|
|
| |
11/18/2009 - Domuz gribi olduğunuzu nasıl anlarsınız??!!
Eğer aynaya baktığınızda kendinizi bu sekilde görürseniz ...
en yakın sağlık kurulusuna gidin..
cünkü domuz gribi oldunuz demektir

birazda gülelim..çok gerildik...
|
|
Yorumlar (5) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı
|
11/5/2009 - YAŞLANDIKÇA ZENGİNLEŞTİĞİNİZİ BİLİYOR MUSUNUZ???????????
YAŞLANDIKÇA ZENGİNLEŞTIGINIZI BILIYOR MUSUNUZ???????????
 Uzunca bir süreden beri SAÇLARINIZDA GÜMÜŞ, DİŞLERİNİZDE ALTIN, BÖBREKLERINIZDE TAŞ, KANINIZDA ŞEKER, AYAKLARINIZDA KURŞUN, DAMARLARINIZDA DEMIR birikiyor. Sonu gelmez bir “TABİİ GAZ” stoku da cabası. Böyle bir servete sahip olduğunuzun farkında mıydınız????
|
|
Yorumlar (2) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı
|
10/27/2009 - DOMUZ GRİBİ’nden korunmak için basit fakat etkili önlemler
Aşağıda okuyacağınız önlemler Dr.Vinay Goyal tarafından
herkesin yararlanabilmesi için yayınlanmıştır. Dr.Vinay Goyal: Yoğun bakım ve Tiroit uzmanıdır. MBBS, DRM DNB. 20 yıldan fazla klinik tecrübesi vardır. Hinduja Hastanesi, Bombay hastanesi, Saife Hastanesi, Tata Memorial hastanesi gibi önemli kurumlarda görev yapmıştır. Şu anda Malad’da, Riddhiviayak Cardiac and Critical center’da
Nükleer ilaç departmanı ve tiroit klinikleri şefi olarak görev yapmaktadır.
DOMUZ GRİBİ’nden korunmak için basit fakat etkili önlemler.
Mikrobun vücuda giriş noktaları yalnızca burun delikleri,
ağız ve boğaz yoluyla olmaktadır.
Çok bulaşıcı bir yapıya sahip olmasından dolayı her türlü önleme karşı H1N1 virüsüyle temas etmekten kaçınmak veya korunmak imkânsızdır.
H1N1 virüsüyle temas etmek virüsün vücutta çoğalması kadar önemli değildir.
Sağlığınız yerinde ve H1N1 hastalık belirtileri göstermiyorken virüsün vücutta üremesini, belirtilerin daha da şiddetlenmesini ve ikincil enfeksiyonları n gelişmesini önlemek için dikkatimizi N95 veya tamiflu gibi ilaçları stoklamaya vermek yerine çoğu bildirgelerde bahsedilmeyen bazı çok basit önlemleri uygulayabiliriz.
1. Ellerin sıklıkla yıkanması ( Bütün bildirgelerde bahsedilmiştir)
2. “Hands-off-the- face” “Ellerinizle yüzünüze dokunmayın” yaklaşımı.
Yemek, banyo ve yara bakımı gibi zorunluluklar dışında yüzünüzün
herhangi bir yerine dokunmaktan kaçınınız.
3. Ilık tuzlu suyla günde iki kere gargara yapınız( tuza güvenmiyorsanı z listerin kullanınız).
H1N1 ‘in boğaz ve burun boşluklarında çoğalıp enfeksiyona sebep olarak karakteristik belirtileri göstermesi için 2 -3 güne ihtiyacı vardır.
Sağlıklı bir kişinin ılık, tuzlu suyla gargara yapmasının etkisi hastalığa yakalanmış olan bir kişinin tamiflu kullanması ile aynıdır.
Bu basit ucuz fakat güçlü önleyici yöntemi küçümsemeyiniz.
4. Yukarıdaki 3. Önleme benzer olarak; Burnunuzun içini en az günde bir kere ılık tuzlu suyla temizleyiniz.
*Günde bir kere burnunuzu sümkürün ve sonra ılık tuzlu suya batırılmış pamuk tamponlarla silerek temizleyiniz.
Bu yolla burnunuzda bulunacak virüs sayısını etkili bir şekilde azaltmış olursunuz.
5. Narenciye suları gibi C vitamin bakımından zengin olan yiyecekler kullanarak doğal bağışıklığınızı güçlendiriniz.
Eğer ilave olarak C vitamin kullanmak zorunda iseniz emilimi artırmak için
mutlaka Çinko ile birlikte alınız.
6. Bitkisel çaylar, çay, kahve gibi sıcak veya ılık içeceklerden içebildiğiniz kadar
çok içiniz. * Sıcak içecekler içmek gargara yapmakla aynı etkiye sahiptir,
fakat ters yöne doğru.
