www.nilss.blogcu.com



Site içi arama

Image and video hosting by TinyPic
nilss
Kategorilerim
Son eklenenler
Arkadaşlarım
Son 10 yorum
Bağlantılar
Online yorum

Hayatta her seçim bir....
Kaybediştir........
Seni kaybetmeyi seçeni...
Sen kazanmaya........
Çalışma........
Kalacak olan yerini.....
Gidecek olan yolunu....
BELİRLEMİŞTİR...
nilss....

My House on Web




Get your own Poll!













Fikrimuhim.com
Ana sayfam Profilim Arşivler Rss akışı


11/18/2009 - Domuz gribi olduğunuzu nasıl anlarsınız??!!

Kategori SAGLIK

Eğer aynaya baktığınızda kendinizi bu sekilde görürseniz ...

en yakın sağlık kurulusuna gidin..

cünkü domuz gribi oldunuz demektir

birazda gülelim..çok gerildik...

Yorumlar (5) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

11/5/2009 - YAŞLANDIKÇA ZENGİNLEŞTİĞİNİZİ BİLİYOR MUSUNUZ???????????

Kategori SAGLIK

YAŞLANDIKÇA ZENGİNLEŞTIGINIZI BILIYOR MUSUNUZ???????????

 Image001
 

 
Uzunca bir süreden beri
SAÇLARINIZDA GÜMÜŞ,
 DİŞLERİNİZDE ALTIN,
 BÖBREKLERINIZDE TAŞ, 
 KANINIZDA ŞEKER,
 AYAKLARINIZDA KURŞUN,
 DAMARLARINIZDA DEMIR
 birikiyor.
 Sonu gelmez bir “TABİİ GAZ” stoku da cabası.
 

 Böyle bir servete sahip olduğunuzun farkında mıydınız????

Yorumlar (2) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

10/27/2009 - DOMUZ GRİBİ’nden korunmak için basit fakat etkili önlemler

Kategori SAGLIK

Aşağıda okuyacağınız önlemler Dr.Vinay Goyal tarafından

herkesin yararlanabilmesi için yayınlanmıştır.
Dr.Vinay Goyal: Yoğun bakım ve Tiroit uzmanıdır. MBBS, DRM DNB.
20 yıldan fazla klinik tecrübesi vardır. Hinduja Hastanesi, Bombay hastanesi, Saife Hastanesi, Tata Memorial hastanesi gibi önemli kurumlarda görev yapmıştır.
Şu anda Malad’da, Riddhiviayak Cardiac and Critical center’da

Nükleer ilaç departmanı ve tiroit klinikleri şefi olarak görev yapmaktadır.

DOMUZ GRİBİ’nden korunmak için basit fakat etkili önlemler.

Mikrobun vücuda giriş noktaları yalnızca burun delikleri,

 ağız ve boğaz yoluyla olmaktadır.

 Çok bulaşıcı bir yapıya sahip olmasından dolayı her türlü önleme karşı H1N1 virüsüyle temas etmekten kaçınmak veya korunmak imkânsızdır.

H1N1 virüsüyle temas etmek virüsün vücutta çoğalması kadar önemli değildir.

Sağlığınız yerinde ve H1N1 hastalık belirtileri göstermiyorken virüsün vücutta üremesini, belirtilerin daha da şiddetlenmesini ve ikincil enfeksiyonları n gelişmesini önlemek için dikkatimizi N95 veya tamiflu gibi ilaçları stoklamaya vermek yerine çoğu bildirgelerde bahsedilmeyen bazı çok basit önlemleri uygulayabiliriz.


1.      Ellerin sıklıkla yıkanması ( Bütün bildirgelerde bahsedilmiştir)


2.     “Hands-off-the- face” “Ellerinizle yüzünüze dokunmayın” yaklaşımı.

Yemek, banyo ve yara bakımı gibi zorunluluklar dışında yüzünüzün

herhangi bir yerine dokunmaktan kaçınınız.


3.     Ilık tuzlu suyla günde iki kere gargara yapınız( tuza güvenmiyorsanı z listerin kullanınız). 

 H1N1 ‘in boğaz ve burun boşluklarında çoğalıp enfeksiyona sebep olarak karakteristik belirtileri göstermesi için 2 -3 güne ihtiyacı vardır. 

 Sağlıklı bir kişinin ılık, tuzlu suyla gargara yapmasının etkisi hastalığa yakalanmış olan bir kişinin tamiflu kullanması ile aynıdır.

Bu basit ucuz fakat güçlü önleyici yöntemi küçümsemeyiniz.


4.     Yukarıdaki 3. Önleme benzer olarak; Burnunuzun içini en az günde bir kere ılık tuzlu suyla temizleyiniz. 

*Günde bir kere burnunuzu sümkürün ve sonra ılık tuzlu suya batırılmış pamuk tamponlarla silerek temizleyiniz.

 Bu yolla burnunuzda bulunacak virüs sayısını etkili bir şekilde azaltmış olursunuz.


5.     Narenciye suları gibi C vitamin bakımından zengin olan yiyecekler kullanarak doğal bağışıklığınızı güçlendiriniz.

 Eğer ilave olarak C vitamin kullanmak zorunda iseniz emilimi artırmak için

mutlaka Çinko ile birlikte alınız.


6.     Bitkisel çaylar, çay, kahve gibi sıcak veya ılık içeceklerden içebildiğiniz kadar

 çok içiniz. * Sıcak içecekler içmek gargara yapmakla aynı etkiye sahiptir,

fakat ters yöne doğru.

