www.nilss.blogcu.com




Site içi arama

Image and video hosting by TinyPic
nilss
Kategorilerim
Son eklenenler
  • YAŞLANDIKÇA ZENGİNLEŞTİĞİNİZİ BİLİYOR MUSUNUZ???????????
  • CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN...
  • DOMUZ GRİBİ’nden korunmak için basit fakat etkili önlemler
  • FENERBAHÇE'ME BAŞARILAR...derken 3-1
  • babamsız 1 yıl
  • Çok özel bir BAHAR TEMİZLiGi
  • tuzlu pasta
  • İKİ İNSAN ARASINDAKİ EN KISA MESAFE GÜLÜMSEMEKTİR...
  • 4-10 EKİM HAYVAN HAKLARI HAFTASI
  • teşekkürler...
  • menüsküs ameliyatım
  • BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
  • KURU BÖRÜLCE SALATASI
  • Bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi mübarek olsun..
  • tşk
  • kısa bir mola...
  • Aile Sevgisi Satılamaz
  • HAYAT DEDİĞİN BİR ÇAY
  • MOZAİK PASTA
  • pembe kurdela (bütün kadınlara ve duyarlı beylere..)
  • küçük arkadaşım..
  • FESLEĞENLİ MAKARNA
  • KURABİYE (eskilerden bir tarif) harika oldu ....
  • bu benim yaramazım kedim pussycat
  • üzümlü hindistan cevizli kurabiye
  • Arkadaşlarım
  • 1demethuzun
  • yermisinyemezmisin
  • emelinmutfagi
  • 1tebessum
  • glnrylmz
  • keskinlininmutfagi
  • BoncukDevrim
  • kezibanyenge
  • elmasekerii
  • gocmenkizi
  • sihirlimasalci
  • hayattasarimi
  • sarayimiz
  • hulyalihayat
  • edaca30
  • gifdunyasi
  • annekedi
  • zerrinkayhan
  • natcilar
  • azreng
  • sibelinmutfagi
  • yesilkivi
  • gulumseyisim
  • siyahincimm
  • yapraksarma
  • yemekkahvekokusu
  • caferose
  • seyhanla
  • ortancaa
  • sercen
  • selmahlc
  • umudumsensin
  • feselli
  • nazengul
  • papatya68
  • cimcime26
  • kadirsezer
  • cevverinmutfagi
  • zellankadef
  • hayalerdem
  • peruze
  • sibelintarifdefteri
  • sabay06
  • putri
  • temmuz74
  • 1hercaikardelen
  • siyamkedisi
  • benelifim
  • fatoca
  • nerimandaninciler
  • muratena
  • sihirlioklava
  • aysemmutfakta
  • LeyL67
  • narinmutfagi82
  • medihadan
  • mavis62
  • nergizcankul
  • oruk
  • nurdaninmutfagi
  • akrepburcu58
  • benduras
  • edawebset
  • pastaveyemek
  • yaseminindefteri
  • bambikurabiyem
  • usta28
  • blogaileol
  • Baharcicegi
  • kalpkurabiye
  • dogaresimlerim
  • hamaratabla
  • ilkaymutfakta
  • dikismakinam38
  • naliya
  • lambacini
  • Son 10 yorum
    Bağlantılar
    Online yorum


    Get your own Poll!













    Fikrimuhim.com
    Ana sayfam Profilim Arşivler Rss akışı


    5.11.2009 - YAŞLANDIKÇA ZENGİNLEŞTİĞİNİZİ BİLİYOR MUSUNUZ???????????

    Kategori SAGLIK

    YAŞLANDIKÇA ZENGİNLEŞTIGINIZI BILIYOR MUSUNUZ???????????

     Image001
     

     
    Uzunca bir süreden beri
    SAÇLARINIZDA GÜMÜŞ,
     DİŞLERİNİZDE ALTIN,
     BÖBREKLERINIZDE TAŞ, 
     KANINIZDA ŞEKER,
     AYAKLARINIZDA KURŞUN,
     DAMARLARINIZDA DEMIR
     birikiyor.
     Sonu gelmez bir “TABİİ GAZ” stoku da cabası.
     