Sıcak içecekler virüsleri yaşamaları mümkün olmayan ortama sahip olan mideye doğru yıkayarak götürürler. H1N1 virüsü mide’de çoğalamaz,
herhangi bir zarar veremez ve hayatiyetini devam ettiremez. (MAİL OLARAK GELDİ PAYLAŞMAK İSTEDİM)
Herkesin faydalanabilmesi için bu bilgiyi lütfen herkese iletiniz. Sağlıklı günler dileğiyle. Dr.Vinay Goyal
|
|
Yorumlar (1) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı
|
9/21/2009 - menüsküs ameliyatım
 bu aralar blog ziyareti yapamıyorum..sağ dizim çok ağrımaya ve bacağım geriden yürümeye başladı..hareketlerim zorlandı..aynı sorunu 4 yıl önce sol bacağımdada olmuştu ve ameliyat olmuştum.doktorumda yapılan tetkikler sonucu hemen ameliyat dedi bende bayram sonrası olsun dedim ..çarşamba günü Allah kısmet ederse ameliyatımı olcağım .. dualarınızı esirgemezsiniz..değilmi..sevgilerimle...

menüsküs: Genel olarak sporcu yaralanması olarak bilinen ve sporcularla özdeşleşen menisküs yırtılması, aslında dikkat etmediği takdirde ev hanımlarının dahi başına gelebilecek bir rahatsızlık. Küçük bir zorlanma, düşme, çarpma, şiddetli bedensel egzersizler, aşırı gerilme gibi hareketler sonucu ortaya çıkan rahatsızlık, erken tedavi edilmemesi durumunda kıkırdak hasarına ve kireçlenmeye yol açabiliyor. Diz ekleminde C ve O şekliyle uyluk ve baldır kemikleri arasında yer alan kıkırdak kıvamında eklem içi yapılar olan menisküs, vücutta eklemleri korumak, uyum ve sıklığını artırmak, beslenmesine yardımcı olmak gibi görevleri de üstleniyor. Menisküsün çeşitli sebeplerden dolayı zedelenmesine, yırtılmasına ve ezilmesine menisküs yaralanması adı veriliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanları küçük de olsa, zorlanma, düşme, çarpma, şiddetli bedensel egzersizler, dizin uyluk altında aşırı iç ve dış dönmesi ya da merdiven çıkarken oluşan aşırı gerilme hareketlerinin her zaman yırtığın oluşmasına yol açabileceğini vurgulandı, özellikle ev hanımlarının temizlik yaparken ve yer silerken dizlerine aşırı ağırlık uyguladıklarını, bunun sonucunda da dizde yıpranmaların meydana geldiğini söyledi. Menisküsün vücut tarafından tamirinin mümkün olmadığının, menisküs yaralanmasının belirtilerini şöyle sıralandı: `Şiddetli ağrı, yırtık, menisküs parçasının iki eklem yüzeyi arasında sıkışması sonucu dizin yarı bükük konumda kilitlenmesi biçiminde ortaya çıkabilir. Bu tip yaralanmaya maruz kalan kişinin dizinde yavaş gelişen şişlik, hareketlerle artan diz ağrısı, bazen de dizde kilitlenme sonucu hareketsizlik hali oluşur.` Menisküs tedavisinde erken teşhisin önem taşıdığı ve yırtık bir menisküsle günlük etkinliklerine devam eden kişilerde yırtığın oluşturduğu düzensizlik sebebiyle eklemin yeterince fonksiyonlarını yerine getiremeyeceği bunun da erken dönemde kıkırdak hasarına, dolayısıyla kireçlenmeye (osteoartrit) yol açtığını kaydetti. (alıntıdır) 
|
|
Yorumlar (6) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı
|
3/2/2009 - Yemekten sonra mutlaka....
Yemekten sonra mutlaka sicak birseyler içiniz... 
 Bu yazı sadece öğünlerden sonra sıcak su içme konusuna değil kalp krizi risklerine değinmektedir. Çinliler ve Japonlar yemeklerinden sonra soğuk su değil sıcak çay içerler. Belki biz de yemekten sonra sıcak bir şeyler içme alışkanlığımızı onlardan edindik.Eğer yemeklerden sonra soğuk şeyler içiyorsanız bu yazı size hitap ediyor. Yemekten sonra soğuk bir şeyler içmek sizi rahatlatabilir. Ancak tükettiğiniz soğuk su katılaşarak yağlı bir madde haline döner ve yavaş bir şekilde sindirilir. Bu asitli tepkime bozularak bağırsakta katı maddelerden daha hızlı bir şekilde emilir. Bir kısmı bağırsağa yapışır.Kısa bir süre sonra tamamen yağ haline döner ve kansere yol açar. Yemekten sonra sıcak su veya çorba içmek en iyisidir. Kalp krizi hakkında önemli birkaç bilgi - Kalp krizi belirtisi her zaman sol kolun uyuşması değildir. Çenedeki şiddetli ağrıların da farkında olun. İlk göğüs ağrınız kalp krizi sırasında gerçekleşmez. (Daha önce mutlaka göğüs ağrınız olmuştur) Mide bulantısı ve şiddetli terleme de önemli kalp krizi belirtilerindendir. Kalp krizi geçiren insanların %60 ı uyurken ölür.Göğüsteki ağrılar sizi uykudan uyandırabilir. Lütfen dikkatli olun ve olanların farkına varın.