 Sıcak içecekler virüsleri yaşamaları mümkün olmayan ortama sahip olan mideye doğru yıkayarak götürürler. H1N1 virüsü mide’de çoğalamaz,

herhangi bir zarar veremez ve hayatiyetini devam ettiremez.
(MAİL OLARAK GELDİ PAYLAŞMAK İSTEDİM)

Herkesin faydalanabilmesi için bu bilgiyi lütfen  herkese iletiniz.
Sağlıklı günler dileğiyle.
Dr.Vinay Goyal

 

Yorumlar (1) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

9/27/2009 - teşekkürler...

Kategori SAGLIK

            nihayet iyileşiyorum........



operasyonumu başarı ile gerçekleştiren ARTE ÖZEL HEKİMKÖY HASTANESİ  

Ortopedi Ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. CENK ÖZTÜRK 'e...ve EKİP'ine.....

ben bir anneyim ...
duygu sömürüsü yapıp ağlamama dayanamayan ve izmir'den Ankara'ya gelen KIZIMA.....

işinden izin alıp ameliyatımda benden önce hastaneye gelen OĞLUMA....

dizimdeki ağrının başladığı günden itibaren benimle koşturan ve hep yanımda olan EŞİME....

her zaman yanımda olan KARDEŞLERİME...HÜSNÜ'ye...YEĞENLERİME...

kızımı bana hemen yollayan oğlum ALPER'e...

beni unutmayan ,arayan,ziyaretime gelen,bloguma yorum ve not bırakan bütün ARKADAŞLARIMA...DOSTLARIMA...KOMŞULARIMA....

          insanın seveni olması ne kadar önemli....
                                              

Yorumlar (9) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

9/21/2009 - menüsküs ameliyatım

Kategori SAGLIK



bu aralar blog ziyareti yapamıyorum..sağ dizim çok ağrımaya ve bacağım geriden yürümeye başladı..hareketlerim zorlandı..aynı sorunu 4 yıl önce sol bacağımdada olmuştu ve ameliyat olmuştum.doktorumda yapılan tetkikler sonucu hemen ameliyat dedi bende bayram sonrası olsun dedim ..çarşamba günü Allah kısmet ederse ameliyatımı olcağım ..
dualarınızı esirgemezsiniz..değilmi..sevgilerimle...

                            

menüsküs:
Genel olarak sporcu yaralanması olarak bilinen ve sporcularla özdeşleşen menisküs yırtılması, aslında dikkat etmediği takdirde ev hanımlarının dahi başına gelebilecek bir rahatsızlık. Küçük bir zorlanma, düşme, çarpma, şiddetli bedensel egzersizler, aşırı gerilme gibi hareketler sonucu ortaya çıkan rahatsızlık, erken tedavi edilmemesi durumunda kıkırdak hasarına ve kireçlenmeye yol açabiliyor. Diz ekleminde C ve O şekliyle uyluk ve baldır kemikleri arasında yer alan kıkırdak kıvamında eklem içi yapılar olan menisküs, vücutta eklemleri korumak, uyum ve sıklığını artırmak, beslenmesine yardımcı olmak gibi görevleri de üstleniyor. Menisküsün çeşitli sebeplerden dolayı zedelenmesine, yırtılmasına ve ezilmesine menisküs yaralanması adı veriliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanları küçük de olsa, zorlanma, düşme, çarpma, şiddetli bedensel egzersizler, dizin uyluk altında aşırı iç ve dış dönmesi ya da merdiven çıkarken oluşan aşırı gerilme hareketlerinin her zaman yırtığın oluşmasına yol açabileceğini vurgulandı, özellikle ev hanımlarının temizlik yaparken ve yer silerken dizlerine aşırı ağırlık uyguladıklarını, bunun sonucunda da dizde yıpranmaların meydana geldiğini söyledi. Menisküsün vücut tarafından tamirinin mümkün olmadığının, menisküs yaralanmasının belirtilerini şöyle sıralandı: `Şiddetli ağrı, yırtık, menisküs parçasının iki eklem yüzeyi arasında sıkışması sonucu dizin yarı bükük konumda kilitlenmesi biçiminde ortaya çıkabilir. Bu tip yaralanmaya maruz kalan kişinin dizinde yavaş gelişen şişlik, hareketlerle artan diz ağrısı, bazen de dizde kilitlenme sonucu hareketsizlik hali oluşur.` Menisküs tedavisinde erken teşhisin önem taşıdığı ve yırtık bir menisküsle günlük etkinliklerine devam eden kişilerde yırtığın oluşturduğu düzensizlik sebebiyle eklemin yeterince fonksiyonlarını yerine getiremeyeceği bunun da erken dönemde kıkırdak hasarına, dolayısıyla kireçlenmeye (osteoartrit) yol açtığını kaydetti. (alıntıdır)
               

Yorumlar (6) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

3/2/2009 - Yemekten sonra mutlaka....

Kategori SAGLIK


Yemekten sonra mutlaka sicak birseyler içiniz...

Bu yazı sadece öğünlerden sonra sıcak su içme
konusuna değil kalp krizi risklerine değinmektedir. Çinliler ve Japonlar yemeklerinden sonra soğuk su değil sıcak çay içerler. Belki biz de yemekten sonra sıcak bir şeyler içme alışkanlığımızı onlardan edindik.Eğer yemeklerden sonra soğuk şeyler içiyorsanız bu yazı size hitap ediyor. Yemekten sonra soğuk bir şeyler içmek sizi rahatlatabilir.
Ancak tükettiğiniz soğuk su katılaşarak yağlı bir madde haline döner ve yavaş bir şekilde sindirilir. Bu asitli tepkime bozularak bağırsakta katı
maddelerden daha hızlı bir şekilde emilir. Bir kısmı bağırsağa yapışır.Kısa bir süre sonra tamamen yağ haline döner ve kansere yol açar. Yemekten
sonra sıcak su veya çorba içmek en iyisidir.
Kalp krizi hakkında önemli birkaç bilgi - Kalp krizi belirtisi her zaman sol kolun uyuşması değildir. Çenedeki şiddetli ağrıların da farkında olun.
İlk göğüs ağrınız kalp krizi sırasında gerçekleşmez. (Daha önce mutlaka göğüs ağrınız olmuştur) Mide bulantısı ve şiddetli terleme de önemli kalp
krizi belirtilerindendir. Kalp krizi geçiren insanların %60 ı uyurken ölür.Göğüsteki ağrılar sizi uykudan uyandırabilir. Lütfen dikkatli olun ve olanların farkına varın.

