet ama' lar  yasiyormus. 'Evet ama'lar her zaman  ne yapilmasi gerektiğini  bildiklerini düsünürlermis. Yapma zamani geldiğinde ise  'evet, ama' diye  yanitlarlarmis. Yanitlari hep yanlis olurmus.         Suçu baskalarina atmakta da  ustaymislar.          Ikinci mahallede 'Yapicam'lar yasarmis.         Ne  yapacaklarini bilirlermis.         Kendilerini yapacaklari seye adim adim hazirlarlarmis ama         yapacaklari sirada sanslarini kaçirdiklarinin farkina         varirlarmis. Bu mahallede insanlarin dizleri dövülmekten  yara bere içindeymis.         Yasami ertelememek için verdikleri karari  bile  ertelerlermis.         Üçüncü mahallede yasayan  'Keske'cilerin   hayati algilama güçleri mükemmelmis.         Neyin yapilmasi  gerektiğini  daima en isabetli sekilde bilirlermis ama...         maalesef her sey  olup bittikten sonra. 'Keske'cilerin de baslari hep kanarmis, duvarlara  vurmaktan!         Kasabanin en yesil bölgesinde, en güzel evlerin oldu?u  mahallede ise         Iyikiyaptim'lar otururmus.         'Keske'ciler bu mahallede  yürüyüse çikar... Devamı

06 04 2007

nedenmi annemi seviyorum

Akşam annemle babam televizyon seyrediyorlardı. >> >>> > >Annem, "Geç oldu,"dedi, "zaten yorgunum, ben yatıyorum." >> >>> > > >> >>> > >Annem kalktı, mutfağa gitti. Çerez-meyve tabaklarını çalkaladı >> >>>kaldırdı. >> >>> > >Sabaha hazır olsun diye çaydanlığı doldurdu, demliğe çay >> >>>koydu. Şekerliğe >> >>> > >baktı, dibinde az kalmış, üstüne ekledi. Kahvaltı >> >>> > >için buzluktan ekmek çıkardı, akşam yemeği için çözülsün diye >> >>>de >>eti >> >>> > >aşağıya koydu. >> >>> > > >> >>> > >Kahvaltı masasını hazırlamak için masanın üstündekileri >> >>>topladı. Telefonu >> >>> > >şarja koydu, telefon defterini kapatıp yerine koydu. Sonra >> >>>çamaşır >> >>> > >makinesinden ıslak çamaşırları çıkarıp astı ve makineyi >> >>> > >tekrar doldurdu. Banyodaki çöp sepetini boşalttı. Islak bir >> >>>havluyu kurusun >> >>> > >diye duş perdesinin borusuna astı. Bir gömlek ütüledi, kopuk >> >>>düğmesini >> >>> > >dikti. >> >>> > > >> >>> > >Çiçekleri suladı. Esneyerek gerindi ve yatak odasının yolunu >> >>>tuttu. >> >>> > > >> >>> > >Çalışma masasının yanından geçerken durdu, öğretmene tezkere >> >> >>>yazdı, okul >> >>> > >gezisi için para... Devamı

06 04 2007

bir fincan kahve

> >Dostlariniz ve Sevdikleriniz Icin okuyun >>> >Mayonez Kavanozu ve 2 Fincan Kahve:* >>> >Ne zaman hayatında bazı şeyler taşınamaz hale gelirse, ne zaman 24 saat >>> >kısa gelmeye başlarsa, O zaman *mayonez kavanozu ve 2 fincan kahveyi hatırlayiniz! >>> >Bir gün bir profesör, masasının üzerinde birkaç kutu olduğu halde felsefe >>> >dersindedir.Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir >>> >mayonez kavanozunu alır ve içerisini tenis topları ile doldurur.Ve >>> >öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar,Öğrenciler ittifakla >>> >kavonozun dolduğunu ifade ederler,Bu sefer profesör önündeki kutulardan bir >>> >tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza döker,böylece >>> >çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur.Ve >>> >öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar,Onlar da "evet"doldu >>> >derlerTekrar profesör masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve >>> >içindeki kumu yavaşça kavnoza döker. Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının >>> >aralarındaki boşlukları doldurur.Ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup >>> >dolmadığını sorar,Öğrenciler de koro halinde "evet" derler.Bu sefer >>> >profesör masanın *altında* hazır bekleyen 2 fincan kahveyi alır ve kavanoza >>> >boşaltır, kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. >>> >Öğrenciler gülerler! >>> >Profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek "eveet" diyerek; ben "Bu >>> >kavanozun sizin hayatınızı ... Devamı

05 04 2007

SİBİRYA KURDU HUSKY İCE

 bahçedeki köpeğim husky 1 yaşında Devamı

05 04 2007

tekir kedi pusicat

bu da kedim 1,5 yaşında Devamı

05 04 2007

terrier fancy

bu benim evdeki köpeğim 14 yaşında Devamı

05 04 2007

güzel bir hikaye..MEVLANA'DAN

 Bir güzel hikaye Adamın biri artık karısının eskisi kadar iyi duymadığından korkuyormuş ve  karısının işitme cihazına ihtiyaç duyduğunu düşünüyormuş. > Ona nasıl yaklaşması gerektiğinden emin değilmiş.  Bu durumu konuşmak için aile doktorunu aramış; doktor adamın > karısının ne  kadar duyduğunu anlayabilmesi için basit bir yöntem önermiş.  "Yapacağın şey şu, karından 40 adım ileride dur, normal bir > konuşma  tonuyla bir şeyler söyle; eğer duymazsa 30 adım ilerisinde aynı şeyi tekrarla, sonra  20 adım;  cevap alana kadar aynı şeyi tekrarla"  O akşam karısı mutfakta akşam yemeğini hazırlarken adam işlemi  uygulamaya  koymuş. 40 adım uzaklıktan karısına normal bir konuşma tonuyla seslenmiş "Hayatım bu akşam yemekte ne var?" Cevap yok Mutfağa biraz yaklaşmış. Mesafeyi 30 adıma indirmiş ve soruyu  tekrarlamış "Hayatım bu akşam yemekte ne var?"  Gene cevap yok  Mutfağa biraz daha yaklaşmış, mesafe 20 adım ve tekrar sormuş "Hayatım bu akşam yemekte ne var?"  Hala cevap yok  Adam mutfağın kapısına gelmiş artık mesafe iyice azalmış ve > soruyu  tekrarlamış "Hayatım bu akşam yemekte ne var?"  Gene cevap alamamış  Bu sefer karısına iyice yaklaşmış ve aynı soruyu tekrar sormuş "Hayatım bu akşam yemekte ne var?"  "Hayatım beşinci kez söylüyorum, Tavuk" Hikayenin ana fikri:  Belki de genelde düşündüğümüz gibi problem daima karşımızdaki  kişilerde  olmayabilir. Problemlerin sebebini birazda kendimizde aramalıyız ... Devamı