Bir kardiyoloji uzmanı diyor ki; Eğer bu mesajı okuyan herkes arkadaşları ile paylaşırsa bir hayat kurtarır. Bu nedenle bu mesajı tüm önemsediğiniz arkadaşlarınızla paylaşın....
|
|
Yorumlar (1) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı
|
2/19/2009 - KAKTUS... ve RADYASYON....
 Kaktüs ! Bu dikenli bitkinin ne işe yaradığını ne için yaratıldığını bileniniz varmı ? Yok tabi unutmayın ki dünyadaki herşey bi amaçla yaratılmıştır. Mesela kaktüs radyosyonu emmekte bu yüzden en büyük nükleer santral yakınlarında tonlarca kaktüs bulunmakta ayrıca geçenlerde istanbulda bir banka şubesi tam 250 adet kaktüs siparısı verdı ne için bilgisayarların yanına koymak için herkes evinde hatta her odada mutlaka kaktüs bulundurmalı .

|
|
Yorumlar (2) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı
|
10/3/2008 - sağlık
Telefona SOL kulağınla cevap ver Günde İKİ kere kahve içme SOĞUK su ile hap alma Akşam 8'ten sonra YEMEK yeme Tükettiğin YAĞLI gıdaların miktarını azalt Sabahları daha çok akşamları daha az SU iç Cep telefonu BATARYAları ile mesafeni uzak tut UZUN süre kulaklık takma Gece 10 sabah 6 en ideal uyuma saatleridir Uyku öncesi İLAÇ aldıktan sonra hemen uzanma Şarjın SON çizgiye inmiş kadar az olduğunda telefona cevap verme, radyasyon 1000 kat fazladır.
|
|
Yorumlar (2) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı
|
9/3/2008 - Su damacanaları öldürüyor
 Bir dahaki sefer su satın alırken evinize gelen plastik damacananın altına dikkatlice bakın. Eğer damacananın altında üçgen geri dönüşüm logosu içinde 3 veya 7 rakamını görüyorsanız bu damacanalar sağlığınız açısından tehlike yaratıyor anlamına geliyor.
Bu geri dönüşüm işareti, damacananın yüksek oranda kimyasal madde içerdiğini gösteriyor. Özellikle de vücuda iki kat daha fazla zarar veren 'biesphenol A' nın yüksek olduğunu gösteriyor. BPA olarak da bilinen 'biesphenol A' kalp sağlığınızı bozuyor ve diabet riskini iki kat arttırıyor. ABD'deki Peninsula Tıp Fakültesi'nde yapılan araştırmalar, BPA'ların karaciğer rahatsızlıklarıyla da bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. İngiltere Gıda Standartları Enstitüsü'nün açıklamasına göre gün içinde almış olduğunuz BPA miktarının vücut ağırlığınızla dengeli bir uyum içinde olması gerekiyor. Sahip olduğunuz kilo başına günde 50 mikrogram kimyasal madde 'normal değer' olarak kabul ediliyor. Yani eğer vücut ağırlığınız 60 kilogram ise gün içinde alabileceğiniz en üst limitin 3000 mikrogram olması gerekiyor. Bu rakamın üstüne çıktığınız anda kalp, diabet ve karaciğer riskiniz iki kat artıyor.
Yüksek kolesterol, kan şekeri düzensizliği, yüksek kan basıncı, kanser ve nörolojik problemlerle de bağlantılı olduğu düşünülen BPA'nın vücuda zararı araştırılmaya devam ediliyor. Amerika'da sağlıklı insanlar üzerinde yapılan araştırmalarda altı yaş üstündeki her on kişiden dokuzunun risk taşıdığı ortaya çıktı. Çünkü gün içinde kullandığınız birçok plastik malzeme BPA içeriyor. BPA kimyasal maddesi bebek biberonundan plastik şişelere kadar yüzlerce plastik malzemede bulunuyor. Konserve kutuları ve hatta CD'ler de buna dahil. Eğer suyunuzu damacana veya şişeler içinde alıyorsanız altındaki üçgen logonun içinde '1' rakamı olmasına dikkat edin. Bu rakam damcananın BPA içermediğini gösteriyor. Kaynak: Star kadın-sağlık Tarih: 11:31:21 25.09.2008
|
|
Yorumlar (3) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı
|
5/14/2008 - BEŞİ BİR YERDE ÇAYI İLE ZAYIFLAYALIM

Arkadaşlar meşhur beşi bir yerde çayını duymuşsunuzdur emenim yaz ayları yaklaştıkça bütün hanımlar kilo verme telaşında.Ben de sizlerle paylaşmak istedim bu konuyu konunun uzmanı değilim ama birçok diyet uzmanından duyduğum ve araştırdığım kadarıyla işe yarıyormuş hem doğal bitkiler olduğu için içim daha rahat.Bende aldım ve kullanmaya başladım günlük 3 bardak içiyorum 4 den fazlası tavsiye edilmiyor zaten tadı o kadar kötü değil aktarlarda bulabilirsiniz.