     Böyle bir servete sahip olduğunuzun farkında mıydınız????

    Yorumlar (1) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

    27.10.2009 - DOMUZ GRİBİ’nden korunmak için basit fakat etkili önlemler

    Kategori SAGLIK

    Aşağıda okuyacağınız önlemler Dr.Vinay Goyal tarafından herkesin yararlanabilmesi için yayınlanmıştır.
    Dr.Vinay Goyal: Yoğun bakım ve Tiroit uzmanıdır. MBBS, DRM DNB.
    20 yıldan fazla klinik tecrübesi vardır. Hinduja Hastanesi, Bombay hastanesi, Saife Hastanesi, Tata Memorial hastanesi gibi önemli kurumlarda görev yapmıştır.
    Şu anda Malad’da, Riddhiviayak Cardiac and Critical center’da Nükleer ilaç departmanı ve tiroit klinikleri şefi olarak görev yapmaktadır.

    DOMUZ GRİBİ’nden korunmak için basit fakat etkili önlemler.

    Mikrobun vücuda giriş noktaları yalnızca burun delikleri, ağız ve boğaz yoluyla olmaktadır. Çok bulaşıcı bir yapıya sahip olmasından dolayı her türlü önleme karşı H1N1 virüsüyle temas etmekten kaçınmak veya korunmak imkânsızdır.

    H1N1 virüsüyle temas etmek virüsün vücutta çoğalması kadar önemli değildir.

    Sağlığınız yerinde ve H1N1 hastalık belirtileri göstermiyorken virüsün vücutta üremesini, belirtilerin daha da şiddetlenmesini ve ikincil enfeksiyonları n gelişmesini önlemek için dikkatimizi N95 veya tamiflu gibi ilaçları stoklamaya vermek yerine çoğu bildirgelerde bahsedilmeyen bazı çok basit önlemleri uygulayabiliriz.


    1.      Ellerin sıklıkla yıkanması ( Bütün bildirgelerde bahsedilmiştir)


    2.     “Hands-off-the- face” “Ellerinizle yüzünüze dokunmayın” yaklaşımı. Yemek, banyo ve yara bakımı gibi zorunluluklar dışında yüzünüzün herhangi bir yerine dokunmaktan kaçınınız.


    3.     Ilık tuzlu suyla günde iki kere gargara yapınız( tuza güvenmiyorsanı z listerin kullanınız).  H1N1 ‘in boğaz ve burun boşluklarında çoğalıp enfeksiyona sebep olarak karakteristik belirtileri göstermesi için 2 -3 güne ihtiyacı vardır.  Sağlıklı bir kişinin ılık, tuzlu suyla gargara yapmasının etkisi hastalığa yakalanmış olan bir kişinin tamiflu kullanması ile aynıdır. Bu basit ucuz fakat güçlü önleyici yöntemi küçümsemeyiniz.


    4.     Yukarıdaki 3. Önleme benzer olarak; Burnunuzun içini en az günde bir kere ılık tuzlu suyla temizleyiniz.  *Günde bir kere burnunuzu sümkürün ve sonra ılık tuzlu suya batırılmış pamuk tamponlarla silerek temizleyiniz. Bu yolla burnunuzda bulunacak virüs sayısını etkili bir şekilde azaltmış olursunuz.


    5.     Narenciye suları gibi C vitamin bakımından zengin olan yiyecekler kullanarak doğal bağışıklığınızı güçlendiriniz. Eğer ilave olarak C vitamin kullanmak zorunda iseniz emilimi artırmak için mutlaka Çinko ile birlikte alınız.