Bir kardiyoloji uzmanı diyor ki; Eğer bu mesajı okuyan herkes arkadaşları ile paylaşırsa  bir hayat kurtarır. Bu nedenle bu mesajı tüm önemsediğiniz
arkadaşlarınızla paylaşın....
 

Yorumlar (1) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

2/19/2009 - KAKTUS... ve RADYASYON....

Kategori SAGLIK

                                                          

Kaktüs ! 

Bu dikenli bitkinin ne işe yaradığını ne için yaratıldığını bileniniz varmı ?
 Yok tabi unutmayın ki dünyadaki herşey bi amaçla yaratılmıştır. Mesela kaktüs radyosyonu emmekte bu yüzden en büyük nükleer santral yakınlarında tonlarca kaktüs bulunmakta ayrıca geçenlerde istanbulda bir banka şubesi tam 250 adet kaktüs siparısı verdı ne için bilgisayarların yanına koymak için herkes evinde hatta her odada mutlaka kaktüs bulundurmalı .
                       

Yorumlar (2) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

10/3/2008 - sağlık

Kategori SAGLIK

  Telefona SOL kulağınla cevap ver

  Günde İKİ kere kahve içme

  SOĞUK su ile hap alma

  Akşam 8'ten sonra YEMEK yeme

  Tükettiğin YAĞLI gıdaların miktarını azalt

  Sabahları daha çok akşamları daha az SU iç

  Cep telefonu BATARYAları ile mesafeni uzak tut

  UZUN süre kulaklık takma

  Gece 10 sabah 6 en ideal uyuma saatleridir

  Uyku öncesi İLAÇ aldıktan sonra hemen uzanma

  Şarjın SON çizgiye inmiş kadar az olduğunda telefona cevap verme,
            radyasyon 1000 kat       fazladır.

Yorumlar (2) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

9/3/2008 - Su damacanaları öldürüyor

Kategori SAGLIK

Su damacanaları öldürüyor
Bir dahaki sefer su satın alırken evinize gelen plastik damacananın altına dikkatlice bakın.
 
Eğer  damacananın altında üçgen geri dönüşüm logosu içinde 3 veya 7 rakamını görüyorsanız bu damacanalar sağlığınız açısından tehlike yaratıyor anlamına geliyor.

Bu geri dönüşüm işareti,  damacananın yüksek oranda kimyasal madde içerdiğini gösteriyor. Özellikle de vücuda iki kat daha fazla zarar veren 'biesphenol A' nın yüksek olduğunu gösteriyor. BPA olarak da bilinen 'biesphenol A' kalp sağlığınızı bozuyor ve diabet riskini iki kat arttırıyor.

ABD'deki Peninsula Tıp Fakültesi'nde yapılan araştırmalar, BPA'ların karaciğer rahatsızlıklarıyla da bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.


İngiltere Gıda Standartları Enstitüsü'nün açıklamasına göre gün içinde almış olduğunuz BPA miktarının vücut ağırlığınızla dengeli bir uyum içinde olması gerekiyor. Sahip olduğunuz kilo başına günde 50 mikrogram kimyasal madde 'normal değer' olarak kabul ediliyor. Yani eğer vücut ağırlığınız 60 kilogram ise gün içinde alabileceğiniz en üst limitin 3000 mikrogram olması gerekiyor. Bu rakamın üstüne çıktığınız anda kalp, diabet ve karaciğer riskiniz iki kat artıyor.

Yüksek kolesterol, kan şekeri düzensizliği, yüksek kan basıncı, kanser ve nörolojik problemlerle de bağlantılı olduğu düşünülen BPA'nın vücuda zararı araştırılmaya devam ediliyor.

Amerika'da sağlıklı insanlar üzerinde yapılan araştırmalarda altı yaş üstündeki her on kişiden dokuzunun risk taşıdığı ortaya çıktı. Çünkü gün içinde kullandığınız birçok plastik malzeme BPA içeriyor. BPA kimyasal maddesi bebek biberonundan plastik şişelere kadar yüzlerce plastik malzemede bulunuyor. Konserve kutuları ve hatta CD'ler de buna dahil.

Eğer suyunuzu damacana veya şişeler içinde alıyorsanız altındaki üçgen logonun içinde '1' rakamı olmasına dikkat edin. Bu rakam damcananın BPA içermediğini gösteriyor.

Kaynak: Star kadın-sağlık

Tarih: 11:31:21 25.09.2008

Yorumlar (3) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

5/14/2008 - BEŞİ BİR YERDE ÇAYI İLE ZAYIFLAYALIM

Kategori SAGLIK

 



Arkadaşlar meşhur beşi bir yerde çayını duymuşsunuzdur emenim yaz ayları yaklaştıkça bütün hanımlar kilo verme telaşında.Ben de sizlerle paylaşmak istedim bu konuyu konunun uzmanı değilim ama birçok diyet uzmanından duyduğum ve araştırdığım kadarıyla işe yarıyormuş hem doğal bitkiler olduğu için içim daha rahat.Bende aldım ve kullanmaya başladım günlük 3 bardak içiyorum 4 den fazlası tavsiye edilmiyor zaten tadı o kadar kötü değil aktarlarda bulabilirsiniz.

