13 05 2013

ANNEDEN MEKTUP

ANNEDEN MEKTUP |  görsel 1

Sana bugün geçen yıllardaki tecrübesiz anneliğimden ne anladığımı yazacağım. Hemen endişelenme, sadece duygusal şeyler yazmayacağım.  Evet, Annelik dünyanın en olağanüstü tecrübesi, ama diğer taraftan akılla yapılacak bir iş değil. Bir kere uykusuzluğa tahammül edebilme ve gecenin bir vakti uyandıktan sonra tekrar uyuyabilme becerisi kazanmaktır annelik.  Çocuğu uyuturken uyuyakalmak, bir anda uyanıp panikle koşarak babanın kucağında sırıtan seni görüp 'ohh' çekmektir.  Gaz çıkarmaktan daha muhim bir hadise olmayacağına aylarca inanmak ve her saat, bıkmadan bir karpuzu kucağında dolaştırabilmektir.  Bezden kurtulduğna sevinip, olur olmadık yerlerde tuvalet ararken söylenmektir.  Her gün bir ahtapotu giydirme mücadelesi vermektir.  Ocağın, basamakların, prizlerin, bıçakların, arabaların yani evdeki ve sokaktaki muhtelif şeylerin aslında birer potansiyel cani olduklarını fark etmektir Annelik.  Sadece zeytinyağlıların değil tüm yemeklerin soğuk yenilebileceğini öğrenmektir. Ucu ısırılmış, hatta biraz çiğnenip tükürülmüş yemekleri dahi atılmasın diye yemektir.  Üç günlük bebeğe bakıpta 'ilerde nasıl birisine aşık olcak acaba ' kıskançlığını yaşamakt ve onu üzen erkeğe ya da kadına yapabileceklerini düşünme manyaklığınıdır Annelik. Hafta sonu, tatil, akşam gibi sosyal programları ayarlarken, nereye gidelimden önce, çocuğa kim bakacak, çocukla gidelimmi sorularının cevabını bulmaktır.  Kavgayı da , romantizmi de, tutkuyu da, sarhoşluğu da, üzüntüyü de, kızgınlığı da Uyku saatine denk getirmektir. ARkadaşlarının doğum günlerinde, parklarda, salıncaklarda, su kaydırağında asla yorgun düşmemek, tersine eğlenceye katılmaktır.  Konuşmayı yürümeyi... Devamı

12 06 2012

Unutmayın ki yaşam, aldığımız soluklarla değil, soluk kesen anla

Unutmayın ki yaşam, aldığımız soluklarla değil, soluk kesen anla |  görsel 1

‎''Zorunlu olmayan sayıları çöpe atın: yaş, kilo, boy. Doktorunuz düşünsün onları. Bunun için ücret alıyor sizden. Sadece neşeli arkadaşlarınız olsun. Suratsızlar, negatifler sizi aşağı çeker. Öğrenmeyi sürdürün: Bilgisayar, el sanatları, bahçecilik, ne olursa. Beyniniz atıl kalmasın. Atıl kafa, iblisin tezgahıdır. İblisin adı da, “alzheimer”dır. Küçük şeylerden zevk almaya bakın. Sık sık, uzun uzun, vargücünüzle gülün. Soluksuz kalıncaya kadar gülün. Gözyaşları olacaktır. Katlanın, yas tutun, başka yaşantılara geçin. Sevdiklerinizle doldurun çevrenizi; aile, kedi, köpek, kuş, balık, yadigarlar, müzik, bitkiler, hobiler, ne olursa. Eviniz sığınağınızdır. Tadını çıkartın. Sağlığınızın kıymetini bilin. İyiyse üstüne titreyin. Bozuksa düzeltin. Siz kendiniz düzeltemiyorsanız yardım sağlayın. Vicdan azabından uzak durun. Çarşı pazarda gezin, komşu illerde ya da dış ülkelerde dolaşın; ama sakın suçluluk, pişmanlık duygusuna yönelmeyin. Sevdiğiniz insanlara onları sevdiğinizi söyleyin, hissettirin her fırsatta. Unutmayın ki yaşam, aldığımız soluklarla değil, soluk kesen anlarla ölçülür.'' George Carlin ... Devamı

14 11 2011

BEYNİMİZ !