    6.     Bitkisel çaylar, çay, kahve gibi sıcak veya ılık içeceklerden içebildiğiniz kadar çok içiniz. * Sıcak içecekler içmek gargara yapmakla aynı etkiye sahiptir, fakat ters yöne doğru. Sıcak içecekler virüsleri yaşamaları mümkün olmayan ortama sahip olan mideye doğru yıkayarak götürürler. H1N1 virüsü mide’de çoğalamaz, herhangi bir zarar veremez ve hayatiyetini devam ettiremez.
    (MAİL OLARAK GELDİ PAYLAŞMAK İSTEDİM)

    Herkesin faydalanabilmesi için bu bilgiyi lütfen  herkese iletiniz.
    Sağlıklı günler dileğiyle.
    Dr.Vinay Goyal

     

    Yorumlar (1) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

    27.9.2009 - teşekkürler...

    Kategori SAGLIK

                nihayet iyileşiyorum........



    operasyonumu başarı ile gerçekleştiren ARTE ÖZEL HEKİMKÖY HASTANESİ  

    Ortopedi Ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. CENK ÖZTÜRK 'e...ve EKİP'ine.....

    ben bir anneyim ...
    duygu sömürüsü yapıp ağlamama dayanamayan ve izmir'den Ankara'ya gelen KIZIMA.....

    işinden izin alıp ameliyatımda benden önce hastaneye gelen OĞLUMA....

    dizimdeki ağrının başladığı günden itibaren benimle koşturan ve hep yanımda olan EŞİME....

    her zaman yanımda olan KARDEŞLERİME...HÜSNÜ'ye...YEĞENLERİME...

    kızımı bana hemen yollayan oğlum ALPER'e...

    beni unutmayan ,arayan,ziyaretime gelen,bloguma yorum ve not bırakan bütün ARKADAŞLARIMA...DOSTLARIMA...KOMŞULARIMA....

              insanın seveni olması ne kadar önemli....
                                                  

    Yorumlar (9) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

    21.9.2009 - menüsküs ameliyatım

    Kategori SAGLIK



    bu aralar blog ziyareti yapamıyorum..sağ dizim çok ağrımaya ve bacağım geriden yürümeye başladı..hareketlerim zorlandı..aynı sorunu 4 yıl önce sol bacağımdada olmuştu ve ameliyat olmuştum.doktorumda yapılan tetkikler sonucu hemen ameliyat dedi bende bayram sonrası olsun dedim ..çarşamba günü Allah kısmet ederse ameliyatımı olcağım ..
    dualarınızı esirgemezsiniz..değilmi..sevgilerimle...

                                

    menüsküs:
    Genel olarak sporcu yaralanması olarak bilinen ve sporcularla özdeşleşen menisküs yırtılması, aslında dikkat etmediği takdirde ev hanımlarının dahi başına gelebilecek bir rahatsızlık. Küçük bir zorlanma, düşme, çarpma, şiddetli bedensel egzersizler, aşırı gerilme gibi hareketler sonucu ortaya çıkan rahatsızlık, erken tedavi edilmemesi durumunda kıkırdak hasarına ve kireçlenmeye yol açabiliyor. Diz ekleminde C ve O şekliyle uyluk ve baldır kemikleri arasında yer alan kıkırdak kıvamında eklem içi yapılar olan menisküs, vücutta eklemleri korumak, uyum ve sıklığını artırmak, beslenmesine yardımcı olmak gibi görevleri de üstleniyor. Menisküsün çeşitli sebeplerden dolayı zedelenmesine, yırtılmasına ve ezilmesine menisküs yaralanması adı veriliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanları küçük de olsa, zorlanma, düşme, çarpma, şiddetli bedensel egzersizler, dizin uyluk altında aşırı iç ve dış dönmesi ya da merdiven çıkarken oluşan aşırı gerilme hareketlerinin her zaman yırtığın oluşmasına yol açabileceğini vurgulandı, özellikle ev hanımlarının temizlik yaparken ve yer silerken dizlerine aşırı ağırlık uyguladıklarını, bunun sonucunda da dizde yıpranmaların meydana geldiğini söyledi. Menisküsün vücut tarafından tamirinin mümkün olmadığının, menisküs yaralanmasının belirtilerini şöyle sıralandı: `Şiddetli ağrı, yırtık, menisküs parçasının iki eklem yüzeyi arasında sıkışması sonucu dizin yarı bükük konumda kilitlenmesi biçiminde ortaya çıkabilir. Bu tip yaralanmaya maruz kalan kişinin dizinde yavaş gelişen şişlik, hareketlerle artan diz ağrısı, bazen de dizde kilitlenme sonucu hareketsizlik hali oluşur.` Menisküs tedavisinde erken teşhisin önem taşıdığı ve yırtık bir menisküsle günlük etkinliklerine devam eden kişilerde yırtığın oluşturduğu düzensizlik sebebiyle eklemin yeterince fonksiyonlarını yerine getiremeyeceği bunun da erken dönemde kıkırdak hasarına, dolayısıyla kireçlenmeye (osteoartrit) yol açtığını kaydetti. (alıntıdır)
                   