Beşi bir yerde nasıl hazırlanıyor?
Bir litre kaynamış suya birer çay kaşığı mate, yeşil çay, funda, biberiye ve kekik yaprağı atılır. On dakika demlenmesi beklenir ve süzülerek içilir.
Baharın ilk günlerindeyiz. Yaza daha üç ay var. Bir başka deyişle kışın aldığınız kilolardan kurtulmanız için üç ay süreniz var. Bu süre yaza sağlıklı ve ‘fit’ girmek için yeter de artar bile. Peki ama nasıl yapmalı, hangi diyetisyene gitmeli, hangi diyetleri günü gününe takip etmeliyiz? Telaşlanmayın! Size bir diyet programı önerecek değiliz. Hemen her aktarda bulabileceğiniz beşi bir yerde formülü ile üç ayda 20 kilo vermeniz mümkün! Nasıl mı? Şöyle: Mate yaprağı, kekik, funda yaprağı, biberiye ve yeşil çaydan oluşan karışımı, günde üç fincan içmeniz yeterli. Biz söylemiyoruz, uzmanlar öyle diyor!
Sağlıklı beslenme ve yaşam uzmanı Dr. Ender Saraç, doğal yollardan kilo vermenin insan sağlığı için büyük önem taşıdığını söylüyor. ‘Bitki yaprakları, dengeli bir şekilde kullanıldığında vücuttaki yağları yakmaya ve kolesterolü dengelemeye yardımcı oluyor’ diyen Saraç, bitki çayı diyetiyle ayda beş kilo vermenin mümkün olduğunu vurguluyor. Sağlıklı yaşam uzmanı, bitki karışımlarından elde edilen zayıflama çayının günlük iki veya üç bardaktan fazla içilmemesi gerektiğini ifade ediyor. Saraç, “Diyet çayları hazırlanırken bitkiler kaynatılıyor. Bu yanlış bir uygulama. Doğru ve etkili bir bitki çayı hazırlamak isteyenler, suyu kaynattıktan sonra yaprakların demlenmesini beklesin.” şeklinde konuşuyor.
Beslenme Uzmanı ve Diyetisyen Taylan Kümeli ise yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte sağlıklı bir bedene sahip olmak isteyenlerin bitki çaylarına yöneldiğini belirtiyor. Toksinlerin doğal yöntemler sayesinde kolayca atılabileceğine dikkat çeken Kümeli, bitki çaylarının içerisine tatlanması için şeker karıştırılmasının yanlışlığına dikkat çekiyor. Bu karışımların bazı hastalarda alerjiye yol açabileceğini hatırlatan Kümeli, ‘Çabuk zayıflamak için aşırıya kaçmayın.’ uyarısını yapıyor.
Mısır Çarşısı’nda şifalı bitkiler satan Sait Develi, yağ sökücü, tok tutucu ve sindirimi kolaylaştırıcı bitki yapraklarından hazırlanan ‘beşi bir yerde’ karışımının son derece etkili olduğu, müşterilerden olumlu tepkiler aldıkları bilgisini veriyor. Mate, yeşil çay, funda, biberiye ve kekik yapraklarının sıcak suda demlenmesiyle oluşan karışım, vüvutta biriken toksin ve ödemi atarak ayda yaklaşık beş kilo vermenizi sağlıyor.

Hangi bitki, ne işe yarıyor?
Mate yaprağı: Tüm dünyada obezite tedavisinde kullanılan mate çayı, yağ emilimini engelleyerek vücuttan su atımını kolaylaştırıyor. Her yaşta insanın rahatça kullanabileceği bitki, iştahı kapatarak zayıflamaya yardımcı oluyor.
Yeşil çay: Son yıllarda kullanımı bir hayli artan yeşil çay, vücutta biriken toksinleri atarak sindirimi kolaylaştırıyor.
Funda yaprağı: İyi bir böbrek çalıştırıcı ve idrar sökücü olan yaprak, bu özelliğiyle zayıflamaya yardımcı oluyor.
Biberiye: Yağ eritici ve hazım kolaylaştırıcı bu bitki, vücutta biriken toksinleri atarak ideal bir kiloya kavuşmanızı sağlıyor.
Kekik: Halk arasında yaygın olarak kullanılan kekik, sindirimi kolaylaştırarak vücuttaki fazla suyu atarak kilo vermenizi sağlıyor.

ALINTI
 
bu yazıyı http://lalezar-lalezar.blogspot.com/ arkadaşımda gördüm ilginizi çeker belki diye bende yayınlayım dedim.lalezar arkadaşıma teşekkürler..

Yorumlar (3) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

3/22/2008 - El Yıkamanın Hayati Önemi

Kategori SAGLIK

Her türlü mikrobun bulaşmasında araç, yeteri kadar yıkanmayan ellerdir diyen Prof. Dr. Bülent Baysal, bir günde en az 8 kez el yıkanmalıdır. Hastane personelinin ise günde 15-20 defa el yıkaması lazım uyarısında bulundu.

Selçuk Üniversitesi (SÜ) Meram Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bülent Baysal, yeteri kadar yıkanmayan ellerin, her türlü mikrobun bulaşmasında araç olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Baysal, Meram Tıp Fakültesi Hastanesinde görevli hemşirelerin, vatandaşları el yıkama konusunda bilinçlendirmek için, üzerinde ??El Yıkamak Hayat Kurtarır yazılı, yakalara iğnelenebilen küçük kağıtlar bastırıp dağıttıklarını söyledi.

El yıkamak hayat kurtarır sloganının herkes için önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Baysal, ellerin yıkanmasına gerekli önemin verilmemesinin, ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Türk adetlerinde yemekten önce ve sonra el yıkandığını, ayrıca tuvaletten sonra da ellerin mutlaka yıkanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Baysal, Günde ortalama 8 defa ellerin yıkanması lazım, ancak yıkıyor muyuz? Hayır pek çoğumuz yıkamıyoruz. Oysa tüberkülozdan sarılığa kadar, el üzerindeki mikroplardan bulaşan pek çok hastalık var dedi.