  Einstein farklılığını şöyle açıklamış; beynimi daha etkin kullanıyorum Aklınızı “başınıza” nasıl getirebilirsiniz? Aklınızı açmak için şunları yapın... Unutmayın, beynimizi daha iyi çalıştırmak için kullanacağımız organ yine BEYNİMİZ! 1. İnsan beyninin ayaktayken yaklaşık %10 daha fazla çalıştığı düşünülmektedir.  Önemli kararlarınızı alırken kapalı alandaysanız, “volta atmayı” deneyebilirsiniz. 2. İnsan beyni açık havada, kapalı alanlara göre daha yüksek performansta  çalışmaktadır. Beyin açık havada ve ayaktayken daha iyi çalışır. 3. Yürürken kolları sallamak, beynin performansını olumlu etkiliyor.Önemli kararlarınızı  açık havada, kollarınızı sağa sola sallayarak yürürken almaya ne dersiniz? 4. Yabancı bir dil öğrenme ve ezber beyni güçlendiriyor. Her gün birkaç yabancı ya da yerli yeni bir kelime öğrenin ve kullanabilirsiniz. Sözlük okuyabilirsiniz. Alışveriş listesi ve  telefon numaralarını ezberlemeyi deneyebilirsiniz. 5. Zihinsel jimnastik/antrenman yapın. Bunun için başta Sudoku olmak üzere çeşitli  bulmacalar çözün. Satranç gibi “akıl oyunları” oynayın. Yatkınsanız meditasyon, yoga gibi  zihin dinginleştiren teknikler üzerine çalışın. 6. Zihinsel rutinlerinizi kırın. Bazen telefonu sol elinizde tutun, çantanızı diğer elinizde  taşıyın, evinize başka bir yoldan gidin. En azından, bir günlüğüne TV ku... Devamı

08 11 2011

hayatınızı sevin...

  Kendimi her zaman mutlu hissederim. Neden biliyor musunuz? Çünkü kimseden bir şey ummam. Beklentiler daima yaralar. Hayat kısadır. Öyleyse hayatınızı sevin. Mutlu olun ve gülümsemeye devam edin. Sadece kendiniz için yaşayın ve; — Konuşmadan önce dinleyin, — Yazmadan önce düşünün, -Harcamadan önce kazanın, Dua etmeden önce bağışlayın, — İncitmeden önce hissedin, — Nefret etmeden önce sevin, — Vazgeçmeden önce çabalayın, — Ölmeden önce yaşayın. Hayat budur. Onu hissedin, onu yaşayın ve ondan hoşnut olun. özdemir asaf ... Devamı

27 02 2011

AKILLI KADINLAR...

  Avustralya’da, bir spor salonunun camında bir reklam; zayıf ve bronz tenli bir kadın, hemen yanında şu yazıyor:   “Bu yaz, denizkızı mı olmak istersiniz, yoksa bir balina mı?   Afişteki mankenin fiziksel özelliklerinden çok uzak olan orta yaşlı bir kadın, spor salonunun reklamına sesli bir cevap veriyor:   “İlgilenenlere duyurulur!   Balinaları arkadaşları asla yalnız bırakmazlar, yunuslar, denizaslanları, meraklı insanlar… Aktif bir cinsel yaşamları vardır, hamile kalır, sevimli bebek balinalar doğururlar. Denizde yüzer, oynarlar. Polinezya adalarının mercan kayalıkları gibi muhteşem yerleri görme şansına sahiptirler. Balinalar harika şarkı söylerler, CD’leri bile vardır. Bazı insanlar dışında, onlara zarar vermek isteyecek tek bir varlık yoktur. Dünyada herkesin sevdiği, koruduğu ve hayran kaldığı şahane hayvanlardır.   Denizkızı?   Öncelikle, denizkızı diye birşey yoktur. Var olsalardı da kimlik karmaşası sebebiyle psikolog kapılarında sıra oluştururlardı. Balık mısın? İnsan mı?   Cinsel hayatları yoktur. Yanlarına yaklaşan erkekleri öldürüyorlar, nasıl olabilir ki? hem, iyice bir bakın, gerekli donanım nerede??   E, sonuç olarak çocukları da olmaz.   Zaten balık kokan bir kadını kim ister ki?   Sonuç?   Ben balina olmayı tercih ederim.   Medya sadece zayıf insanların güzel olduğunu savunuyor ama ben çocuklarımla dondurma yemeyi, beni heyecanlandıran adamla güzel bir akşam yemeğinde sohbet etmeyi, arkadaşlarımla çikolata paylaşmayı çok seviyorum. Zamanla kilo alıyoruz; çünkü, kafamıza o kadar çok bilgi yüklüyoruz ki yer kalmıyor ve bedenimizin diğer bölümlerine yerleşmeye başlıyor. Yani, biz kilol... Devamı