    Yorumlar (6) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

    2.3.2009 - Yemekten sonra mutlaka....

    Kategori SAGLIK


    Yemekten sonra mutlaka sicak birseyler içiniz...

    Bu yazı sadece öğünlerden sonra sıcak su içme
    konusuna değil kalp krizi risklerine değinmektedir. Çinliler ve Japonlar yemeklerinden sonra soğuk su değil sıcak çay içerler. Belki biz de yemekten sonra sıcak bir şeyler içme alışkanlığımızı onlardan edindik.Eğer yemeklerden sonra soğuk şeyler içiyorsanız bu yazı size hitap ediyor. Yemekten sonra soğuk bir şeyler içmek sizi rahatlatabilir.
    Ancak tükettiğiniz soğuk su katılaşarak yağlı bir madde haline döner ve yavaş bir şekilde sindirilir. Bu asitli tepkime bozularak bağırsakta katı
    maddelerden daha hızlı bir şekilde emilir. Bir kısmı bağırsağa yapışır.Kısa bir süre sonra tamamen yağ haline döner ve kansere yol açar. Yemekten
    sonra sıcak su veya çorba içmek en iyisidir.
    Kalp krizi hakkında önemli birkaç bilgi - Kalp krizi belirtisi her zaman sol kolun uyuşması değildir. Çenedeki şiddetli ağrıların da farkında olun.
    İlk göğüs ağrınız kalp krizi sırasında gerçekleşmez. (Daha önce mutlaka göğüs ağrınız olmuştur) Mide bulantısı ve şiddetli terleme de önemli kalp
    krizi belirtilerindendir. Kalp krizi geçiren insanların %60 ı uyurken ölür.Göğüsteki ağrılar sizi uykudan uyandırabilir. Lütfen dikkatli olun ve olanların farkına varın.

    Bir kardiyoloji uzmanı diyor ki; Eğer bu mesajı okuyan herkes arkadaşları ile paylaşırsa  bir hayat kurtarır. Bu nedenle bu mesajı tüm önemsediğiniz
    arkadaşlarınızla paylaşın....
     

    Yorumlar (1) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

    19.2.2009 - KAKTUS... ve RADYASYON....

    Kategori SAGLIK

                                                              

    Kaktüs ! 

    Bu dikenli bitkinin ne işe yaradığını ne için yaratıldığını bileniniz varmı ?
     Yok tabi unutmayın ki dünyadaki herşey bi amaçla yaratılmıştır. Mesela kaktüs radyosyonu emmekte bu yüzden en büyük nükleer santral yakınlarında tonlarca kaktüs bulunmakta ayrıca geçenlerde istanbulda bir banka şubesi tam 250 adet kaktüs siparısı verdı ne için bilgisayarların yanına koymak için herkes evinde hatta her odada mutlaka kaktüs bulundurmalı .
                           

    Yorumlar (2) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

    3.10.2008 - sağlık

    Kategori SAGLIK

      Telefona SOL kulağınla cevap ver

      Günde İKİ kere kahve içme

      SOĞUK su ile hap alma

      Akşam 8'ten sonra YEMEK yeme

      Tükettiğin YAĞLI gıdaların miktarını azalt

      Sabahları daha çok akşamları daha az SU iç

      Cep telefonu BATARYAları ile mesafeni uzak tut

      UZUN süre kulaklık takma

      Gece 10 sabah 6 en ideal uyuma saatleridir

      Uyku öncesi İLAÇ aldıktan sonra hemen uzanma

      Şarjın SON çizgiye inmiş kadar az olduğunda telefona cevap verme,
                radyasyon 1000 kat       fazladır.