HASTANE ENFEKSİYONLARINA KARŞI EL YIKAMA

Tıbbi personelin her girişimden önce ve sonra ellerini yıkaması gerektiğini bildiren Prof. Dr. Bülent Baysal, şunları kaydetti:
Tıbbi personel normal vatandaştan daha sıklıkla el yıkamalıdır. Hastane personelinin günde 15-20 defa el yıkanması lazım. Ancak bu öylesine el yıkama şeklinde değil, sabunla, bazı zamanlarda da antiseptikli malzemelerle ellerin yıkanması lazım. Bu alışkanlık, hastane enfeksiyonlarının önlenmesine ciddi katkı sağlayacaktır. El yıkandığı takdirde hiçbir hastalık olmayacaktır. Yoksa sağlık personeli birbirine bu mikropları bulaştırır.

Yıkanmayan ellerin, her türlü mikrobun bulaşmasında araç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Baysal, merdiven korkulukları, telefon ankesörleri gibi ortak kullanılan yerleri ve bilgisayar klavyeleri ve mouselarda çok miktarda mikroorganizma olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Baysal, kısa süre önce Mikrobiyoloji Bölümü olarak bu konuya ilişkin bir araştırmada yaptıkları belirterek, şöyle devam etti:
Üzerinde ne kadar mikroorganizma bulunduğunu tespit etmek için üniversitemiz yerleşkesinde ve hastanemizdeki bilgisayar klavyeleri ve mouselar üzerinde çalıştık. Çalışmamızda bu nesneler üzerinde, çok miktarda patojen, yani insan vücudunda etkili olan mikroorganizmalar, yani mikroplar bulduk. Daha önce de yine, Merkez Bankasından, tuvaletlerden, pazarlardan ve dilencilerden topladığımız paralar üzerinde bir araştırma yapmıştık. Bu çalışmada da özellikle kağıt paralar üzerinde birçok mikroorganizma tespit ettik. Bunların, ellerimizi yeteri kadar yıkamadığımızı gösterdiği çok açık.

Yorumlar (yok) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

3/12/2008 - kalp krizi ve sıcak su

Kategori SAGLIK

Çinliler ve Japonlar
yemeklerinden sonra soğuk su değil sıcak çay içerler. Belki biz de yemekten
sonra sıcak bir şeyler içme alışkanlığımızı onlardan edindik.
Eğer yemeklerden sonra soğuk şeyler içiyorsanız bu yazı size
hitap ediyor. Yemekten sonra soğuk bir şeyler içmek sizi rahatlatabilir
.
Ancak tükettiğiniz soğuk su katılaşarak yağlı bir madde haline döner ve
yavaş bir şekilde sindirilir. Bu asitli tepkime bozularak bağırsakta katı
maddelerden daha hızlı bir şekilde emilir. Bir kısmı bağırsağa yapışır.
Kısa bir süre sonra tamamen yağ haline döner ve kansere yol açar.

Yemekten sonra sıcak su veya çorba içmek en iyisidir.
Kalp krizi hakkında önemli birkaç bilgi - Kalp krizi belirtisi her zaman
sol kolun uyuşması değildir. Çenedeki şiddetli ağrıların da farkında olun. <******>
İlk göğüs ağrınız kalp krizi sırasında gerçekleşmez. (Daha önce mutlaka
göğüs ağrınız olmuştur). Mide bulantısı ve şiddetli terleme de önemli kalp
krizi belirtilerindendir. Kalp krizi geçiren insanların %60 ı uyurken ölür.
Göğüsteki ağrılar sizi uykudan uyandırabilir. Lütfen dikkatli olun ve
olanların farkına varın
.

Bir kardiyoloji uzmanı diyor ki; Eğer bu mesajı okuyan herkes arkadaşlarına
gönderirse bir hayat kurtarır.

Yorumlar (2) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

3/10/2008 - duyarlılık üzerine

Kategori SAGLIK

Tanıdığınız tüm bayanlara iletmeniz ricası ile...
  Orta yaşlı ve düzgün giyimli bir adam sessizce kafeye girerek köşedeki
  masaya oturur. Garsona sipariş vermek için beklerken yan masadaki
  gençlerin kendisine bakarak gülüştüklerini fark eder. Belli ki yakasına
  taktığı küçük pembe kurdele şeklindeki Rozetine gülmektedirler Bu
  alaylı bakışları görmezden gelen adam, yan masadakilerin bu ısrarlı
  sırıtmalarına dayanamayarak elini lacivert ceketinin yakasındaki
  rozete götürerek, 'Bu mu?' diye bakışanlara sorar. Yan masadakiler
  yüksek sesle gülerek, "Küçük güzel Pembe kurdeleniz lacivert
  ceketinize pek de yakışmış!' Diyerek sırıtmaya devam ederler.