24 11 2010

50'SİNDEN SONRA YAPAMADIĞIN TEK ŞEY

  İnsan 50 yaşından sonra arkadaş yapamıyor kendine. Koca yapıyor, karı yapıyor, çocuk yapıyor, arkadaş yapamıyor. Yapsa da eskiler gibi olmuyor. Halbuki uykuya dalar gibi arkadaş olurduk okuldayken. Arkadaş olmak için yaratılmış gibiydik. Bir hafta içinde böbrek verecek hale gelirdik. Neden olmuyor bu işler 50'sinden sonra? Neden olamıyor? Oysa o ne güzel bir iştah, o ne güzel bir açlıktı... Herkes herkese açtı. Seçer, bulur buluştururduk "ruh ikizlerimizi." Ne de çok ruhtaşımız vardı.. Hiç açıkta kaldığımı hatırlamıyorum. Ruhumun güzel bir ikizi mutlaka olurdu yanı başımda. Ölümüne sevdiğim, uğrunda her şeyi göze alabileceğim, her şeyiyle güzel, her şeyiyle doğru, her şeyiyle kabul ettiğim.. Basbayağı bir aşkla bağlı olduğum... ............................ Şimdi ne zor. Herkes kapalı kutu. Herkes kapanmış, kaplumbağa olmuş. Bir kahve içimi zorlu randevulara bakıyor. Yatıya kalmak bir tabu. Evler de gönüller de sımsıkı kapalı. Gençliğin en çok bu yanını özlüyorum. Ne güzelliğini, ne diriliğini, ne başıboşluğunu. Aynı yazarı, aynı şairi seviyoruz diye kuruluveren dostlukları özlüyorum. Birbirimize yazdığımız o uzun, o ayrıntılı mektupları özlüyorum. Birbirimizi eleştirmeyişimizi özlüyorum. Birbirimizin dedikodusunu yapmay... Devamı

06 11 2010

Şeytan..ve TANRI

Tanrı yeryüzünü "Lahana, Karnabahar, Ispanak" gibi çeşit çeşit yeşil ve sarı sebzeyle donattı. "Adam ve Kadın" sağlıklı ve uzun hayatlar yaşasın diye. Bunu gören Şeytan McDonald's'ı yarattı. McDonald's ise 99 centlik iki katlı Cheeseburger' i icat etti. Şeytan Adam'a dedi ki; "Yanında patates, cips ister misin?" Ve Adam dedi ki; "Süper boy olsun!" Böylece Adam kiloları almaya başladı. Ve Tanrı sağlıklı yoğurdu yarattı. Kadın onu yesin ve bedenini Adam'ın beğendiği boyutlarda tutsun diye. Bu sefer Şeytan, yoğurdu dondurdu. Çikolata getirdi, fındık getirdi. Yoğurdun üzerine konacak parlak renkli şekerler getirip serpti. Ve Kadın da kiloları almaya başladı. Ve Tanrı dedi ki ; "Şu taze salatamı bir deneyin" Bunun üzerine Şeytan kremalı hazır salata soslarını icat etti, üzerine salam ve dilimlenmiş peynir parçalarını da ekledi. Sonra tatlı için dondurmayı çıkardı. Ve kadın daha da kilo almaya başladı. Ve Tanrı bu sefer dedi ki ; "Sana sağlıklı sebzeler verdim. Onları pişiresin diye zeytinyağı da veriyorum" Ve Şeytan, Cracker Barrel'dan tavukla kızarmış biftek getirdi. Öyle büyüktü ki, kendi ayrı tabağı bile vardı. Ve adam kiloları yüklendi, kötü kolesterol tavanı delip çıktı. Ve Tanrı, koşu ayakkabılarını yarattı ve adam bu fazla kilolardan kurtulmaya karar verdi. Ama bu sefer Şeytan, kablolu TV'yi yarattı, uzaktan kumandayı yarattı. Öyle ki, adam TV1 den TV2 ye giderken bile yerinden kalkmadı. Ve tanrı patatesi yarattı. Besinle dolu, doğal olarak, yağ düzeyi düşük, sağlıklı bir sebze olsun iste di. Sonra Şeytan geldi ve patatesin sağlıklı kabuğunu soydu attı. Nişastalı gövdesini çabuk çabuk kesip, derin tavada katı yağ ile kızarttı. İ&cced... Devamı

23 10 2010

KAPALI KAPILAR VAR HAYATIMIZDA...

Kapalı kapılar var hayatımızda…  Nicedir açmadığımız, bilerek kapattığımız, üstüne kör bir kilit  vurduğumuz kapılar…  Bazen açmaya korktuğumuz, bazen ardındakilerle yüzleşmekten  çekindiğimiz kapılar…  Eski bir dostluk bazen, eskiden yapıp ettiklerimiz bazen…  Eski “biz”, eskimeyen izlerimiz.  Kapıların ardında kalan... Hayatımızda...n uzak durmasını  istediklerimiz.  Cesaretimizdir bu bazen, bazen yenilgimiz. Bazen hayretimiz, bazen  isteklerimiz.  Ne çok kapıyı kapattık dostlar, ne çok kapı kapandı yüzümüze...  Nasıl kapılar açıldı, kapattıklarımızın yerine…  Masumiyeti, insafı kapatan insanlar gördüm, üzerlerine kör bir  kilit taktıklarını... Anahtarlarını da dipsiz kuyuya attıklarını...  Nice erdemin üzerine kapatılan kapıların yerine, ardına kadar  zevk-ü sefanın ışıltılı kapılarının açıldığına şahit oldu bu yeryüzü…  Kendisini sevenlerin üzerine kapılar çarptı yeryüzünde kimileri...  Kimileri kendini gelip geçici “dünya” ya kapattı…  Dünya, sadece kendisi için yaşayanlara en büyük kapalı kapı oldu. Kapattık bazı kapıları dostlar! Kör bir kilit  vurduk üzerlerine…  Şimdi açılırlar mı yeniden, en tılsımlı sözleri söylesek?  Yahut yeni kapılar açsak, kaybettiklerimizin peşine düşsek…  Kör kilitli kapıları açmak gerek dostlar! Biraz cesaret gerek  belki…  Gerçeklerle yüzleşmeye cesaret, gerçekleri kabullenmeye cesaret...  Ve gayret ve gayret! Alıntı Sevgiyle çaldığınız tüm kapıların... Devamı

27 09 2010

Sıcaklık ancak yakınlaşmakla mümkün.