    Yorumlar (2) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

    3.9.2008 - Su damacanaları öldürüyor

    Kategori SAGLIK

    Su damacanaları öldürüyor
    Bir dahaki sefer su satın alırken evinize gelen plastik damacananın altına dikkatlice bakın.
     
    Eğer  damacananın altında üçgen geri dönüşüm logosu içinde 3 veya 7 rakamını görüyorsanız bu damacanalar sağlığınız açısından tehlike yaratıyor anlamına geliyor.

    Bu geri dönüşüm işareti,  damacananın yüksek oranda kimyasal madde içerdiğini gösteriyor. Özellikle de vücuda iki kat daha fazla zarar veren 'biesphenol A' nın yüksek olduğunu gösteriyor. BPA olarak da bilinen 'biesphenol A' kalp sağlığınızı bozuyor ve diabet riskini iki kat arttırıyor.

    ABD'deki Peninsula Tıp Fakültesi'nde yapılan araştırmalar, BPA'ların karaciğer rahatsızlıklarıyla da bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.


    İngiltere Gıda Standartları Enstitüsü'nün açıklamasına göre gün içinde almış olduğunuz BPA miktarının vücut ağırlığınızla dengeli bir uyum içinde olması gerekiyor. Sahip olduğunuz kilo başına günde 50 mikrogram kimyasal madde 'normal değer' olarak kabul ediliyor. Yani eğer vücut ağırlığınız 60 kilogram ise gün içinde alabileceğiniz en üst limitin 3000 mikrogram olması gerekiyor. Bu rakamın üstüne çıktığınız anda kalp, diabet ve karaciğer riskiniz iki kat artıyor.

    Yüksek kolesterol, kan şekeri düzensizliği, yüksek kan basıncı, kanser ve nörolojik problemlerle de bağlantılı olduğu düşünülen BPA'nın vücuda zararı araştırılmaya devam ediliyor.

    Amerika'da sağlıklı insanlar üzerinde yapılan araştırmalarda altı yaş üstündeki her on kişiden dokuzunun risk taşıdığı ortaya çıktı. Çünkü gün içinde kullandığınız birçok plastik malzeme BPA içeriyor. BPA kimyasal maddesi bebek biberonundan plastik şişelere kadar yüzlerce plastik malzemede bulunuyor. Konserve kutuları ve hatta CD'ler de buna dahil.

    Eğer suyunuzu damacana veya şişeler içinde alıyorsanız altındaki üçgen logonun içinde '1' rakamı olmasına dikkat edin. Bu rakam damcananın BPA içermediğini gösteriyor.

    Kaynak: Star kadın-sağlık

    Tarih: 11:31:21 25.09.2008

    Yorumlar (3) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

    14.5.2008 - BEŞİ BİR YERDE ÇAYI İLE ZAYIFLAYALIM

    Kategori SAGLIK

     



    Arkadaşlar meşhur beşi bir yerde çayını duymuşsunuzdur emenim yaz ayları yaklaştıkça bütün hanımlar kilo verme telaşında.Ben de sizlerle paylaşmak istedim bu konuyu konunun uzmanı değilim ama birçok diyet uzmanından duyduğum ve araştırdığım kadarıyla işe yarıyormuş hem doğal bitkiler olduğu için içim daha rahat.Bende aldım ve kullanmaya başladım günlük 3 bardak içiyorum 4 den fazlası tavsiye edilmiyor zaten tadı o kadar kötü değil aktarlarda bulabilirsiniz.