     Orta
  yaşlı adam bu sözü söyleyen delikanlıya dönerek, Lütfen masama buyurun
  bunu tartışalım' der Biraz önce tüm sevimsizliğiyle sırıtan delikanlı
  Sebebini anlamadığı bir utanma ve sıkıntı hissine kapılsa da Gelip
  masaya oturur. Adam anlaşılır ve yumuşak bir sesle, 'Bu Rozet tüm
  dünyada, içinde olduğumuz ayda, kadınların arasında meme kanseri
  bilincini yaygınlaştırmayı ifade ediyor. Ben bu rozeti annemin adına
  takıyorum' der. Bu açıklama karşısında başkalaşan delikanlı, 'Çok
  üzüldüm, anneniz meme kanserinden mi öldü' diye sorar.
  Hayır' diye cevap verir orta yaşlı adam ve devam eder: Annem sağ.
  Küçük bir çocukken kendimi yalnız hissettiğim korkulu anlarımda her
  zaman başımı saklayabileceğim ve huzur bulacağım yumuşak bir yuvadır
  annemin memeleri.
  Annemin sağlığı için dua ediyorum. Hımmm' diye kekeler delikanlı. 'Bu
  rozeti karım için takıyorum' diye devam eder orta yaşlı adam. Karınız
  da herhalde iyi' diye sorar delikanlı. "Evet, evet' der adam Karım
  benim için aşk ve sevgi kaynağı olmuştur her zaman. 23 yıl önce
  sevgili kızımızı beslemiştir memesiyle. Karımın sağlığı için Allah'a
  şükrediyorum.' Sanırım kızınızın sağlığı için de takıyorsunuz?
  Hayır... Kızımı bir ay önce meme kanseri nedeniyle kaybettik. Yaşının
  çok genç olduğunu düşünerek ihmal etmiş memesinde fark ettiği kitleyi.
  Bu nedenle geç kaldık.'Genç delikanlı, yüzündeki utangaç ve üzüntülü
  bir ifadeyle, "Çok üzgünüm bayım.
  Özür dilerim' der... Orta yaşlı adam 'Kızımın anısına öğünerek
  takıyorum Bu küçük pembe kurdeleyi. Bu sayede çevremdekileri de
  aydınlatabiliyorum. Şimdi evine git, karınla, kızınla, annenle konuş'
  deyip cebinden çıkardığı küçük pembe kurdele rozetini uzatırken,
  delikanlı öne eğilir ve Yardım edebilir misiniz?' diye mahcup mahcup
  sorar.

Bu öyküyü Türkiye Meme Vakfı'ndan Dr. Can Gürbüz gönderdi.
  Öykünün altına bir de not düşmüş:
  "Bir mumun, diğer mumu yakarak Aydınlatmasıyla kaybedeceği hiçbir şey
  yoktur.. Lütfen bu hikâyeyi Yayarak diğer mumları da aydınlatın...

             Tüm aydınlıklar kadınların olsun...'

 

mail olarak geldi paylaşmak istedim bütün kızlara ve annelerine....

bende annemi kanserden 57 yaşında kaybetim....


 

 

Yorumlar (4) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

1/25/2008 - Unutkanlik için İlginç bir tavsiye.

Kategori SAGLIK

Dr Murat Kinikoglu'ndan Unutkanlik için İlginç bir tavsiye.
işe yarıyorsa asrin tavsiyesi olur!!!!...

Unutkanlik için bir tavsiye:
 Unutkanliktan sikayet etmeyen yok gibi.
 Muayeneye gelen hastalarimin yuzde doksani esas sikayetlerini anlattiktan
sonra bonus olarak bir unutkanlik ilaci yazmami istiyorlar.
Hani soyle mucize bir hap  olsa da yutsalar unutkanlıkları geçse!
Maalesef unutkanlığa iyi geldiği "kesin olarak ispat edilen" hiçbir ilaç
yok.
(Olsa önce kendim içerdim.)

İngiltere'deki Manchester Metropolitan Üniversitesi nde yapılan  sola
horizantal planda hareket ettirilmesinin hafızayı %10 güçlendirdiği
gösterildi.

Diyelim ki gözlüğünüzü nereye  koyduğunuzu veya eski bir tanıdığınızın
ismini unuttunuz.
Hemen bir koltuğa  oturup önce dosdoğru karşıya bakin, sonra basınızı
çevirmeden tam olarak sağa, sonra tam olarak sola bakin.
Gözküreleriniz iyice sağa, sonra iyice sola dönsün. Bu isi 30 saniye kadar
yaptığınızda unuttuğunuz şeyi  hatırlıyormuşsunuz.
Araştırmacılar bu hareketin beynin iki yarımküresi arasında bir iletişim
başlattığını ve hatırlamayı kolaylaştırdığını söylüyorlar.
Benden söylemesi, sizden denemesi...

Dr. Murat Kinikoglu

Yorumlar (1) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

1/18/2008 - TÜRKİYE VE SİGARA

Kategori SAGLIK

    

Türkiye ve Sigara

Türkiye'de halen 17 milyon sigara içicisi olduğu tahmin edilmektedir.

Sigara alabilmek için Türk halkı ortalama günde peşin ve nakit olarak 17 milyon dolar harcamaktadır. Yıllık sigara harcamaları 6.5 milyar doları bulmaktadır.

Bilimsel çalışma sonuçlarına göre sigara içen 17 milyon kişiden 4 milyonu hayatından 7 yıl, 4 milyonu 22 yıl kaybederek öleceklerdir. Türkiye verimli çağında, yetişmiş 4 milyon insan gücü kaybedecektir.

Sigaranın neden olduğu 50 hastalık nedeniyle Türkiye'nin yıllık sağlık harcamasının 2 milyar dolar civarında olduğu hesaplanmaktadır. Türk vatandaşları sigara satın almak ve neden olduğu hastalıkları tedavi ettirmek için yılda 8.5 milyar dolar harcamaktadırlar.

Sigara neden benzeri olmayan bir sağlık sorunudur

  • Her dozu zararlıdır.
  • Vücudun her kısmına zarar veren binlerce kimyasal içerir.
  • Yüksek bağımlılık yapıcı etkiye sahiptir.
  • Dünyanın en güçlü endüstrisi tarafından saldırgan reklam ve promosyon taktikleri ile satılır.
  • Sadece kullanana değil, maruz kalana da zarar verir.
  • Üreticinin önerdiği gibi kullanıldığında kullanıcıyı öldürür.