Beşi bir yerde nasıl hazırlanıyor? Bir litre kaynamış suya birer çay kaşığı mate, yeşil çay, funda, biberiye ve kekik yaprağı atılır. On dakika demlenmesi beklenir ve süzülerek içilir. Baharın ilk günlerindeyiz. Yaza daha üç ay var. Bir başka deyişle kışın aldığınız kilolardan kurtulmanız için üç ay süreniz var. Bu süre yaza sağlıklı ve ‘fit’ girmek için yeter de artar bile. Peki ama nasıl yapmalı, hangi diyetisyene gitmeli, hangi diyetleri günü gününe takip etmeliyiz? Telaşlanmayın! Size bir diyet programı önerecek değiliz. Hemen her aktarda bulabileceğiniz beşi bir yerde formülü ile üç ayda 20 kilo vermeniz mümkün! Nasıl mı? Şöyle: Mate yaprağı, kekik, funda yaprağı, biberiye ve yeşil çaydan oluşan karışımı, günde üç fincan içmeniz yeterli. Biz söylemiyoruz, uzmanlar öyle diyor! Sağlıklı beslenme ve yaşam uzmanı Dr. Ender Saraç, doğal yollardan kilo vermenin insan sağlığı için büyük önem taşıdığını söylüyor. ‘Bitki yaprakları, dengeli bir şekilde kullanıldığında vücuttaki yağları yakmaya ve kolesterolü dengelemeye yardımcı oluyor’ diyen Saraç, bitki çayı diyetiyle ayda beş kilo vermenin mümkün olduğunu vurguluyor. Sağlıklı yaşam uzmanı, bitki karışımlarından elde edilen zayıflama çayının günlük iki veya üç bardaktan fazla içilmemesi gerektiğini ifade ediyor. Saraç, “Diyet çayları hazırlanırken bitkiler kaynatılıyor. Bu yanlış bir uygulama. Doğru ve etkili bir bitki çayı hazırlamak isteyenler, suyu kaynattıktan sonra yaprakların demlenmesini beklesin.” şeklinde konuşuyor. Beslenme Uzmanı ve Diyetisyen Taylan Kümeli ise yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte sağlıklı bir bedene sahip olmak isteyenlerin bitki çaylarına yöneldiğini belirtiyor. Toksinlerin doğal yöntemler sayesinde kolayca atılabileceğine dikkat çeken Kümeli, bitki çaylarının içerisine tatlanması için şeker karıştırılmasının yanlışlığına dikkat çekiyor. Bu karışımların bazı hastalarda alerjiye yol açabileceğini hatırlatan Kümeli, ‘Çabuk zayıflamak için aşırıya kaçmayın.’ uyarısını yapıyor. Mısır Çarşısı’nda şifalı bitkiler satan Sait Develi, yağ sökücü, tok tutucu ve sindirimi kolaylaştırıcı bitki yapraklarından hazırlanan ‘beşi bir yerde’ karışımının son derece etkili olduğu, müşterilerden olumlu tepkiler aldıkları bilgisini veriyor. Mate, yeşil çay, funda, biberiye ve kekik yapraklarının sıcak suda demlenmesiyle oluşan karışım, vüvutta biriken toksin ve ödemi atarak ayda yaklaşık beş kilo vermenizi sağlıyor.
Hangi bitki, ne işe yarıyor? Mate yaprağı: Tüm dünyada obezite tedavisinde kullanılan mate çayı, yağ emilimini engelleyerek vücuttan su atımını kolaylaştırıyor. Her yaşta insanın rahatça kullanabileceği bitki, iştahı kapatarak zayıflamaya yardımcı oluyor. Yeşil çay: Son yıllarda kullanımı bir hayli artan yeşil çay, vücutta biriken toksinleri atarak sindirimi kolaylaştırıyor. Funda yaprağı: İyi bir böbrek çalıştırıcı ve idrar sökücü olan yaprak, bu özelliğiyle zayıflamaya yardımcı oluyor. Biberiye: Yağ eritici ve hazım kolaylaştırıcı bu bitki, vücutta biriken toksinleri atarak ideal bir kiloya kavuşmanızı sağlıyor. Kekik: Halk arasında yaygın olarak kullanılan kekik, sindirimi kolaylaştırarak vücuttaki fazla suyu atarak kilo vermenizi sağlıyor.
ALINTI
|
|
Yorumlar (3) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı
|
3/22/2008 - El Yıkamanın Hayati Önemi
Her türlü mikrobun bulaşmasında araç, yeteri kadar yıkanmayan ellerdir diyen Prof. Dr. Bülent Baysal, bir günde en az 8 kez el yıkanmalıdır. Hastane personelinin ise günde 15-20 defa el yıkaması lazım uyarısında bulundu.
Selçuk Üniversitesi (SÜ) Meram Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bülent Baysal, yeteri kadar yıkanmayan ellerin, her türlü mikrobun bulaşmasında araç olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Baysal, Meram Tıp Fakültesi Hastanesinde görevli hemşirelerin, vatandaşları el yıkama konusunda bilinçlendirmek için, üzerinde ??El Yıkamak Hayat Kurtarır yazılı, yakalara iğnelenebilen küçük kağıtlar bastırıp dağıttıklarını söyledi.
El yıkamak hayat kurtarır sloganının herkes için önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Baysal, ellerin yıkanmasına gerekli önemin verilmemesinin, ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu.
