27 11 2007

BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM......

     Bugün tam 50 yaşıma geldim.

 

        artık ellili yıllar başladı..

                               

                  acısıyla...tatlısıyla ...

                                    koskoca 50 yıl.......

Beni yoran ilişkiler, yeni tanısmalar, yeni yüzler aramıyorum. Eski dostlukların da özetini çıkarmaya basladım.

 ilişkilerde tasarrufa gidiyorsun her şeyde oldugu gibi ve gereksiz insanları hayatından atmak istiyorsun.

 Yapmacık, inanmadan konuşmak istemiyorum artık. Beni anlamayanlarla konuşmak cümle kirliliği yaratıyor ve hak edenlere saklıyorum enerjimi.

 İstedigime istedigimi deme özgürlügüne sahibim, eleştirme hakkını olusturan yaşamışlık ve yeterli yaş faktörü artık bende de var.

 "Ben demistim" ,"ben bilirim","ben zaten anlamıştım", sendromunda olanlarla arkadaşlıkları bir kez daha sorguluyorsun.

 İliskilerini sadelestirmeye başlayınca sıra iyi ve kötü gün dostlarını ayıklamaya geliyor. Kötü gün dostlarını belirliyor ve onlara daha çok önem veriyorsun. İyi gün dostu bulmak ne kadar kolaysa kötü gün dostu bulmak bir o kadar zor, biliyorum.

Dostlar ihtiyaç olduğunda göçmen kuşlar gibi sıcağa uçuyor ve sadece seninle birlikte sürüden ayrı düşenler kalıyor.

 Zamanın ne kadar kıymetli olduğunu öğreniyorsun buralara kadar gelirken. Uzun düz otobanlardan olduğu gibi, kestirme bozuk yollardan da ulaşabilirsin hedeflerine. Kestirmeleri de öğrendim gide gele.

 Boş geçen her saniye degerli artık. Daha yapılacak çok sey var ama, kendimi çok yormaktan çok hırpalamaktan yana değilim.

 Gerektiğinde "HAYIR" demeyi ögrendim ve bu kelime başta karşındakine kırıcı gelse de senin için hayat kurtarıcı olabiliyor. Sevgiye önem vermek gerektigini, zamanı geldiginde elinde sadece sevginin kalacağını biliyorum.

 Sevgi paylasıldıkça oluşuyor, olgunlaşıyor. Aileme ve seçtiğim tüm dostlarıma daha önce göstermedigim sevgi,anlayis ve ilgiyi göstermeye çalışıyorum. Biliyorsun ki gidenlerin ardında sadece iyilikler kalıyor, ne kadar sevgi dolu olduğu hatırlanıp anılıyor.

 ben biliyorum ki yaşamadan hiçbir şey ögrenilmiyor.

 Önce kendine güzel görünmelisin, kendi zevkime göre giyinmek istiyorum, böyle hissediyorum.Ayıp, günah ya da ne derler korkuları çoktan geride kaldı .

 Sonra  anneni daha sık düsünüyorsun ve hatta anlıyorsun. İste bu yeni alışmaya başlanan ve giderek hoşa giden yeni duruma olgunluk deniyor.

 Yaşamıslığın, görmüşlüğün, geride kalmış üflenmis doğum günü mumlarının bir sonucu kendiliginden ortaya çıkıyor hayatın bir dönemecinde bu olgunluk.

 Ne zaman dersen herkese göre, ne kadar dolu yaşadıgına göre degişiyor bu olgunluk çagına ermek. İnanın bana hayattaki düşüşler, zor alınan virajlar bu zamanı hızlandırıyor.

 Kendi dünyanın küçüklügünü keşfetmek ve buna ragmen kendinin kıymetini bilmek çok ise yarıyor. Bir gün hepimizin bu huzurlu olgunluğu bulmasını diliyorum.

sevgiyle kalın...


 

0
0
0
Yorum Yaz