400 sigarayla yapılmış bir deney bu.günde 1 paket sigara tüketen bir kişi için 20 gün 2 paket içen bir kişi için 10 gün içtiği sigara adedi kadar.Yıllarca sigara içerek vücuda nasıl eziyet ettiğinizi izleyin ve görün.

 

http://blog.haberturk.com/worldandmessage/yaziD.asp?yID=51010&kID=111

www.ssuk.org.tr

bu yazıyı http://sigarayibiraktim.blogcu.com/ aldım teşekkürler

Yorumlar (1) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

1/5/2008 - GRİP AŞISI HK. ÇOK ÖNEMLİ!!!!!!!

Kategori SAGLIK

GRIP ASISI HAKKINDA -(mail geldi paylaşmak istedim)

 Çok Onemli Sevgili arkadaslar,

 Bu konuyla ilgili biraz aciklama yapip

kimsenin basina gelmemesini

de ozellikle diliyorum.

Simdi bu hastaligi ve sonuclarini biraz

anlatmak istiyorum.

Babam 76 yasinda ve 65 yas uzerindeki herkesin olmasi

onerildigi

Grip asisini yaklasik 6 senedir her eylulde oluyor. Genel saglik

durumu

yasina gore mukemmel olan babam ve annem

yaklasik 6 ay Cesme'de yasiyorlar

ve bu aşı Cesme'de olmadigi icin 3 hafta once Izmir'den

getirtiyorlar.

Bayramdan onceki pazartesi babamda

dayanilmaz sirt agrilari basliyor ve

 

adale tutulmasi dusunulerek

 Voltaren tedavisi yapiliyor fakat hicbir sonuc

alinamiyor ve biz de tam bu sirada

Bayram tatili icin onlarin yanina Izmire gittik.

 bu arada Ankara'da Dr olan ablam

 telefonla surekli kontol ediyor

babam da inatla Ankara'ya gitmeye direniyor;

 sonucta bayramin

birinci gunubabami banyoda yere dusmus bulduk

ve bir daha ayaga kalkamadi

Apar topar

Ankaraya goturduk Teshisi zaten ablam

asistanlik doneminde rastladigi bir

hastayi hatirlayarak koymustu;

hastaligin ismi"Guillian-Barre sendromu"

grip asisinin yan etkilerinden biri hastalik

 2 hafta kulucka devresinden

sonra ortaya cikiyor virus

vucudun immun sistemini yikiyor sinir uclarini

iltihaplandirip vucudun sinir sistemini reddetmesini sagliyor

corap gibi

bacaklardan baslayip kollar akciger ve beyini de sarip 2 hafta

icinde

olduruyor. Tek tedavisi özel bir ilacla oluyor ve maalesef

3.dunya

ulkerine bu ilaci Almanya cok az veriyor. ªu anda Ezcacilik

odasinin elinde

var ancak 550 hasta bekledigi icin stok yetmediginden vermiyor

ilacin satis fiyati inanilmaz ama 10 gr.1milyar.

ve toplam 550 gr gerekiyor.

Bizler

sansli azinlik olarak temin edebildik,

 diger hastalarin dabulacagini umit ediyorum.

Su anda babam agir da olsa yurumeye basladi

 sadece yuzunde felc

var ama bu hicbirsey degil kisacasi hayatta ve bunda herkesin

katkisi var

tekrar tesekkurler soyledigi sey de, "Birakin burnum kizarana

kadar Selpak mendil kullanayim nezleden perisan olayim

gripten yatak dosek yatayim ancak

bir daha asi olmayayim"...

Herkesin saglikli oldugu guzel bir hafta diliyor ve

 bu hastaligin bizlere cok seyler kattigini dusunuyorum.

Sevgi ve saglik sizlerle olsun

 

                 Sibel Demiralp

 HAYAT BU KADAR UCUZMU......

Yorumlar (2) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

8/23/2007 - RAHİM AĞZI KANSERİ

Kategori SAGLIK

 LÜTFEN SİZDE YAYINLAYIN.

HPV ve rahim ağzı kanseri hakkında bilgilenmeniz amacıyla bu e-kartı  burada yayınlamak istedim
Bu konuda daha fazla bilgi için lütfen www.rahimagzikanseri.org adresini ziyaret ediniz.

Eğer yukarıdaki link çalışmıyorsa, aşağıdaki adresi kopyalayıp tarayıcınızın adres satırına yapıştırınız:
www.rahimagzikanseri.org

Yorumlar (2) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

7/22/2007 - Her İçeceğin Bir Saati Var

Kategori SAGLIK

Sıvı gıdaların tüketimi vücudumuzun hem sağlığı hem de güzelliği için çok önemli. Ancak her içeceğin de bir saati var.
   
Sağlıklı bir vücudun ihtiyaç duyduğu başlıca içecek su ama sağlığınız için diğer içeceklere de gün içersinde yer vermelisiniz. Çünkü organizmanın sudan başka sıvılara da ihtiyacı var. Ancak her içeceğin bir saati var. Organizmanın gün içersindeki taleplerine en iyi yanıtı verebilecek içeceği içmek kadar, ne zaman içmek gerektiğini de bilmekte yarar var. İşte uzmanların sıvı alımıyla ilgili önerileri:

* Uyanınca 1 bardak ılık su için:
Oda ısısında bekletilmiş 1 bardak su içmek, böbrek ve bağırsakların işlevini artırarak vücudu toksinlerden temizler.

* Kahvaltıda 1 fincan kahve için:
Kahvaltıda enerji veren bir içeceği tercih edin. Gün ortasına kadar sizi formda tutup, zihni uyarır ve konsantrasyonu artırır.

* Ara öğünde 1 bardak taze meyve suyu için:
Meyve suyu özellikle sıcak havalarda terle kaybedilen vitamin ve mineral tuzlarının geri alımını sağlar.