Türk adetlerinde yemekten önce ve sonra el yıkandığını, ayrıca tuvaletten sonra da ellerin mutlaka yıkanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Baysal, Günde ortalama 8 defa ellerin yıkanması lazım, ancak yıkıyor muyuz? Hayır pek çoğumuz yıkamıyoruz. Oysa tüberkülozdan sarılığa kadar, el üzerindeki mikroplardan bulaşan pek çok hastalık var dedi.
HASTANE ENFEKSİYONLARINA KARŞI EL YIKAMA
Tıbbi personelin her girişimden önce ve sonra ellerini yıkaması gerektiğini bildiren Prof. Dr. Bülent Baysal, şunları kaydetti: Tıbbi personel normal vatandaştan daha sıklıkla el yıkamalıdır. Hastane personelinin günde 15-20 defa el yıkanması lazım. Ancak bu öylesine el yıkama şeklinde değil, sabunla, bazı zamanlarda da antiseptikli malzemelerle ellerin yıkanması lazım. Bu alışkanlık, hastane enfeksiyonlarının önlenmesine ciddi katkı sağlayacaktır. El yıkandığı takdirde hiçbir hastalık olmayacaktır. Yoksa sağlık personeli birbirine bu mikropları bulaştırır.
Yıkanmayan ellerin, her türlü mikrobun bulaşmasında araç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Baysal, merdiven korkulukları, telefon ankesörleri gibi ortak kullanılan yerleri ve bilgisayar klavyeleri ve mouselarda çok miktarda mikroorganizma olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Baysal, kısa süre önce Mikrobiyoloji Bölümü olarak bu konuya ilişkin bir araştırmada yaptıkları belirterek, şöyle devam etti: Üzerinde ne kadar mikroorganizma bulunduğunu tespit etmek için üniversitemiz yerleşkesinde ve hastanemizdeki bilgisayar klavyeleri ve mouselar üzerinde çalıştık. Çalışmamızda bu nesneler üzerinde, çok miktarda patojen, yani insan vücudunda etkili olan mikroorganizmalar, yani mikroplar bulduk. Daha önce de yine, Merkez Bankasından, tuvaletlerden, pazarlardan ve dilencilerden topladığımız paralar üzerinde bir araştırma yapmıştık. Bu çalışmada da özellikle kağıt paralar üzerinde birçok mikroorganizma tespit ettik. Bunların, ellerimizi yeteri kadar yıkamadığımızı gösterdiği çok açık.
|
|
Yorumlar (yok) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı
|
3/12/2008 - kalp krizi ve sıcak su
Çinliler ve Japonlar yemeklerinden sonra soğuk su değil sıcak çay içerler. Belki biz de yemekten sonra sıcak bir şeyler içme alışkanlığımızı onlardan edindik. Eğer yemeklerden sonra soğuk şeyler içiyorsanız bu yazı size hitap ediyor. Yemekten sonra soğuk bir şeyler içmek sizi rahatlatabilir. Ancak tükettiğiniz soğuk su katılaşarak yağlı bir madde haline döner ve yavaş bir şekilde sindirilir. Bu asitli tepkime bozularak bağırsakta katı maddelerden daha hızlı bir şekilde emilir. Bir kısmı bağırsağa yapışır. Kısa bir süre sonra tamamen yağ haline döner ve kansere yol açar.
Yemekten sonra sıcak su veya çorba içmek en iyisidir. Kalp krizi hakkında önemli birkaç bilgi - Kalp krizi belirtisi her zaman sol kolun uyuşması değildir. Çenedeki şiddetli ağrıların da farkında olun. <******>******> İlk göğüs ağrınız kalp krizi sırasında gerçekleşmez. (Daha önce mutlaka göğüs ağrınız olmuştur). Mide bulantısı ve şiddetli terleme de önemli kalp krizi belirtilerindendir. Kalp krizi geçiren insanların %60 ı uyurken ölür. Göğüsteki ağrılar sizi uykudan uyandırabilir. Lütfen dikkatli olun ve olanların farkına varın.
Bir kardiyoloji uzmanı diyor ki; Eğer bu mesajı okuyan herkes arkadaşlarına gönderirse bir hayat kurtarır.
|
|
Yorumlar (2) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı
|
3/10/2008 - duyarlılık üzerine
Tanıdığınız tüm bayanlara iletmeniz ricası ile... Orta yaşlı ve düzgün giyimli bir adam sessizce kafeye girerek köşedeki masaya oturur. Garsona sipariş vermek için beklerken yan masadaki gençlerin kendisine bakarak gülüştüklerini fark eder. Belli ki yakasına taktığı küçük pembe kurdele şeklindeki Rozetine gülmektedirler Bu alaylı bakışları görmezden gelen adam, yan masadakilerin bu ısrarlı sırıtmalarına dayanamayarak elini lacivert ceketinin yakasındaki rozete götürerek, 'Bu mu?' diye bakışanlara sorar. Yan masadakiler yüksek sesle gülerek, "Küçük güzel Pembe kurdeleniz lacivert ceketinize pek de yakışmış!' Diyerek sırıtmaya devam ederler.