                           Eski zamanların dondurucu bir kışından bütün hayvanlar çok etkilenmiş, büyük kayıplar vermişler. Ama en çok kayıp veren kirpilermiş. Çünkü onların pek çok hayvan gibi kalın kürkleri yok, kendilerini sıcak tutması zor olan dikenleri var. Bu durumdan en az zararla kurtulmak için kirpiler meclisi toplanmış, çözüm aramaya b...aşlamış. Tartışa tartışa, nihayet gece olunca tüm kirpilerin bir araya toplanmasına, birbirlerine yakın durarak geceyi geçirmelerine karar verilmiş. Böylece kirpiler birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak, aralarındaki hava tedavülünü önleyerek donmaktan kurtulacaklarmış. İlk geceki deneyimlerinde bunun işe yaradığını görmüşler. Ama başka bir problem çıkmış ortaya. Üşüyen kirpiler birbirlerine fazla yaklaştıklarından yaralanmalar gerçekleşmiş. Daha sonraki gece, yaralanma korkusundan birbirlerinden uzak durmuşlar ama bu sefer de donmalar meydana gelmiş. Ne var ki, her gece kah uzaklaşa kah yakınlaşa, deneye yanıla birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak kadar yakın, ancak birbirlerini incitmeyecek kadar uzak durmayı öğrenmişler. Kısaca; bizim de uzun dikenlerimiz var. Bunlar hayata karşı filtrelerimiz. Bazen faydalı, bazen de zararlı. Çoğu zaman kimseleri yaklaştırmıyoruz yanımıza. Filtrelerimizden elemeden kimseleri sokmuyoruz özel dünyamıza. Ne var ki, sıcaklık ancak yakınlaşmakla mümkün. Birbirini incitmeyecek kadar uzak, hayatın soğuk zamanlarında üşümeyecek kadar da yakın olmayı öğrenmek… Aynen kirpiler gibi..   ... Devamı

20 08 2010

KİMİ ZAMAN

Hani ince bir hüzün duyarsınız kimi zaman Şarkılar daha bir dokunaklıdır.. Ve sanırsınız ki hiç kimse yok elinizden tutan Oysa her sözün, her hüznün ardında ümitler gizlidir.. Bulutların ardındaki güneş gibi, Yağmur sonrası çıkan gökkuşağı gibi.. Ve unutmayın sevgi gibi, dostluk gibi, AŞK gibi.. Eğer bir gün yalnızlıklar duyarsanız, İnceden yaşlar süzülürse yanağınıza, Ve unutulduğunuzu sanıp bir sızı başlarsa yüreğinize, O zaman gökyüzüne bakın.. Bulutların ardındaki güneşe, Çalıların ardındaki çiçeğe.. Bırakın pencerelerinizden yağmur dolsun içeriye.. Ve açın avuçlarınızı.. Size Uğur Böceğimi gönderiyorum, Avuçlarınıza konsun diye.. :)))) (Alıntıdır..) Devamı

19 08 2010

acısıyla..tatlısıyla...32 yıl geçiverdi...

                                 BİR EŞİ OLMALI İNSANIN...                                                                                                Bir eşi olmalı insanın Rüzgar onun kokusunu getirmeli, Yağmur O'nun sesini. Akşam onu görecek diye, pırpır etmeli yüreği, Ayakları birbirine dolaşmalı heyecandan, eve dönerken, Cennetten köşe almışçasına Sevdiği, sakındığı, bakmaya kıyamadığı... Her bir hücresinden aşkın fışkırdığı, Çölde okyanusu yaşadığı bir eşi olmalı insanın!!! Ben seni ölene dek seveceğim boş laf!!! Ben seni sevdikçe ölmeyeceğim... (CAN YÜCEL) Devamı

16 08 2010

nine ile dede

Nine ile dede bir gün eski günleri yad ediyorlarmış. Nine, "hadi yine eski günlerde olduğu gibi sinemanın önünde buluşup, felekten bir gün çalalım" demiş.Dede de tamam hanım demiş, ve ertesi gün olmuş. Dede önceden sinemanın önüne gitmiş ve beklemeye başlamış,ama nine gözükmemiş.. Dede beklemekten sıkılıp sinirli bir şekilde eve gitmiş,bakmış ki hanım evde oturmuş ağlıyor."Ya hanım seni o kadar bekledim niye gelmedin" demiş. Nine ise hıçkıra hıçkıra cevap vermiş: "Annem izin vermedi".. Devamı