* Yemekten sonra hazmı kolaylaştıran 1 fincan çayı tercih edin:
Çay; hem hazmı kolaylaştırır, hem de içeriğindeki tein maddesi nedeniyle genelde bu saatlerde baş gösteren uyku halini engelleyerek canlılık verir.

(netten alıntı)
Yorumlar (7) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

7/20/2007 - T.C. Adalet Bakanligi Duyusu

Kategori SAGLIK

T.C.

ADALET BAKANLIĞI

BİLGİ İŞLEM DAİRESİ BAŞKANLIĞI
HALKIMIZA UYARI

  Son günlerde karşılaşılan, sosyal sağlık tehdidi oluşturan, halka açık yerlerde kötü niyetli şahısların; Hepatit ve türevleri, AIDS; gibi bulaşıcı hastalık dağıtma girişimleri ile ilgili istihbaratlar alınmış ve bunların tüm yazılı, görsel basın ve Internet aracılığıyla en hızlı şekilde halkımıza iletilmesi zorunluluğu doğmuştur.

  Bu nedenle;

Enfeksiyonlu iğne uçlarının vücudumuzun herhangi bir yerinde kana karışabilecek enfekte istemine karşı;

-Sinema, tiyatro, konser salonu gibi; kalabalık izleyici kitlesine sahip kapalı alanlarda, bizlere ayrılan koltuklara oturmadan önce, ışıklar henüz yanıyorken, koltuklarımızın üzerini kontrol etmemiz,

-Halka açık Telekom Ankesörlü Telefon'larını kullanırken jetonumuzu geri almamız sırasında jeton iade gözüne elimizi dikkatlice ve kontrol ederek sokmamız,

-Restaurant ve benzeri yeme – içme mekanlarında kürdan kullanmamamız, en azından kapalı ambalajda kürdanları tercih etmemiz,

önerilmektedir.

Bu uyarı niteliğindeki dosya, tüm İlçe Emniyet Teşkilat'larına ve Internet yoluyla siz ve sizin gibi etkin Internet kullanıcısı halkımıza bir ön bilgi olarak gönderilmiştir. Bu dosyayı kişisel iletişim dahilinde ki tüm tanıdıklarınıza ve akrabalarınıza iletmenizi, halkımızın sağlığı ve refahı için zorunlu bir durum olarak görmekteyim.

 
Turan Açikmese
Adalet Bakanlığı

Tetkik Hakimi

 

T.C. ADALET BAKANLIĞI

06659 KIZILAY / ANKARA

TEL:  90 (312) 417 77 70

Yorumlar (1) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

7/1/2007 - Rahim ağzı kanseri

Kategori SAGLIK

ARKADAŞLAR  LÜTFENNN BU YAZIYIII DİKKATLİCE OKUYUNUZ!!!!!

Son zamanlarda basında da sürekli söz edilen ve kadınlar arasında gittikce yaygılasan en önemliside tuvalettenten bıle bulastığı sanılan bir kanser türünden hepinize bahsetmek istiyorum..

     LÜTFEN HEPİMİZ BİLGİLENELİM VEDE KENDİMİZE DİKKAT EDELİM.......

Rahim ağzı kanseri, kadınlarda meme kanserinden sonra en sık görülen kanser türleri arasında bulunuyor. Erken yakalanması durumunda rahim ağzı kanseri olan kadınların yüzde 95'inden fazlasında iyileşme sağlanıyor. Teşhis için ise 'Pap Smear Testi'nin önemi ortaya çıkıyor.Pap smear testi, aynı zamanda enfeksiyon varlığını ve ileride kansere dönüşebilecek normal dışı hücreleri de saptayabilir." Pap Smear Testi'ni Kadın Aile Sağlığı Merkezlerinde ücretsizde yaptırabilirsiniz.Size en yakın merkezi öğrenmek için ALO  153' ü arayabilirsiniz
Rahim ağzı kanserinden dolayı dünyada her 2 dakikada, 1 kadın hayatını kaybediyor.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, her yıl 240 bin kadın bu hastalık sebebiyle yaşamını yitiriyor.

Tüm kanser türlerinde olduğu gibi bu hastalıktan da korunmak mümkün...

Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, rahim ağzı kanseri konusunda erken teşhise dikkat çekerek, "Mutlaka hanımların özellikle 20-30 yaş arasındaki hanımların yılda en az 1 kez doktora giderek pap-smear dediğimiz hücre taramalarını yaptırmaları bununla ilgili olarak rahim ağzı kanserinin bir ön bulgusu varsa, bunun tespit edilip bunun tedavi edilmesi" dedi.

Tüm dünyada çığır açan ve ilk kez bir kanser türüne karşı geliştirilen aşı ise hastalıktan korunma konusunda büyük umut oldu.

Aşı, 15-26 yaş arasındaki kadınlara yapılabiliyor.

Prof. Dr. Bülent Tıraş, "Elimizde 7 yıla ait veriler bulunmaktadır; hiç virüsle karşılaşmamış kişilerin, eğer aşılarsanız bu rahim ağzı kanserine karşı şu andaki veriler 5 yıl içerisinde yüzde yüz gibi bir koruma sağladığı yönünde" diye bilgi vermektedir.

LÜTFEN HEPİMİZ DİKKATLİ OLALIM KORUNMAK BİZİM ELİMİZDE

bu arada ben annemi 10 yıl önce rahim ağzı kanserinden kaybettim.sigara içtiği için çok kısa bir sürede ciğerlerine attı ve 5.5 ay gibi bir süre içindede bizi terk etti.sigara bu hastalığı tetikliyor,sigara içmaseydi......bizde annesiz kaldık.

http://gardenya70.blogcu.com/ alıntı yaptım tşk.

Yorumlar (1) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Bannerim

SABLON DUZENLEME MURATENA.BLOGCU


More Cool Stuff At POQbum.com

<
nilss