    Beşi bir yerde nasıl hazırlanıyor?
    Bir litre kaynamış suya birer çay kaşığı mate, yeşil çay, funda, biberiye ve kekik yaprağı atılır. On dakika demlenmesi beklenir ve süzülerek içilir.
    Baharın ilk günlerindeyiz. Yaza daha üç ay var. Bir başka deyişle kışın aldığınız kilolardan kurtulmanız için üç ay süreniz var. Bu süre yaza sağlıklı ve ‘fit’ girmek için yeter de artar bile. Peki ama nasıl yapmalı, hangi diyetisyene gitmeli, hangi diyetleri günü gününe takip etmeliyiz? Telaşlanmayın! Size bir diyet programı önerecek değiliz. Hemen her aktarda bulabileceğiniz beşi bir yerde formülü ile üç ayda 20 kilo vermeniz mümkün! Nasıl mı? Şöyle: Mate yaprağı, kekik, funda yaprağı, biberiye ve yeşil çaydan oluşan karışımı, günde üç fincan içmeniz yeterli. Biz söylemiyoruz, uzmanlar öyle diyor!
    Sağlıklı beslenme ve yaşam uzmanı Dr. Ender Saraç, doğal yollardan kilo vermenin insan sağlığı için büyük önem taşıdığını söylüyor. ‘Bitki yaprakları, dengeli bir şekilde kullanıldığında vücuttaki yağları yakmaya ve kolesterolü dengelemeye yardımcı oluyor’ diyen Saraç, bitki çayı diyetiyle ayda beş kilo vermenin mümkün olduğunu vurguluyor. Sağlıklı yaşam uzmanı, bitki karışımlarından elde edilen zayıflama çayının günlük iki veya üç bardaktan fazla içilmemesi gerektiğini ifade ediyor. Saraç, “Diyet çayları hazırlanırken bitkiler kaynatılıyor. Bu yanlış bir uygulama. Doğru ve etkili bir bitki çayı hazırlamak isteyenler, suyu kaynattıktan sonra yaprakların demlenmesini beklesin.” şeklinde konuşuyor.
    Beslenme Uzmanı ve Diyetisyen Taylan Kümeli ise yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte sağlıklı bir bedene sahip olmak isteyenlerin bitki çaylarına yöneldiğini belirtiyor. Toksinlerin doğal yöntemler sayesinde kolayca atılabileceğine dikkat çeken Kümeli, bitki çaylarının içerisine tatlanması için şeker karıştırılmasının yanlışlığına dikkat çekiyor. Bu karışımların bazı hastalarda alerjiye yol açabileceğini hatırlatan Kümeli, ‘Çabuk zayıflamak için aşırıya kaçmayın.’ uyarısını yapıyor.
    Mısır Çarşısı’nda şifalı bitkiler satan Sait Develi, yağ sökücü, tok tutucu ve sindirimi kolaylaştırıcı bitki yapraklarından hazırlanan ‘beşi bir yerde’ karışımının son derece etkili olduğu, müşterilerden olumlu tepkiler aldıkları bilgisini veriyor. Mate, yeşil çay, funda, biberiye ve kekik yapraklarının sıcak suda demlenmesiyle oluşan karışım, vüvutta biriken toksin ve ödemi atarak ayda yaklaşık beş kilo vermenizi sağlıyor.

    Hangi bitki, ne işe yarıyor?
    Mate yaprağı: Tüm dünyada obezite tedavisinde kullanılan mate çayı, yağ emilimini engelleyerek vücuttan su atımını kolaylaştırıyor. Her yaşta insanın rahatça kullanabileceği bitki, iştahı kapatarak zayıflamaya yardımcı oluyor.
    Yeşil çay: Son yıllarda kullanımı bir hayli artan yeşil çay, vücutta biriken toksinleri atarak sindirimi kolaylaştırıyor.
    Funda yaprağı: İyi bir böbrek çalıştırıcı ve idrar sökücü olan yaprak, bu özelliğiyle zayıflamaya yardımcı oluyor.
    Biberiye: Yağ eritici ve hazım kolaylaştırıcı bu bitki, vücutta biriken toksinleri atarak ideal bir kiloya kavuşmanızı sağlıyor.
    Kekik: Halk arasında yaygın olarak kullanılan kekik, sindirimi kolaylaştırarak vücuttaki fazla suyu atarak kilo vermenizi sağlıyor.