Orta yaşlı adam bu sözü söyleyen delikanlıya dönerek, Lütfen masama buyurun bunu tartışalım' der Biraz önce tüm sevimsizliğiyle sırıtan delikanlı Sebebini anlamadığı bir utanma ve sıkıntı hissine kapılsa da Gelip masaya oturur. Adam anlaşılır ve yumuşak bir sesle, 'Bu Rozet tüm dünyada, içinde olduğumuz ayda, kadınların arasında meme kanseri bilincini yaygınlaştırmayı ifade ediyor. Ben bu rozeti annemin adına takıyorum' der. Bu açıklama karşısında başkalaşan delikanlı, 'Çok üzüldüm, anneniz meme kanserinden mi öldü' diye sorar. Hayır' diye cevap verir orta yaşlı adam ve devam eder: Annem sağ. Küçük bir çocukken kendimi yalnız hissettiğim korkulu anlarımda her zaman başımı saklayabileceğim ve huzur bulacağım yumuşak bir yuvadır annemin memeleri. Annemin sağlığı için dua ediyorum. Hımmm' diye kekeler delikanlı. 'Bu rozeti karım için takıyorum' diye devam eder orta yaşlı adam. Karınız da herhalde iyi' diye sorar delikanlı. "Evet, evet' der adam Karım benim için aşk ve sevgi kaynağı olmuştur her zaman. 23 yıl önce sevgili kızımızı beslemiştir memesiyle. Karımın sağlığı için Allah'a şükrediyorum.' Sanırım kızınızın sağlığı için de takıyorsunuz? Hayır... Kızımı bir ay önce meme kanseri nedeniyle kaybettik. Yaşının çok genç olduğunu düşünerek ihmal etmiş memesinde fark ettiği kitleyi. Bu nedenle geç kaldık.'Genç delikanlı, yüzündeki utangaç ve üzüntülü bir ifadeyle, "Çok üzgünüm bayım. Özür dilerim' der... Orta yaşlı adam 'Kızımın anısına öğünerek takıyorum Bu küçük pembe kurdeleyi. Bu sayede çevremdekileri de aydınlatabiliyorum. Şimdi evine git, karınla, kızınla, annenle konuş' deyip cebinden çıkardığı küçük pembe kurdele rozetini uzatırken, delikanlı öne eğilir ve Yardım edebilir misiniz?' diye mahcup mahcup sorar.
Bu öyküyü Türkiye Meme Vakfı'ndan Dr. Can Gürbüz gönderdi. Öykünün altına bir de not düşmüş: "Bir mumun, diğer mumu yakarak Aydınlatmasıyla kaybedeceği hiçbir şey yoktur.. Lütfen bu hikâyeyi Yayarak diğer mumları da aydınlatın...
Tüm aydınlıklar kadınların olsun...'
mail olarak geldi paylaşmak istedim bütün kızlara ve annelerine....
bende annemi kanserden 57 yaşında kaybetim....
|
|
Yorumlar (4) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı
|
1/25/2008 - Unutkanlik için İlginç bir tavsiye.
Dr Murat Kinikoglu'ndan Unutkanlik için İlginç bir tavsiye. işe yarıyorsa asrin tavsiyesi olur!!!!...
Unutkanlik için bir tavsiye: Unutkanliktan sikayet etmeyen yok gibi. Muayeneye gelen hastalarimin yuzde doksani esas sikayetlerini anlattiktan sonra bonus olarak bir unutkanlik ilaci yazmami istiyorlar. Hani soyle mucize bir hap olsa da yutsalar unutkanlıkları geçse! Maalesef unutkanlığa iyi geldiği "kesin olarak ispat edilen" hiçbir ilaç yok. (Olsa önce kendim içerdim.)
İngiltere'deki Manchester Metropolitan Üniversitesi nde yapılan sola horizantal planda hareket ettirilmesinin hafızayı %10 güçlendirdiği gösterildi.
Diyelim ki gözlüğünüzü nereye koyduğunuzu veya eski bir tanıdığınızın ismini unuttunuz. Hemen bir koltuğa oturup önce dosdoğru karşıya bakin, sonra basınızı çevirmeden tam olarak sağa, sonra tam olarak sola bakin. Gözküreleriniz iyice sağa, sonra iyice sola dönsün. Bu isi 30 saniye kadar yaptığınızda unuttuğunuz şeyi hatırlıyormuşsunuz. Araştırmacılar bu hareketin beynin iki yarımküresi arasında bir iletişim başlattığını ve hatırlamayı kolaylaştırdığını söylüyorlar. Benden söylemesi, sizden denemesi...
Dr. Murat Kinikoglu
|
|
Yorumlar (1) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı
|
1/18/2008 - TÜRKİYE VE SİGARA
Türkiye ve Sigara
Türkiye'de halen 17 milyon sigara içicisi olduğu tahmin edilmektedir.
Sigara alabilmek için Türk halkı ortalama günde peşin ve nakit olarak 17 milyon dolar harcamaktadır. Yıllık sigara harcamaları 6.5 milyar doları bulmaktadır.