27 07 2010

Mevlana'ya sormuşlar

Mevlana'ya sormuşlar "sevgili" nasıl olmalı diye... Sevilecek biri olmadığı zamanlarda bile seni sevmeli Sarılacak biri olmadığı zamanlarda bile sana sarılmalı DAYANILMAZ OLDUĞUN ZAMANLARDA BİLE SANA DAYANMALI!! Sevgili dediğin fanatik olmalı Bütün dünya seni üzdüğünde sana moral vermeli Güzel haberler aldığında seninle oynamalı Ve ağladığında seninle ağlamalı... Ama hepsinden daha çok; Sevgili matematiksel olmalı; Sevgili çarpmalı, Sevgili bölmeli, Geçmişi çıkarmalı, Yarınını toplamalı, Kalbinin derinliklerinde ihtiyacı hesaplamalı Ve her zaman Bütün parçalardan daha büyük olmalı... İşi bitince seni bir tarafa atmamalı... Devamı

21 07 2010

BİR ANNEDEN ÖĞÜTLER

* Bundan 20 yıl sonra, yaptıkların değil, yapamadıkların için üzüleceksin. Dolayısıyla halatları çöz. Güvenli limandan uzaklara yelken aç. Rüzgarı yakala, araştır, düşle, keşfet. * Düşün, onları seyredecek birileri olmasaydı, kaç kişi Mercedes otomobil alırdı. * Bilimde ve güzel sanatlarda en üstün başarılar, tek başlarına çalışan kişiler tarafından elde edilmiştir. Hiçbir parkta bir kurul için dikilmiş bir anıt yoktur. * Yapabileceğin kadar söz ver. Sonra söz verdiğinden daha fazlasını yap. * Oturarak başarıya ulaşan tek yaratık bir tavuktur. * Dertlerini gözyaşlarında boğmak isteyenlere dertlerin yüzme bildiğini söyle. * Dalın ucuna gitmekten korkma. Meyve oradadır. * Büyük adam büyüklüğünü küçük adama davranışıyla gösterir. * Şans bukelamun gibidir. Biraz zaman tanı, mutlaka değişecektir. * "Tarihte en etkili 100 kişi" adlı kitabı okudum. Onların hepsiyle ortak olduğumuz tek şeyin zaman olduğunu hayretle gördüm. * Günün sonunda kendini bir sokak köpeği kadar yorgun hissediyorsan, bu belki bütün gün hırladığın içindir. * Başlamak için en uygun zamanı beklersen hiç başlamayabilirsin. Şimdi başla! Şu anda bulunduğun yerden, elindekilerle başla. * Gülümsediğinde güzelleşmeyen bir yüz hiç görmedim. * Kimi zaman içindeki o sessiz sese uzmanlardan daha fazla güven. * Aerodinamik yasalarına göre o tombul ve tüylü arının hiç uçmaması gerekiyordu. Herhalde bunu ona hiçkimse söylemedi ki, uçuyor. * Zamanlarının büyük bir kısmını para kazanmak ve saklamakla geçiren insanlar, sonunda, en çok istediklerinin satın alınamayacak şeyler olduğunu anlarlar. * Öteki insanlardan ... Devamı

18 07 2010

Hayallerinizden

  Bu öykü; çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin çocuğuna kadar uzanır.  Babasının işi nedeniyle, çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı. Yedinci sınıftayken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi öğretmeni...  Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan yedi sayfalık bir kompozisyon yazdı.  Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi.  Ertesi gün öğretmenine sunduğu yedi sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi.  İki gün sonra ödevi geri aldı. Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir "0" ve "Dersten sonra beni gör" uyarısı vardı.  "Neden sıfır aldım?" diye merakla sordu öğretmenine çocuk...  "Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal" dedi, öğretmeni.  "Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman gerekir. Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman olanaksız" dedi ve ekledi:  "Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm."  Çocuk evine döndü ve uzun uzun düşündü. Babasına danıştı.  "Kızım" dedi babası "Bu konuda ka... Devamı

14 07 2010

MEVLANA'DAN

    Sen Benim gönlümde oldukça, Yemende de olsan benim yanımdasın..ama gönlümde değilsen,yanımda olsan da Yemende sayılırsın.       HZ MEVLANA   ... Devamı

14 07 2010

BAZEN SUSARSIN.... BAZENDE SUSTUĞUNA YANARSIN......