    ALINTI
     
    bu yazıyı http://lalezar-lalezar.blogspot.com/ arkadaşımda gördüm ilginizi çeker belki diye bende yayınlayım dedim.lalezar arkadaşıma teşekkürler..

    Yorumlar (3) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

    22.3.2008 - El Yıkamanın Hayati Önemi

    Kategori SAGLIK

    Her türlü mikrobun bulaşmasında araç, yeteri kadar yıkanmayan ellerdir diyen Prof. Dr. Bülent Baysal, bir günde en az 8 kez el yıkanmalıdır. Hastane personelinin ise günde 15-20 defa el yıkaması lazım uyarısında bulundu.

    Selçuk Üniversitesi (SÜ) Meram Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bülent Baysal, yeteri kadar yıkanmayan ellerin, her türlü mikrobun bulaşmasında araç olduğunu söyledi.

    Prof. Dr. Baysal, Meram Tıp Fakültesi Hastanesinde görevli hemşirelerin, vatandaşları el yıkama konusunda bilinçlendirmek için, üzerinde ??El Yıkamak Hayat Kurtarır yazılı, yakalara iğnelenebilen küçük kağıtlar bastırıp dağıttıklarını söyledi.

    El yıkamak hayat kurtarır sloganının herkes için önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Baysal, ellerin yıkanmasına gerekli önemin verilmemesinin, ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu.

    Türk adetlerinde yemekten önce ve sonra el yıkandığını, ayrıca tuvaletten sonra da ellerin mutlaka yıkanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Baysal, Günde ortalama 8 defa ellerin yıkanması lazım, ancak yıkıyor muyuz? Hayır pek çoğumuz yıkamıyoruz. Oysa tüberkülozdan sarılığa kadar, el üzerindeki mikroplardan bulaşan pek çok hastalık var dedi.

    HASTANE ENFEKSİYONLARINA KARŞI EL YIKAMA

    Tıbbi personelin her girişimden önce ve sonra ellerini yıkaması gerektiğini bildiren Prof. Dr. Bülent Baysal, şunları kaydetti:
    Tıbbi personel normal vatandaştan daha sıklıkla el yıkamalıdır. Hastane personelinin günde 15-20 defa el yıkanması lazım. Ancak bu öylesine el yıkama şeklinde değil, sabunla, bazı zamanlarda da antiseptikli malzemelerle ellerin yıkanması lazım. Bu alışkanlık, hastane enfeksiyonlarının önlenmesine ciddi katkı sağlayacaktır. El yıkandığı takdirde hiçbir hastalık olmayacaktır. Yoksa sağlık personeli birbirine bu mikropları bulaştırır.

    Yıkanmayan ellerin, her türlü mikrobun bulaşmasında araç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Baysal, merdiven korkulukları, telefon ankesörleri gibi ortak kullanılan yerleri ve bilgisayar klavyeleri ve mouselarda çok miktarda mikroorganizma olduğunu söyledi.

    Prof. Dr. Baysal, kısa süre önce Mikrobiyoloji Bölümü olarak bu konuya ilişkin bir araştırmada yaptıkları belirterek, şöyle devam etti:
    Üzerinde ne kadar mikroorganizma bulunduğunu tespit etmek için üniversitemiz yerleşkesinde ve hastanemizdeki bilgisayar klavyeleri ve mouselar üzerinde çalıştık. Çalışmamızda bu nesneler üzerinde, çok miktarda patojen, yani insan vücudunda etkili olan mikroorganizmalar, yani mikroplar bulduk. Daha önce de yine, Merkez Bankasından, tuvaletlerden, pazarlardan ve dilencilerden topladığımız paralar üzerinde bir araştırma yapmıştık. Bu çalışmada da özellikle kağıt paralar üzerinde birçok mikroorganizma tespit ettik. Bunların, ellerimizi yeteri kadar yıkamadığımızı gösterdiği çok açık.

    Yorumlar (0) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

    <- Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

    Bannerim

    SABLON DUZENLEME MURATENA.BLOGCU


    More Cool Stuff At POQbum.com

    <
    nilss