Bilimsel çalışma sonuçlarına göre sigara içen 17 milyon kişiden 4 milyonu hayatından 7 yıl, 4 milyonu 22 yıl kaybederek öleceklerdir. Türkiye verimli çağında, yetişmiş 4 milyon insan gücü kaybedecektir.
Sigaranın neden olduğu 50 hastalık nedeniyle Türkiye'nin yıllık sağlık harcamasının 2 milyar dolar civarında olduğu hesaplanmaktadır. Türk vatandaşları sigara satın almak ve neden olduğu hastalıkları tedavi ettirmek için yılda 8.5 milyar dolar harcamaktadırlar.
Sigara neden benzeri olmayan bir sağlık sorunudur

-
Her dozu zararlıdır.
-
Vücudun her kısmına zarar veren binlerce kimyasal içerir.
-
Yüksek bağımlılık yapıcı etkiye sahiptir.
-
Dünyanın en güçlü endüstrisi tarafından saldırgan reklam ve promosyon taktikleri ile satılır.
-
Sadece kullanana değil, maruz kalana da zarar verir.
-
Üreticinin önerdiği gibi kullanıldığında kullanıcıyı öldürür.
400 sigarayla yapılmış bir deney bu.günde 1 paket sigara tüketen bir kişi için 20 gün 2 paket içen bir kişi için 10 gün içtiği sigara adedi kadar.Yıllarca sigara içerek vücuda nasıl eziyet ettiğinizi izleyin ve görün.
http://blog.haberturk.com/worldandmessage/yaziD.asp?yID=51010&kID=111
www.ssuk.org.tr
bu yazıyı http://sigarayibiraktim.blogcu.com/ aldım teşekkürler
|
|
Yorumlar (1) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı
|
1/5/2008 - GRİP AŞISI HK. ÇOK ÖNEMLİ!!!!!!!
GRIP ASISI HAKKINDA -(mail geldi paylaşmak istedim)
Çok Onemli Sevgili arkadaslar,
Bu konuyla ilgili biraz aciklama yapip
kimsenin basina gelmemesini
de ozellikle diliyorum.
Simdi bu hastaligi ve sonuclarini biraz
anlatmak istiyorum.
Babam 76 yasinda ve 65 yas uzerindeki herkesin olmasi
onerildigi
Grip asisini yaklasik 6 senedir her eylulde oluyor. Genel saglik
durumu
yasina gore mukemmel olan babam ve annem
yaklasik 6 ay Cesme'de yasiyorlar
ve bu aşı Cesme'de olmadigi icin 3 hafta once Izmir'den
getirtiyorlar.
Bayramdan onceki pazartesi babamda
dayanilmaz sirt agrilari basliyor ve
adale tutulmasi dusunulerek
Voltaren tedavisi yapiliyor fakat hicbir sonuc
alinamiyor ve biz de tam bu sirada
Bayram tatili icin onlarin yanina Izmire gittik.
bu arada Ankara'da Dr olan ablam
telefonla surekli kontol ediyor
babam da inatla Ankara'ya gitmeye direniyor;
sonucta bayramin
birinci gunubabami banyoda yere dusmus bulduk
ve bir daha ayaga kalkamadi
Apar topar
Ankaraya goturduk Teshisi zaten ablam
asistanlik doneminde rastladigi bir
hastayi hatirlayarak koymustu;
hastaligin ismi"Guillian-Barre sendromu"
grip asisinin yan etkilerinden biri hastalik
2 hafta kulucka devresinden
sonra ortaya cikiyor virus
vucudun immun sistemini yikiyor sinir uclarini
iltihaplandirip vucudun sinir sistemini reddetmesini sagliyor
corap gibi
bacaklardan baslayip kollar akciger ve beyini de sarip 2 hafta
icinde
olduruyor. Tek tedavisi özel bir ilacla oluyor ve maalesef
3.dunya
ulkerine bu ilaci Almanya cok az veriyor. ªu anda Ezcacilik
odasinin elinde
var ancak 550 hasta bekledigi icin stok yetmediginden vermiyor
ilacin satis fiyati inanilmaz ama 10 gr.1milyar.
ve toplam 550 gr gerekiyor.
Bizler
sansli azinlik olarak temin edebildik,
diger hastalarin dabulacagini umit ediyorum.
Su anda babam agir da olsa yurumeye basladi
sadece yuzunde felc
var ama bu hicbirsey degil kisacasi hayatta ve bunda herkesin
katkisi var
tekrar tesekkurler soyledigi sey de, "Birakin burnum kizarana
kadar Selpak mendil kullanayim nezleden perisan olayim
gripten yatak dosek yatayim ancak
bir daha asi olmayayim"...
Herkesin saglikli oldugu guzel bir hafta diliyor ve
bu hastaligin bizlere cok seyler kattigini dusunuyorum.
Sevgi ve saglik sizlerle olsun
Sibel Demiralp
HAYAT BU KADAR UCUZMU......
|
|
Yorumlar (2) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı
|
7/20/2007 - T.C. Adalet Bakanligi Duyusu
T.C.