Hayat ne tuhaf değil mi?" Çoğu zaman içini dökmeye bu cümleyle başlarsın. Duygu dünyanın kapıları aralanırcümleler ardı sıra gelmeye başlar. Bazen haykırmak istersin bir imdat dilersin; ve nasıl başlayacağını bilemediğin anlarda bu cümle imdadına yetişir. Hayat ne tuhaf değil mi?  Bazen bir tebessüm tatlı bir bakış ve dokunuştur aradığın; bir omuza yaslanıp kendini salıvermenin arzusudur. İstediğin çok bir şey değildir aslında; gözlerinde kaybolmak gidivermek başka alemlere... Bazen rüzgarın önüne kapılıp giden bir yaprak olmak istersin bazen de o rüzgara direnen bir vücut. Ama çoğu zaman nafiledir direnmen. Hayat yolunu çizmiştir bir kere ve rüzgarın yönünü değiştiremezsin. Teselliyi bulmak istediğin dudaklar çoğu zaman soğuktur. Üşütür içini. Sense titrersin; göz yaşlarınla ısıtırsın kendini için için ağlayarak.. Kendini soğuk bir kış gününde çıplak ve yalnız hissedersin ısıtsın diye yalnızlığına sarılırsın gözlerin güneşi arayarak. İstediğin çok bir şey değildir aslında;sıcak bir tebessüm tatlı bir gülüş ve dokunuş. Kendi kendine söylenirsin; acaba çok mu şey istiyorum diye. Sonra da takma kafaya diyerek kaçıverirsin oradan. Bir teselli istersin ufak bir teselli. karşılaştığın şey ise kapalı kapılardır. Duvar gibi önünde duran kapıyı bir türlü kıramazsın. Sonra o duvarı kaleminle yıkarsın. Cümlelerindedir savaşın. Yırtınırsın kendini paralarsın. Mağlup olmak üzereyken zaferi yaşarsın. İçindeki fırtına dinmiştir artık. "Hayat ne tuhaf değil mi?" Kendi iç savaşında mağlubiyeti de yaşarsın zaferi de; ama bu zaferi tek başına kazanmamışsındır. Seni sevdiğine inandığın insanlar hep yanındadır ve yanında olacaktır. O insanları kaybetme. Onlara verebi... Devamı

02 06 2010

Keşkeler... iyikiler...

  İnsan 5 yaşına gelmeden anlıyor; açlığın öldürdüğünü, soğuğun dondurduğunu, ateşin yaktığını... Sevgisizliğin insanın canını acıttığını... Duyguları, nesneleri, kişileri, çevresini tanıyor. Her şey ona çok büyük görünüyor: Ev, masa, anne, baba...  10'una gelmeden oyunla, sayılarla, harflerle tanışıyor. Azgın bir iştahla öğreniyor. Kız ya da erkek olduğunu fark ediyor. Dünyanın evde, okulda kendisine anlatılandan da büyük olduğunun ayırdına varıyor.  15'inde, tam da en çok kendini sevdireceği çağda, sivilcelenen yüzünden, değişen bedeninden utanırken aşkı keşfediyor. Dış dünya kadar iç dünyanın da büyük salonları ve kendisinin bile bilmediği odaları olduğunu, açıldıkça o odalardan devasa bahçelere çıkıldığını hissediyor, büyüleniyor. Şarkıların içinde sevdalar gezdirdiğini, şiirin her türden hasreti dindirdiğini anlıyor. Aşk acısını öğreniyor. Yine de seviyor; ille seviyor, inadına seviyor.  20'sinde putlarını yıkıyor, başkaldırıyor, kanatlanıyor. Her şey ona küçük görünüyor: Ev, masa, anne, baba... "Dünya küçükmüş; büyük olan benim" efelenmeleri başlıyor. Lakin dünya bunu bilmiyor. O yüzden 20'ler çoğu zaman hayal kırıklıklarıyla geliyor.  25'inde ayaklar biraz yere değiyor. Okul bitiyor, iş telaşı başlıyor. Sınıfta öğrenilenlerin akı, sokaktaki gerçeklerin karasına çarpıp grileşiyor. Yolu hızlı gelenler çabuk yorularak, sevdiğini bulanlarsa kalbinden vurularak evleniyor genelde... 5 yıl önce uzak bir ülke olan "istikbal", daha yakına geliyor. "Bir denizde yangın çıkarma" hayali erte... Devamı

26 05 2010

ELVEDA DEĞİL HOŞÇAKAL DİYORUM...(hayat)

Hoşça kal demek istiyorum giderken. Hoşça kal da kocaman bir umut vardır çünkü. "Sen Hoş kal ben geleceğim" dir aslında ardına gizlenen. "Şöyle bir tur atıp geleceğim" dir. Bir kayboluş değildir Hoşça kal aksine beş dakika sonra geleceğimdir ya da beş saat sonra. Gelirken de tüm umutları çuvalla getirmektir. Hayatın gülücüklerine ufak bir hüzün eklemektir dudağın yarısına tebessümü saklayarak. Nefes almanın biraz güçleştiğini hissetmek ama hiç durmayacağını bilmektir. Hoşça kal ağlamaktır koparcasına sarılmaktır karşındakine. Çünkü bilinir ki geriye kesin dönüş vardır bir gün. Aşk bitmemiştir yüreklerde daha sıcacıktır. O sıcaklık köz olsa da hiç bitmeyecektir. Zira Hoşça kal denmiştir giderken. Gözler birbirinden hiç ayrılmayacaktır kalple işbirliği yaparcasına. Başkalarına bakmayacaktır. Ten kokusu hiç terk etmeyecektir bedenini. Kalp adını her duyuşta fırlayacaktır yerinden. Çünkü Hoşça kal denmiştir giderken. Dünyanın bir ucunda bile olunsa o hep seninledir nefesi hep boynunda umudu hep seninledir. Bazen bir köşebaşında beklemektir onun oradan sana koşacağını bilmektir. Hoşça kal Nihavent makamıdır. Bahar kokar umut kokar aşk kokar. Ağlarken güldürür....Severken daha da sevdirir. ... Elveda demek istemiyorum giderken. Hüzün dolu ayrılıkları kemikleştiren bir kelimedir çünkü. Sevdaları yürekten kopartıp atan ve yerinde yaralar bırakandır. Çiçekleri soldurup güneşi bile karartandır. Tüm yaşanmışlıkları ortadan kaldırıp hatıraların koynunda yıllandıran bir kelimedir Elveda. Bakışların bakışlara kenetlendiği günlerin saatlerin hatta saniyelerin bittiğidir. Sevgi sözc&u... Devamı

24 05 2010

EVLİLİK

Yeryüzüne birlikte geldiniz ve sonsuza dek birlikte yaşayacaksınız, Ölümün ak kanatları günlerinizi bölene dek birlikte olacaksınız, Tanrı'nın suskun anıları katına eriştiğinizde bile birlikte olacaksınız, Ama bırakın da bunca beraberliğin arasında biraz boşluklar olsun, Ve Tanrısal alemin rüzgarları esip dolanabilsin aranızda, Birbirinizi sevin, ama sevginin üzerine bağlayıcı anlaşmalar koymayın, Bırakın yüreklerinizin sahilleri arasında gelgit çalkalanan bir deniz olsun Sevgi Birbirinizin kadehini onunla doldurun ama aynı kadehe eğilip içmeyin, Ekmeğinizi bölüşün, ama aynı lokmayı dişlemeye kalkmayın, Şarkı söyleyin, dans edin, eğlenin birlikte, ama ikinizin de birer Yalnız olduğunu unutmayın, Çünkü lavtadan dağılan müzik aynı, ama nağmeleri çıkaran teller ayrıdır, Yüreklerinizi birbirine bağlayın ama biri ötekinin saklayıcısı olmasın, Çünkü ancak Hayat'ın elidir yüreklerinizi saklayacak olan, Hep yanyana olun, ama birbirinize fazla sokulmayın, Çünkü tapınağı taşıyan sütunlar da ayrıdır, Çünkü bir selvi ile bir meşe birbirinin gölgesinde yetişmez.... Halil Cibran ... Devamı

03 05 2010

güzel bir söz....

Hiçbirşey için "BENİMDİR" deme, sadece de ki; "YANIMDADIR" Çünkü ne altın, ne toprak, ne sevgili, ne hayat, ne ölüm, ne huzur, ne de keder... DAİMA SENİNLE KALMAZ!!... Devamı

16 04 2010

yargılamak ne kadar da kolay...

    Genc bir cift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine tasinmislar. Sabah kahvalti yaparlarken, komsu da camasirlari asiyormus. Kadin kocasina ' Bak, camasirlari yeterince temiz degil, camasir yikamayi bilmiyor, belki de dogru sabunu kullanmiyor.' demis. Kocasi ona bakmis, hicbir sey soylememis, kahvaltisina devam etmis.Kad...in, komsusunun camasir astigini gordugu her sabah ayni yorumu yapmaya devam etmis. Bir ay kadar sonra, bir sabah, komsusunun camasirlarinin tertemiz oldugunu goren kadin cok sasirmis 'Bak' demis kocasina ' Camasir yikamayi ogrendi sonunda, merak ediyorum, kim ogretti acaba ? ''Ben bu sabah biraz erken kalkip penceremizi sildim' diye cevap vermis kocasi. Hayatta da boyle degil midir ?Baskalarini izlerken gorduklerimiz, baktigimiz pencerenin ne kadar temiz olduguna baglidir.     Birini elestirmeden ve hemen yargilamaya davranmadan once zihin durumumuza bakmak ve 'iyi' olani gormeye hazir olup olmadigimizi farketmek guzel bir fikir olabilir... ... Devamı

30 03 2010

hiç bir şey için üzülmeyin

  İŞTE HAYATTA HER TÜRLÜ SIKINTIYI HAFİFE ALMAMIZI SAĞLAYACAK BİR YAKLAŞIM...    HİÇ BİR ŞEY İÇİN ÜZÜLMEYİN... Küçük şeyler! 11 Eylül İkiz Kulelere saldırı sonrası binadaki firmalardan birinin hayatta kalanlarla yapılan sabah toplantısında güvenlik amiri orada hayatta kalabilenlerle ilgili şunları anlatmış; O sabah; - Firma müdürü o gün oğlu ana okuluna başladığı için işe geç kalmış. - Birinin o gün ofis kahvaltısına getirilecek Donut'ları alma sırasıymış. - Bayan elemanlardan birinin sabah alarmı çalmamış. - Biri kaza yüzünden trafiğe takılmış. ... Devamı