ADALET BAKANLIĞI
BİLGİ İŞLEM DAİRESİ BAŞKANLIĞI HALKIMIZA UYARI
Son günlerde karşılaşılan, sosyal sağlık tehdidi oluşturan, halka açık yerlerde kötü niyetli şahısların; Hepatit ve türevleri, AIDS; gibi bulaşıcı hastalık dağıtma girişimleri ile ilgili istihbaratlar alınmış ve bunların tüm yazılı, görsel basın ve Internet aracılığıyla en hızlı şekilde halkımıza iletilmesi zorunluluğu doğmuştur.
Bu nedenle;
Enfeksiyonlu iğne uçlarının vücudumuzun herhangi bir yerinde kana karışabilecek enfekte istemine karşı;
-Sinema, tiyatro, konser salonu gibi; kalabalık izleyici kitlesine sahip kapalı alanlarda, bizlere ayrılan koltuklara oturmadan önce, ışıklar henüz yanıyorken, koltuklarımızın üzerini kontrol etmemiz,
-Halka açık Telekom Ankesörlü Telefon'larını kullanırken jetonumuzu geri almamız sırasında jeton iade gözüne elimizi dikkatlice ve kontrol ederek sokmamız,
-Restaurant ve benzeri yeme – içme mekanlarında kürdan kullanmamamız, en azından kapalı ambalajda kürdanları tercih etmemiz,
önerilmektedir.
Bu uyarı niteliğindeki dosya, tüm İlçe Emniyet Teşkilat'larına ve Internet yoluyla siz ve sizin gibi etkin Internet kullanıcısı halkımıza bir ön bilgi olarak gönderilmiştir. Bu dosyayı kişisel iletişim dahilinde ki tüm tanıdıklarınıza ve akrabalarınıza iletmenizi, halkımızın sağlığı ve refahı için zorunlu bir durum olarak görmekteyim.
Turan Açikmese Adalet Bakanlığı
Tetkik Hakimi
T.C. ADALET BAKANLIĞI
06659 KIZILAY / ANKARA
TEL: 90 (312) 417 77 70

|
|
Yorumlar (1) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı
|
7/1/2007 - Rahim ağzı kanseri
ARKADAŞLAR LÜTFENNN BU YAZIYIII DİKKATLİCE OKUYUNUZ!!!!!
Son zamanlarda basında da sürekli söz edilen ve kadınlar arasında gittikce yaygılasan en önemliside tuvalettenten bıle bulastığı sanılan bir kanser türünden hepinize bahsetmek istiyorum..
LÜTFEN HEPİMİZ BİLGİLENELİM VEDE KENDİMİZE DİKKAT EDELİM.......
Rahim ağzı kanseri, kadınlarda meme kanserinden sonra en sık görülen kanser türleri arasında bulunuyor. Erken yakalanması durumunda rahim ağzı kanseri olan kadınların yüzde 95'inden fazlasında iyileşme sağlanıyor. Teşhis için ise 'Pap Smear Testi'nin önemi ortaya çıkıyor.Pap smear testi, aynı zamanda enfeksiyon varlığını ve ileride kansere dönüşebilecek normal dışı hücreleri de saptayabilir." Pap Smear Testi'ni Kadın Aile Sağlığı Merkezlerinde ücretsizde yaptırabilirsiniz.Size en yakın merkezi öğrenmek için ALO 153' ü arayabilirsiniz Rahim ağzı kanserinden dolayı dünyada her 2 dakikada, 1 kadın hayatını kaybediyor.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, her yıl 240 bin kadın bu hastalık sebebiyle yaşamını yitiriyor.
Tüm kanser türlerinde olduğu gibi bu hastalıktan da korunmak mümkün...
Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, rahim ağzı kanseri konusunda erken teşhise dikkat çekerek, "Mutlaka hanımların özellikle 20-30 yaş arasındaki hanımların yılda en az 1 kez doktora giderek pap-smear dediğimiz hücre taramalarını yaptırmaları bununla ilgili olarak rahim ağzı kanserinin bir ön bulgusu varsa, bunun tespit edilip bunun tedavi edilmesi" dedi.
Tüm dünyada çığır açan ve ilk kez bir kanser türüne karşı geliştirilen aşı ise hastalıktan korunma konusunda büyük umut oldu.
Aşı, 15-26 yaş arasındaki kadınlara yapılabiliyor.
Prof. Dr. Bülent Tıraş, "Elimizde 7 yıla ait veriler bulunmaktadır; hiç virüsle karşılaşmamış kişilerin, eğer aşılarsanız bu rahim ağzı kanserine karşı şu andaki veriler 5 yıl içerisinde yüzde yüz gibi bir koruma sağladığı yönünde" diye bilgi vermektedir.
LÜTFEN HEPİMİZ DİKKATLİ OLALIM KORUNMAK BİZİM ELİMİZDE
bu arada ben annemi 10 yıl önce rahim ağzı kanserinden kaybettim.sigara içtiği için çok kısa bir sürede ciğerlerine attı ve 5.5 ay gibi bir süre içindede bizi terk etti.sigara bu hastalığı tetikliyor,sigara içmaseydi......bizde annesiz kaldık.
|
|
Yorumlar (1) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı
|
Bannerim
SABLON DUZENLEME MURATENA.BLOGCU
More Cool Stuff At POQbum.com
<            
|
| |
|