29 03 2010

gidene KAL demeyeceksin

Gidene kal demeyeceksin...  Gidene kal demek zavallılara,  Kalana git demek terbiyesizlere,  Dönmeyene dön demek acizlere, Hak edene git demek asillere yakışır  Kimseye hak etmediğinden fazla değer verme, yoksa değersiz olan hep sen olursun...  Düşün...  Kim üzebilir seni senden başka?  Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen?  Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen?  Kim yıkar, yıpratır sen izin vermezsen?  Kim sever seni,sen kendini sevmezsen?  Herşey sende başlar, sende biter...  Yeterki yürekli ol,tükenme, tüketme, tükettirme içindeki yaşama sevgisini...  Ya çare sizsiniz ya da çaresizsiniz. ..  Öyle bir hayat yaşadım ki cenneti de gördüm cehennemi de.  Öyle bir aşk yaşadım ki tutkuyu da gördüm pes etmeyi de.  Bazıları seyrederken hayatı en önden, kendimi bir sahnede buldum Oynadım. Öyle bir rol vermişlerdi ki okudum okudum anlamadım.  Kendi kendime konuştum bazen evimde, hem kızdım hem güldüm halime.  Sonra dedim ki söz ver kendine  Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin,  Sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin,  Uçmayı biliyorsan düşmeyi de bileceksin,  Korkarak yaşıyorsan yalnızca hayatı seyredeceksin.  Öyle hayat yaşadım ki son yolculukları erken tanıdım.  Öyle değerliymiş ki zaman hep acele etmem bundan anladım ... Devamı

09 12 2009

kadın ve erkek

         Her ikiside karşı karşıya geldiklerinde kadın pencereyi açar ve bağırır..      dikkat et BEYGİR..... adamda hiddetle pencereyi açar ve bağırır..     CADI.... her ikiside yollarına devam ederlerken,erkek dikiz aynasından  kadının suratına bakarak sırıtmaktadır... ve..sonra bir ses..   bu öykünün anafikri.... erkekler kadınların ne dediklerini ASLA anlamazlar   Devamı

24 11 2009

ERKEK MİLLETİNDEN ''GÜZİN ABLA'' YAPARSAN....

 Sevgili Erkan Ağabey..  Bana yardımcı olursunuz diye size yazıyorum..  Gecen gün ise giderken kocamı her zamanki gibi evde TV seyrederken bıraktım. Arabamla daha 500 metre gitmedim ki motoru stop etti.  Hayli  uğraşıp çalıştıramayınca kocamdan yardim almak icin eve geri dondum. Eve  girince gözlerime inanamadım.. Kocam komsunun kızı ile yatağımızda. .  Ben 32, kocam 34 yasinda komsunun kizi ise 22.. Biz 10 yildir evliyiz..  Yakalaninca resmen coktu ve itiraf etmek zorunda kaldi.. 6 aydir  birliktelermiş. .  Ne yapmalıyım lütfen bana yardim eder misiniz?..  Sevgilerimle  Ayse..     Sevgili Ayşe;  Hava soğuksa, hele bu tip kısa mesafelerde motor ısınmadan bastıysan arabalar genelde bunu yapar..  Kaputu aç yakıt borularına söyle bir bak, ezilme,  çöküntü gibi bir şey var  mi?.. Manifolt bağlantılarını ve karbüratörü gözden geçirt.  Eğer bunlar sorunu çözemezler ise sorun yakıt pompasında olabilir.  Bujilere yeterli benzin gelmiyordur. (Araban tüplü mu benzinli mi dizel mi  yazmamışsın) Sanırım yardımcı oldum, Erkan ağabey’in..   birazda gülelim dedim... ... Devamı

20 11 2009

ÖĞRENECEKSİN

ÖĞRENECEKSİN   EZİLDİKCE YÜREĞİNDE ARZULAR AĞLARKEN GÜLMEYİ ÖĞRENECEKSİN ELİN ERMEDİKCE UZAKLARA GİTMEDEN GELMEYİ ÖĞRENECEKSİN ÜMİTLERİN BİRERBİRER SOLACAK BAĞRIN YANIP GÖZLERİN YAŞ DOLACAK GİZLİ SEVDAN SANA MEZAR OLACAK YAŞARKEN ÖLMEYİ ÖĞRENECEKSİN HERGÜN YAPIP YAPIP BOZDUKLARINI AŞKINI MERMERE KAZDIKLARINI KENDİ ELLERİNLE YAZDIKLARIN ELLERİNLE SİLMEYİ ÖĞRENECEKSİN  bu şiir http://causallove.blogcu.com/ alıntıdır...tşk arkadaşıma.. Devamı